Ana Sayfa sepetim yardım
Yeni Kitaplar Çoksatan Kitaplar Yazarlar Yayınevleri

       
Ortaklık  Puan Kataloğu   İlk Alışverişim   Bize Ulaşın
Hoşgeldiniz
Yeni Ziyaretçi Kılavuzu
Ücretsiz üyelik için tıklayınız

ÜYE GİRİŞİ

Üye Olmak İstiyorum
Şifremi Unuttum
 
Üye iseniz tıklayınız.
Sepetiniz Boş


  Günün Ötesi
Günün Ötesi, Ali Çolak








Ali Çolak
ÖTÜKEN NEŞRİYAT


“Gece bitiyor ve serin bir yaz şafağı söküyor usulca. Birazdan, sihirli bir eldeğmiş gibi birden uyanacak şehir. Yeninde başlamanın sevinci alıp yürüyecek. Taze bir günün ilk ışıklarıyla dirilecek her şey. İlk kuşlar yuvalarını terk edecek, ilk çocuk ağlayacak, ilk pencere açılacak, ilk ezanlar okunacak, ilk sigara yakılacak, bir fırının tezgahına ilk ekmekler düşecek. Çarşılar yine taze ekmek kokusuyla başlayacak güne. Sokaktan sesler geliyor ve taze ekmek kokusu sarıyorsa etrafı, her şeye rağmen hayat sürüyor demektir. Umutlar sürüyor ve yaşanacak çok şey var… Yaşadığımız günler kasvetli, boğucu… Bugün’ün içinde kararıp kalmak istemiyorsak, yeniden başlamanın müziğine kulak vermeliyiz her sabah. Yarını, doğacak günün ilk ışıklarını hayal etmeliyiz. Hayal kurmayı unuttuk mu, yaşamın anlamsızlığı gelir, kuşatır her yanımızı. Oysa umutlar, gün ışıklarını bekleyen salkımlar gibi bekliyor bizi. Günün Ötesi aydınlık ve görkemli bir maviliktir…”SİTE:www.kitapyurdu.com

  %28   indirimli
Liste Fiyatı: 8,50  YTL. Kitapyurdu Fiyatı: 6,08 YTL.
Tedarik süresi yaklaşık 3 gün Kazanacağınız puan: 12

Yayın Yılı: 2003
124 sayfa
3. Hm. Kağıt
13x19 cm
Karton Kapak
ISBN:9754374339
Dili: TÜRKÇE

İLGİLİ KONULAR:
Edebiyat > İnceleme



Bu kitaba link vermek için alttaki html kodu web sayfanıza koyabilirsiniz;
Dostlarınızla paylaşmak için tıklayın:
Digg del.icio.us Facebook Google Live


Yukarıdaki ürünü satın alanlar aşağıdaki ürünlerle de ilgilendiler

Mavisini Yitirmiş Yaşamak

Ali Çolak
5,07 YTL.

Bir Bahçe Düşü

Ali Çolak
5,72 YTL.

Söz Işıldağı

Ali Çolak
6,76 YTL.

İnce Sözler

Ali Çolak
6,79 YTL.

Günlük Güneşlik Şarkılar

Ali Çolak
6,08 YTL.
Ürünün diğer baskıları için Tıklayınız

1-3/3

katılan 74 kişi, katılmayan 30 kişi Gökhan Uzunoğlu 01.02.2007
Ali Çolak ile satın alarak tanıştığım ilk eseri. Deneme tarzında yazılmış rahatça okuyacağınız bir kitap. Ali Çolak sevemediği şeyleri cehenneme göndermiş yazılaında yer yer. Bir deneme yazarı benim için daha duygu yüklü ifadelere sahip olmalı. Ben bu eserde o istediğim tadı bulamadım. Bana çok yavan geldi Ali Çolak'ın dili. Basit bir anlatım hakim genel olarak. Kalbimden vurulduğum "ne güzel tespit etmiş" diyebildiğim düşünceleri yok.
Katılıyorum Katılmıyorum
katılan 5 kişi, katılmayan 1 kişi Elif Konar 14.08.2005
İçindekiler
I. Bölüm:
Günün Ötesi
Baharın saçlarından rüzgârlar geçer
Bir garip yolcu olsam
Yeniden başlama sevinci
Sayın bay kedi
Yaz hüzünleri
Hayatı yalınlaştırmak
Mars'a gidelim Mars'a
Meraka ve meraklılara dair
Uzatmalı gençlik
Babalara özgürlük
Bilgisayar yalnızlığı
Hastalıklar üstüne
Kendini eleştirmek üstüne
Ölümü kirletmek
Aşk iyi bir imtihandır
Sevgiyi ertelemek
Eylül,
zambak ve aşk
Günün Ötesi
II. Bölüm:
Kanadı Kırık
Edebiyat
Defterler
Güzeldir aldanmak
Yazmanın zorluğu ve lezzeti
Şiirsizlik
Bugün bir şairi uyandırın
Adsız bir
hayat
Şair, kurşun ve ip
Edebiyatın iki yakası
Hain kitaplar
Kanadı kırık
edebiyat
İnce
Türkçe
Edebiyatçıların fiziği nasıldır, iyi midir?
Beylerbeyi kitabı
Uzun çarşının uluları
Müstesna güzeller
Siyah beyaz
fotoğraflar, küçük hikayeler

“Ey okur! ” diye seslenir yazar, Kasım 1997’de kaleme alınmış önsözünde… ve de her bir satırını okuyasınız isterim bu önsözün. Hangisini seçip de aktarayım diye karar veremez ya
insan bazen, bu da öylesinden işte! “Bana, benim içimden seslenir gibi” deriz bazı kitapları veya yazıları okurken hani… yazarın bu kitabın içine girmiş olan denemelerinden birisinde dediği gibi, “güzeldir aldanmak”. Özellikle de konu edebiyat ve de okumak olunca…
“baharın saçlarından rüzgârlar geçer”, biliyorum ve de topluyorum o rüzgârları, duyuyorum bahar şarkısını ben de. “bir garip yolcu olsam” deyip, ıssız evrenimle birlikte yollara düşmeyi ben de diliyorum zaman zaman. “yeniden başlamanın sevinci”ni içimde hissettiğim oluyor anbean. Kedileri kucağıma alıp da sevmedim hiç ya da kedim olmadı.Yanlış anlaşılmasın aman şimdi, kedi düşmanlığım yoktur, benimkisi sadece alerji.
“yaz hüzünleri” çok yaşamadım sanıyorum, zira yaz mevsimini de mevsimlerden bir mevsim bildim, benim için tatil demek olmadı genelde. “hayatı yalınlaştırmak” adına değildi belki ama, minicik
mutluluklarım oldu, çok ve çabuk ağlayabildiğim kadar tebessüm de edebildim.
“mars’a gidelim mars’a” demedim ama, küçüklüğümden beri uzaya ilgim oldu ve bu konudaki belgeselleri bile izledim kimi. Hatta büyük erkek kardeşimle birlikte uzaya çıkma hayalleri kurduktu, ona kartondan uzay gemisi de yapmış mıydım, öyle silik bir hatıra geliyor ya aklıma, tam emin olamıyorum. Benim merak ettiğim gezegen Mars’tan ziyade Venüs’tü, bir de o ilginç halkalarıyla Satürn…
“Buradan bakınca yetmiş, seksen bilemedin yüz yıl öncesinin manzarası ürkütüyor
insanı. Gençler hayata ne kadar erken başlıyorlarmış, ortam ne kadar bereketli, ne kadar doğurganmış... Ömer Seyfettin, 36 yaşında dünyayı terkedip giderken geride kocaman bir külliyat bırakmış. Yirmi yaşlarında ülkenin en büyük hikayecisiymiş. Necip Fazıl, 20 yaşında ilk kitabını yayımlamış. 23 yaşında 'kaldırımlar' gibi bir şiir yazarak şiir ülkesinin sultanı olmuş. Halit Fahri Ozansoy 25 yaşında iken şiirleri okul kitaplarında okutuluyormuş. 18 yaşında Vefa Lisesi öğrencisi Yusuf Ziya Ortaç, ilk şiirleri yayımlandığında Bab-ı Âli'nin gediklileri tarafından baş tacı edilmiş…” bölümünü okuyunca “uzatmalı gençlik” yazısında eskiden de gıpta etmiştim, yine…
“Bediüzzaman boşuna söylemiyor, “Hastalık bazıları için ehemmiyetli bir definedir, gayet kıymettar bir hediye-i İlâhiyedir.” cümlesini inanarak ve gülümseyerek okudum, bir defa daha.
“aşk iyi bir imtihandır” bildim. Ne çok arkadaşa tekrarladım bu cümleyi 1997’den beri, hatırladım.
“eylül,
zambak ve aşk” ile birlikte, ilkokul günlerime gidiverdim önce, sonra liseyi dolaştım şöyle bir. İlkokul ikinci sınıftan itibaren beni okutmaya başlayan ve halen sık olamasa da görüştüğüm ilkokul öğretmenim Hatice Kurtcebe’yi sevgiyle bir daha anımsadım. Sonra kompozisyon ve ders işleyişi ile yazmayı önemseyen Sait Türkoğlu, Hülya Eryılmaz hocamızı ve daha nice hocalarımı bir kere daha hayırla yad ettim.
“Hayatı sevmeyi ancak acı çekerek öğrenebiliriz” sözü de
Dostoyevski’ye aittir.’ cümlesine gülümsedim, “günün ötesi” ile. “Günün ötesi aydınlık ve görkemli bir maviliktir. (Nisan 1994) ” öyledir inşallah, öyle olmalıdır diye mırıldandım ve paylaştım yine arkadaşlarla bu cümleciği de.
“defterler”im çok değildi ama, ben de sevdim kimileri yarım da olsa onları. “yazmanın zorluğu ve lezzeti”nde hem hak verdim, hem de güldüm yazanların bu trajikomik haline, yani ki halimize. Ve otuz yaşında ölümün yüzünü gören İngiliz şairi Shelley’e özenmedim desem yalan olur.
“şiirsizlik” önemlidir, bildim. “bugün bir şairi uyandırın” yazısından önce de sonra da uyandırdığım şairlerim oldu kimi günler ve geceler.
“adsız bir
hayat”, bana hem tanıdığım sürgün’leri, hem dünya sürgünlüğümüzü, hem de anbean öz yurdumuzda yaşadığımız sürgünlüklerimizi hatırlattı. “şair, kurşun ve ip” ile, bildiğim maktul şairleri hüzünle bir kere daha yad ettim.
“edebiyatın iki yakası”nın benim kitaplarımda da birleşik olduğunu ve okuma yelpazemin genişliğini sevinçle gördüm. Halime şükrettim.
“hain kitaplar” ve “kanadı kırık
edebiyat” için üzüldüm.
“ince
Türkçe” için, “kundakta yatarken kulaklarına ninni söylenseydi; ardından masal okunsaydı evlerinde ve büyüdükçe türkü söylemeyi öğrenselerdi, ecnebi isimlerin cazibesine kapılmayacaklardı” diyen yazara hak verdim.
Ve daha nice yazıyla birlikte, nice yolculuk yaptım. Bir kere daha sevdim, “günün ötesi”ni. “Yeni bir kitap, yeni bir dünyaya doğmaktır. Kitapların yaptığı, bize bir şeyleri sevdirmektir.”, kesinlikle öyledir Ali Hocam, gönlünüze ve kaleminize
sağlık, dedim. Ve Tubacığa da teşekkür ettim, söylediğim isimlerden ilk olarak Günün Ötesi-Ali Çolak’ı alıp okumaya başladığı; böylece, benim de okumama vesile olduğu için.
“eskimeyen eskiler” vardır benim lügatimde. Aynen öyle, eskimeyen şiirler,
denemeler, öyküler, kitaplar da vardır işte. Tekrar tekrar okuturlar kendilerini ve aynı zamanda yazanlara gıpta ettirirler, maşallah dedirtirler.

Katılıyorum Katılmıyorum
katılan 1 kişi, katılmayan yok Seval Şahin 13.03.2008
Ne zaman yaşama sevincine ihtiyacım olsa bu eserin arka kapağı yardımıma koşuyor.Benim dışımda gelişen bir şeyler olduğunu ve hayata yetişmem gerektiğini hatırlatıyor bana..."Bizde neden deneme yazılmıyor?"diye bangır bangır bağıranlara cevap veriyor sanki Ali çolak."Yazıyorum işte,keyifle okuyun."
Katılıyorum Katılmıyorum

1

Diğer Yorumlar

Hata bildirimi:
Bulunduğunuz ürün sayfasında karşılaştığınız yazım, anlam vb. hataları bu form yolu ile bildirmeniz, hataları daha hızlı düzeltmemize yardımcı olacaktır. İşbirliğiniz için teşekkür ederiz.

Ana Sayfa | Yeni Çıkanlar | Çok Satanlar | Konu Başlıkları | Yazarlar | Yayınevleri | Arama | Üye Sayfası | Sipariş Takibi |
Ortaklık | Puan Kataloğu | Yardım | Kampanyalar | Kitap Dergisi | Sahaf | Tavsiye | Alışveriş Sepeti |
Bize Ulaşın | Bizimle Çalışmak İçinBasında Biz      


kitapyurdu.com'da ödeme seçenekleri olarak Visa, Master ve Dinners kartlar ile havale, eft kabul edilmektedir.


kartlara taksit yapılmaktadır.
Tel: 0212-5198720 Faks: 0212-5191584 Alemdar mh. Güzel Sanatlar sk. No:9 34410 Cağaloğlu-İstanbul Türkiye
Gizlilik ve Güvenlik Politikası
Bu sitenin JavaScript kodları İnternet Explorer'a göre hazırlanmıştır. Diğer Tarayıcılarda problem yaşayabilirsiniz. www.kitapyurdu.com