İtalya’da yaşayan bir İngiliz olan Parks, Kader’de belki kendinden de izler taşıyan bir hikâye anlatıyor: İngiliz gazeteci Chris Burton yıllarca İtalya muhabiri olarak çalışmıştır. Karısı da soylu bir İtalyandır... Tam da, bir şaheser olacağını düşündüğü kitabını yazmaya başlayacakken şizofreni hastası oğlunun intihar etmiş olduğu haberini alır... Ve okur, daha ilk sayfadan, romanın kahramanının zihnindeki girdaplara kapılır.
Kader bir yolculuk hikâyesi olabilir: İngiltere’den İtalya’ya, Torino’dan Roma’ya, havaalanından tren garına... Kendi kendine konuşmak da denebilir Kader için: Ne yapmak istiyordum? Ne yaptım? Ne yapmalıydım? Ne yapabilirdim?
Dolambaçlı olsa da yalın, kederli olsa da zevkle okunan, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış çarpıcı bir metin.
Tim Parks Milano’da üniversitede edebi çeviri dersleri veriyor. Alberto Moravia, Italo Calvino ve Antonio Tabucchi gibi İtalyan yazarlarını İngilizceye çeviren Parks, romanlarının haricinde düzyazıları ve öyküleriyle de tanınıyor.SİTE:www.kitapyurdu.com
%35
indirimli
Liste Fiyatı: 15,00 YTL.
Kitapyurdu Fiyatı: 9,79 YTL.
Tedarik süresi yaklaşık 1 gün
Kazanacağınız puan: 20
Çeviren: Roza Hakmen
Yayın Yılı: 2004 İthal Kağıt 232 sayfa 13,5x19,5 cm Karton Kapak ISBN:9758859056 Dili: TÜRKÇE
Parks’ın üslubu, çok farklı zaman ve mekanlardan çıkıp gelen ama eşzamanlı parlayıp sönen bu düşünce süreçlerinin şekilsizliğini -Virgina Woolf gibi- aynı şekilsizlik içinde yansıtmak amacını güttüğü için ilk bakışta karmaşık gibi görünebilir, ama bilincin zaman içinde yaptığı bu hiç bitmeyen döngüsel yolculukların ilk bakışta karmaşık görüntüsünün ardında her anı, her olayı, her düşünce ve duyguyu titizlikle yan yana getiren katı bir üslupçuluk var .
Thomas Bernhard’ın –özelikle “Odun Kesmek” romanının- etkilerini taşıyan “Kader”de, yazar İngiliz modernist roman geleneğinin izlerini sürerken Joyce ve Woolf’un günümüzdeki en meşru mirasçısı olduğu izlenimi bırakıyor; kimi yerde titizlikle kurulmuş, imgesel sözcüklerle zenginleştirilmiş uzun cümlelerle, kimi zaman da gündelik konuşmanın doğallığı içinde yazmış metnini. Sözcükler sözcükleri, imgeler yeni imgeleri çağırıyor, kesinlik taşıyan yargılar, apaçık gibi görünen gerçekler bir an geliyor güvenilirliklerini yitirip muğlaklaşıyorlar. Chris henüz kendisinden emin görünürken uzun kurulmuş, dolambaçlı ve zeka pırıltılı cümleler, Chris’in kendine olan güveni sarsılmaya, zihni dağılmaya başladıkça parçalanıyor, tekliyor, bulanıklaşıyorlar. Final sahnesi de bir dizi kısa ve durum bildiren cümleyle noktalanıyor. Tam bu anda huzursuzluğunun artık dindiğini düşünüyoruz; çünkü Chris, yaşanan bunca şeyin ardından ileriye yönelik bir umudu barındıran “Seni Seviyorum” sözcüklerini fısıldıyor karısının kulağına…
Bilinç akışının dışında diyalog ve iç monologlar da var “Kader”in kurgusunda. Ancak konuşmalar aydınlanma ya da ferahlama anları yaratmıyor roman kişilerinde. Tim Parks, insan belleğinin anımsama reflekslerinin haritasını çıkartmış sanki; ve romanın biçimsel özelliklerini öyle bir ustalıkla kullanmış ki, roman bittiğinde böyle bir hikayenin başka türlü anlatılmasının mümkün olamayacağını düşünüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, bellek geçmişte cereyan etmiş olayların zihinde yeniden canlandırılmasından ibaret değildir. Kendi bireysel yaşamlarımızda bile geçmişimizi “anımsarken” seçici davranırız; belleklerimiz kimi kez hatırlamaktan hoşlanmadığımız şeyleri unutmak gibi işlerken kimi kez de nedenini saptayamadığımız bir seçicilik kıstası uygular. Bir diğer deyişle geçmiş, bellek yoluyla şimdiki anın ihtiyaçlarına göre sürekli yeniden şekillenir ve şimdiki anı meşrulaştırır; hatırlama geçmişe ait olduğu halde bugüne hizmet eder…
Yazar, çocuğunu yitirmiş bir entelektüelin ölüm karşısındaki acısını değil, altmışlı yaşlarını süren bir insanın hayatın akışı karşısındaki çaresizliğini yakalamaya çalışmış. insanhayatlarının akıp giden günlerle birlikte nasıl değiştiğini, başlangıçlarla sonlar arasındaki uçurumu, değişimin bireyler üzerindeki etkilerini; sonunda birbirlerine karşı duydukları istek, cinsellik ve kıskançlık bile kalmayan insan teklerinin psikolojisini araştırıyor. Bu insan teklerinin belli bir sosyal kesime ait olması, bu kişilerin toplumsal ve tarihsel bağlamlarının işlenmemesi bir eksiklik gibi görülebilir. Ancak “Özgürlükçü Düşüncenin Peşinde” adlı incelemesinde Yaşar Çabuklu’nun belirttiği gibi, toplumsal olanın gündelik alan içinde eridiği post modern toplumda gündelik hayatın eleştirisi, ister istemez toplumsal-politik yapıların eleştirisini de içerir; her şeyin önünde sonunda ifadesini tüketimde bulduğu gündelik hayata ilişkin göstergelerin deşifre edilmesi, anlamlarının boşaltılması, hicvedilmesi, skandalize edilmesi, gündelik hayatın tüm parçalarını yadırgatıcı, yabancılaştırıcı efektler aracılığıyla eleştirel teşhiri, vb. gibi…
Kitabı okuyup bitirdiğimizde konusunun önemsizliğinin farkına varıyor ve Tomris Uyar’ın şu sözlerini hatırlıyoruz; “en yetkin yapıtlar, en az malzeme taşıyanlardır; anlatımın düşünceye yaklaştığı, dilin düşünceye yaklaştığı ve onunla kaynaştığı oranda parlak oluyor alınan sonuç”. Romanın ne anlattığına, yani hikayesine önem veren okurlardan çok, edebiyatı ve insan zihnini bir labirent olarak algılayan, bulmacalardan, kayıp parçaları bir araya getirmekten hoşlananlar için yazılmış “Kader”, son yıllarda okuduğum en iyi romanlardan bir tanesi…
Hata bildirimi: Bulunduğunuz ürün sayfasında karşılaştığınız yazım, anlam vb. hataları bu form yolu ile bildirmeniz, hataları daha hızlı düzeltmemize yardımcı olacaktır. İşbirliğiniz için teşekkür ederiz.
kitapyurdu.com'da ödeme seçenekleri olarak Visa, Master ve Dinners kartlar ile havale, eft kabul edilmektedir.
kartlara taksit yapılmaktadır.
Tel: 0212-5198720 Faks: 0212-5191584 Alemdar mh. Güzel Sanatlar sk. No:9 34410 Cağaloğlu-İstanbul Türkiye
Gizlilik ve Güvenlik Politikası
Bu sitenin JavaScript kodları İnternet Explorer'a göre hazırlanmıştır. Diğer Tarayıcılarda problem yaşayabilirsiniz.
www.kitapyurdu.com