Ben, yazılarımla ancak "suare" izletecek bir yaşa geldim. Fakat işyerimin kapısına "geleceğim" yazılı bir karton asıp, bu kitapta sunulan matineyi izleyeceğim.
Hüsrev Hatemi
Hüseyin Akın, öncelikle şair. Belki de bundan, bütün şair-denemeciler gibi iyi bir denemeci. Cemal Süreya'nın demesiyle "bay düzyazı" ile "şiir hanım"ı birleştiren bir biçemi var onun.
Baki Ayhan T.
Kitapta ilk dikkat çeken şey, yazıların su gibi akıp gitmesi. Okurken, sıkılmak nedir bilmiyorsunuz. Orijinal fikirler, parlak düşünceler, gerekli bilgiler... Hepsi mevcut. Hüseyin Akın, bizlere, sadece neyi kaybettiğimizi değil, nasıl kaybettiğimizi de hatırlatıyor.
İbrahim Tenekeci SİTE:www.kitapyurdu.com
%23
indirimli
Liste Fiyatı: 7,00 YTL.
Kitapyurdu Fiyatı: 5,39 YTL.
Tedarik süresi yaklaşık 3 gün
Kazanacağınız puan: 10
Yayın Yılı: 2007 İthal Kağıt 145 sayfa 13,5x19,5 cm Karton Kapak ISBN:9944598057 Dili: TÜRKÇE
Geçmiş Günler Matinesi, Hüseyin Akın’a ait bir deneme kitabı. Mayıs sonu, Artus Kitap’tan çıktı. Hoş, akıcı, ironik üslubun ürünü kitap, okurları adına geçmiş günlerin çetelesini çıkarmış adeta. Üç fasıldan mürekkep çetelenin ilk bölümü kitabın taksimatına uygun ve yaraşır konumda…
Kardeş Payı…
Anlamlı bir başlık. Akın okurları için sürpriz değil ama. Zira onu okuyanlar, başlık ve içerik noktasında ne kadar mâhir, başarılı, üretken ve derin kurgulara sahip olduğunu iyi bilirler.
Ne var Kardeş Payı’nda? İnsanlığın evrensel değerlerinin üleştirilmesi, dağılım ve paylaşımı tabi ki.
Aşk, içsellik, aşkınlık, ağlamak, bahar, bilgi, şiir, gıybet gibi metaforik öğeler bunlardan yalnız birkaçı.
İnsanı, insan yapan değerleri nominal ölçekten çıkarıp geniş ve derunî bir perspektifle okura servis yapıyor yazar. Bu vesileyle okur, hissesine düşen kardeş payını terkine alıp giderken yol boyunca içedönük bir anlatı ile konuşuyor habire.
Bu da okuru, daha bir içselleştirip modern, seküler zihniyete karşı direnişim havasına sokmakla kalmıyor öte yandan çağdaş kavram ve terimler üzerinde yine, yeniden düşünmeye sevk ediyor.
Tınısal kavramlarla edebî terminolojiyi iyi biliyor Akın. Sözcüklerin mahremiyetine halel getirmeksizin, onları zarından sıyırıp çekirdeklerinden ayıklayarak günışığına çıkartırken yeni, yepyeni karşılıklarını da beraberinde getiriyor.
Siz; aşk’ı, bahar’ı, ölüm’ü doğal sirkülasyonu içinde karşılayıp uğurlamaya hazırlanırken kavramlara giydirilen envai anlamlar karşısında enikonu şaşkına dönüp yine sözcüklerden müteşekkil akıl oyunlarının kah çağrışımsal imgeleri ve kah gösterimsel objeleri üzerinde duyuş ve düşünüş mekanizmalarınızı harekete geçirmek zorunda kalıyorsunuz. Okunsal bu zindeliğin merkezini tabi ki ironi oluşturuyor.
İronide hayli tecrübeli Akın. Söz oyunlarını, sanatsal imgeleri ustaca kurguluyor. Sanırım şâir kimliği bunda etkin ve etken…
Kitabın ikinci bölümü, Ne ise Ne…
İlk bölümde bizi kavramların metaforik yüzleri üzerinde düşünmeye yeniden sevk eden yazar, ikinci bölümde hayatımıza giren ve çoğu zaman aklımızı teğet geçen nesnelerle tanıştırıyor. Objektif bir duruş sergiliyor. Zira idea’lar âleminden nesneler dünyasına geçiyoruz bu fasılda.
İlk bakışta bildiğimiz, sıradan, basit nesneler bunlar ve fakat okuma faslına geçtiğimizde nesnelerin de bir dili olduğunu anlıyor ve bu anlayış karşısında yine afallamadan edemiyoruz. Çünkü ne menteşe, mengene, cep telefonu, kürdan ne de yüzük, çaykaşığı, düğme kendi nesnellikleriyle çıkıyor karşımıza.
Tersine, nesneliklerinden sıyrılıp (objektivizm) ayrı bir hüviyete bürünüyorlar (subjektivizm)
Bu fasılda geleneğin söz sanatlarından teşhis ile intak’ı güncelleştirip okurlarını nesnelerle yüzleştirmeye davet ediyor Akın.
Amacı nedir, net olarak bilebilmiyoruz. Ancak dolaylı da olsa, post-modernizmin arak ve ereklerine karşı daha hassas olmamız gerektiğini söylüyor gibi yahut en azından bize öyle geliyor. Zira iki dünya savaşı atlatıp içinde bulunduğumuz vetirede mutsuz bir dönem geçiren insanlığa, nesnelere karşı daha duyarlı ve içten davranılması gerektiğini salık veriyor gibi.
Üçüncü bölüm film adamlar başlığını taşıyor, popüler bir çizgiye kayıyor, modeller üzerinde yoğunlaşıyor. Kavramlarla nesnelerden sonra üçüncü bir metafor irdeleniyor bu bölümde; modelizm…
Böylece insan denen varlığın pinkodlarını çözüp bunu sacayağına bağlıyor Akın.
Kavramlar, nesneler, modeller…
Kimler var bu modelizm yazgısında?
Kategorik bir üslupla cevaplayalım hemen:
*Cisimleri ölse de isimleri yaşayanlar: Kemal Sunal, Hulusi Kentmen, Adile Naşit, Hasan Nail Canat gibi…
**Cisimleri gibi isimleri de yaşayanlar: Türkan Şoray, Kadir Çöpdemir, Cem Yılmaz gibi…
Modellerin/sanatçıların portrelerini çizerken belgesel bir dil kullanıyor yazar. Okuru kimi zaman hüzünlendiren, kimi zamansa gülümseten anlatı tarzına hakim metafor yine ironi.
Sunuyu, suaresini yaşadığını söyleyen ve bu arada geçmiş günler matinesi’ni ilgiyle, severek okuduğunu belirten Hüsrev Hatemi kaleme almış.
Arka kapakta ise iki âşina isim... Sevgili Baki Ayhan T. ile İbrahim Tenekeci’nin dosya hakkındaki veciz görüşleri…
Özgün, saygın, kalıcı kısacası prestij kitaplar sloganıyla edebiyat sahnesine çıkan Artus Kitap, manifestosuna uygun bir şekilde hareket ediyor.
Bakalım Eylül’de bizi daha kaç usta kalemle tanıştıracak…
Hata bildirimi: Bulunduğunuz ürün sayfasında karşılaştığınız yazım, anlam vb. hataları bu form yolu ile bildirmeniz, hataları daha hızlı düzeltmemize yardımcı olacaktır. İşbirliğiniz için teşekkür ederiz.
kitapyurdu.com'da ödeme seçenekleri olarak Visa, Master ve Dinners kartlar ile havale, eft kabul edilmektedir.
kartlara taksit yapılmaktadır.
Tel: 0212-5198720 Faks: 0212-5191584 Alemdar mh. Güzel Sanatlar sk. No:9 34410 Cağaloğlu-İstanbul Türkiye
Gizlilik ve Güvenlik Politikası
Bu sitenin JavaScript kodları İnternet Explorer'a göre hazırlanmıştır. Diğer Tarayıcılarda problem yaşayabilirsiniz.
www.kitapyurdu.com