|
katılan
4 kişi, katılmayan
2 kişi
|
3kağıt 15.05.2008
|
nazım hikmetin başyapıtıdır.her lise öğrencisinin yalayıp yutması gereken kitaptır.nazım hikmetin erken dönem şiirsel arayışı veya son dönem sovyetik rejim altında sıkışma durumundan uzak muhteşem bir kitaptır
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
2 kişi, katılmayan
2 kişi
|
oyuşş 29.04.2008
|
bence herkes muıtlaa okumalı nazım burda da bi harikaydı
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
2 kişi, katılmayan
1 kişi
|
melancholia 24.04.2008
|
kitap cidden ' MEMLEKETİMİZDEN İNSAN MANZARALARI ' alın ve okuyun derim...
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
5 kişi, katılmayan
yok
|
maidream 16.02.2008
|
NAZIM HİKMET türk şiirinde farklı bir çığır aşan insan.dünyanın bir çok ülkesinde tanınan bir şairimiz ama bizim ülkemiz tarafında gerçek değeri verilmemiş biridir..
bu şiir kitabında memleketini "anadolu sürat katarı"adına bir trenin içinden yansıtıyor bizlere. o tern içindeki insanlara anadolunun her yerinde rastlanabilir. bu kadar iç içe yaşayan insaların geçmişlerini sanki kendi her biri imşite kendi yaşamış gibi anlatıyor...
ve bu şiir kitabından alınan bazı parçalr ülkemizde ço kkişi tarafında bestelenmiştir..
bence herekesin gerçekten okuması gereken bir şiir kitabı...
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
3 kişi, katılmayan
yok
|
gazetecilik 09.02.2008
|
anadoludan da ötelere insanımın kokusunu kelime kelime işlemiş üstad kalemiyle!
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
1 kişi, katılmayan
1 kişi
|
yasin urhan 10.01.2008
|
Şiirin büyülü dili Anadolu insanın zengin beşeri kültür birikimlerini ve bu coğrafyanın panaromasını anlatıyor bu eserde. Bu büyülü dil usta bir elde yoğrulunca ortaya bu eser çıkmış
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
1 kişi, katılmayan
1 kişi
|
KARTALİST_58 03.12.2007
|
Haydarpaşa garında
1941 baharında
saat on beş.
Diyerek baslayan eserde Nazım her dizesiyle değil her sözcüğüyle aşık olduğu Türk İnsanını ve yaşayışını anlatmış.
Toprak göz alabldiğine
dümdüz
çırılçıplak
ve kırmızı bibrer gibi acı
Gibi dizeleriyle de Türk insanını yaşadığı zor ama güzel coğrafyayı da anlatıyor. Nazım'ın en iyi olmasa da en tanınan eseri
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
2 kişi, katılmayan
1 kişi
|
panaroma 13.06.2007
|
Nazım Hikmet bence Anadolu'yu şiire yansıtmakta olağanüstü bir yetenek.Okuduğum şiir kitabımıydı yoksa çevresinde gördüğü insanların başından geçen olaylar konusunda sergiledikleri ruh hallerini sessizce bir kenarda izleyen ve bize anlatan bir canlımıydı anlamadım.Ruh çözümlemelerini tek tek yapmak yerine tiyatro sahnelerindeki gibi sayfada ne kadar insan varsa hepsinin halini birbiride eriterek yazması olay içinde şiirsellikle öykü arası farklı bir dünyanın kapılarını açmıştır.Özellikle Doktor Faik Bey'in ölmeden önceki düşünce dünyası ve öldüğünde koridordaki insanların halleri çok gerçekçi ve insanın bunları gözünde canlandıramaması imkansız.
Ülkemizde çoğu insanın hala onu anlamadığını ve ona gösterilen hatadan ders almayıp aynı hataları başka yazarlara da göstermeye devam ettiğimizi düşünüyorum.NAZIM HİKMET VATAN SEVGİSİNDEN SONUNA KADAR VAZGEÇMEYEN YERİ DOLDURULMAZ BİR YAZAR VE KİTAPLARI DA İNSANIMIZA AYNA TUTAN EŞSİZ KAYNAKLAR.
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
3 kişi, katılmayan
1 kişi
|
vak 09.06.2007
|
angina pektoris demiş ne kadar da güzel betimlemiş kalbi besleyen en can damarlardan birinin tıkanması ve ardından seslenmiş kendini bilmezlere ankara palasa yavrum ankara palasa. kimin ne kadar memleket sevdalısı ne kadar hain olduğunu muhteşşem satırlarla bir manzara gibi önümüze koymuş.. diyor ki EY SEVGİLİ BANA ELİNİ UZAT, ÖPECEK DEĞİLİM!!! YENİ BİR DÜNYA KURMAK İÇİN GÖTÜRECEĞİM... bunun üstüne laf edilemez NAZIM hocamın delisi olduğunu söylemek isterim o kadar çok şey anlatmak istiyorum ki onunla ilgili en iyisi bir yerden başlayın ve bu muhteşşem yapıyı alın okuyun.. kendinizi yaşamış hissedersiniz...
Katılıyorum
Katılmıyorum
|
|
katılan
3 kişi, katılmayan
yok
|
kızıl ada 05.04.2007
|
Bir başyapıt! Muhteşem bir eser...
Nazım'ı, şiirini, bilen bilir zaten. Ama bu kitap, bir şiir kitabı olmaktan öte, muhteşem bir halk destanı. Tam da Nazım'a yakışır şekilde, onun muhteşem dili ve müthiş gözlemleriyle. Yazan Nazım olunca, kahramanlarımızın prensler prensesler değil, memuru işçisi köylüsüyle, kadını erkeği genci yaşlısıyla, aramızdan birileri olduğunu belirtmeye gerek var mı?
Bu şiir-destan-roman arası eseri okurken, aynı zamanda bir film izler gibi oluyorsunuz. Usta'nın gözlemleri o kadar güçlü, o kadar net ki; sanki bir yönetmen çevikliğiyle, kamerasını bir trenin içindeki sohbetten trenin geçtiği kasabada yaşananlara, oradan bir damda alıcıya takılmış yaralı inleyen bir kuşa ve alt katta, yaralı kuştan habersiz radyosunun yine bozulmasına hayıflanan bir adama çevirebiliyor hızla. Daha neler neler..
Tam anlamıyla, "Memleketimden İnsan Manzaraları", tam anlamıyla "Nazım"...
Katılıyorum
Katılmıyorum
|