Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

MichELL_10 Tarafından Yapılan Yorumlar

07.03.2012

Kitabı okuduğum ve eleştiriyi yazdığım bu günler, herşeyimizle sarsıldığımız marmara depremin en canlı yaşandığı günler. Böyle bir zamanda, insan doğrudan felaketten etkilenmese de insanların acı görüntüleri bile başka herşeyi unutturup, bireyselliğimizin anlamsızlığını düşündürüyor. İşte bu duyguların evrensel sözcüsü Albert Camus, anlamsızlığın ve insani bir başkaldırının hikayesini anlatıyor Veba’da.


"Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak" diyor kitabın bir yerinde. Böylece özgürlük oyunumuzu yüzümüze vurarak başlıyor kitaba. Daha sonra vebayı alabildiğine serinkanlı, sömürülmeye uygun tüm duygulardan uzak bir anlatımla veriyor. Hiçbir olağanüstü durum yok felaketin kendisi dışında. Üstelik gerek halkın, gerekse kentin sorumlularının neredeyse ütopik portrelerini çiziyor. Bu özellikleriyle yazar gerçek bir felaketi felaket yapan tüm yaşamları, acıları, suçlananları ve olayın tüm güncelliğini olabildiğince bir tarafa bırakıyor. Böylece Camus, sistemi, düzeni, ideolojiyi arka plana alıp, okuyucuyu felsefi bir boyuta çekiyor. Bu dünyada, yaşamın anlamsızlığı ve boşluğu var. Aslında bu hiçlik zaten varolan bir durum. Veba sadece insanların bunu farketmelerini sağlıyor. Vebanın tetiklemesiyle insan geçici kurtuluşunu aramaya koyuluyor. İnsanda sebebi çok açık olmayan iyi bir yön mutlaka vardır, zaten tek umut da budur.



Çünkü doğal olan mikroptur. Gerisi sağlık, dürüstlük, saflık; bunlar iradenin, hiç susmaması gereken bir iradenin sonucudur.



Tek tek bireylerin bu olumlu yönleri, toplumsal bir dayanışmaya ruh verdiğinde insanoğlu yazgısına meydan okuduğunu hissediyor. Oysa bu insani rahatlama, yazgının umrunda bile değil. Son derece zarif bir anlatım, harikulade betimlemeler, şiirsel ve felsefi bir destan...
07.03.2012

Hess okumayalı yıllar olmuştu. Yıllar önce okuduğum Siddhartha ile Narziss ve Goldmund romanları beni öyle etkilemişti ki; o yıllarda Demian, Knulp, Boncuk Oyunu derken birer birer okumuştum tüm kitaplarını ama sıra gelmemişti Hesse'in bu deneysel, yarı-fantastik otobiyografik romanına.



Harry Haller: Sıra dışı bir adamın hikayesi... Hess, kitabın içerdiği yalnız yaşamın ifadesini isabetli bir şekilde vurgulayan Bozkırkurdu adını, toplumun değer yargılarına ve yüzeysel yaşamına uyum sağlayamayan insanı tanımlarken "yalnız kurt" simgesinden yararlanabilmek için vermiş olsa gerek:

Harry'nin kendisini bir kurt-insan olarak algılaması, birbirine düşman ve karşıt iki parçadan oluştuğunu sanması, işi basite indirgeme amacına yönelik mitolojik bir yaklaşımdır.



Bozkırkurdu, tüm dağınık yaşamına rağmen, düzenli bir hayata, burjuvazinin türlü nimetlerine bilinç-altı özlem duyan biri. İçindeki çelişkiler ve zıtlıklar onu sürekli gelgitlerle dolu bir hayata taşımakta, ani mutluluk ve hazları ani sıkıntı ve bulantılar kovalamakta. Hem herkese yabancı hem de herkes gibi bir karakter Harry. Kendini en yabancı, en vahşi hissettiği anda bile aslında bir yandan da herkes gibi olabilmeyi içten içe isteyen biri:

...bir cenaze alayına rastladım. Tabut yüklü arabanın ardından ağır ağır yürüyen ölü yakınlarının yaslı yüzüne bakınca, kafamda bir düşünce uyandı: Ölümü benim için bir kayıp oluşturacak insan, bu kentin, bu dünyanın neresinde yaşıyordu? Ve benim ölümüm kendisi için önem taşıyacak insan neredeydi?



Hesse sıradan bir roman tarzından uzak, düşsel bir yolculuk ya da upuzun bir rüya anlatır gibi yazmış. Otobiyografisinde belki de herşeyi pek açık seçik hale getirmemek için seçmiş de olabilir bu tarzı. Sıkıcı başlayan ama merak uyandırarak devam eden bir üslup. Hesse işte...
07.03.2012

Bu kitabı elime aldığım anda harika bir filmi seyretmeyede koyuldum aynı zamanda.Edebi dilini bazılarının aşırı üstünde durduğu yazım hatalarını bir zaman sonra görmez olmak eksiklik değil kendimi o dünyaya kaptırmış ve yazarında bunu başarmış olduğu olarak görüyorum.Üzerine günlerce konuşulabilecek bir kitap , zaman zaman insanı korkutanda.Ama kiminle konuştuğunuzla alakalı birazda.O yüzden ben Körlük filmini yapan yönetmene soruyorum Neden? Bu kitaptan bu kadar kötü, bu kadar aciz bir film çıkarılabilirmiydi.En az Koku kadar etkileyici bir film yapılacakken böyle etkisi olmayan bir film sunuldu.Tavsiyem filmi izlemeden kiytabı okuyun,zaten ondan sonra filmi izlemenize gerek kalmıycak.
06.03.2012

bulantı'da insan yalnızlığı tanıyor. bilhassa romandaki tiplemeler; işte kendisini yetiştiren adam, kahramanımız ve kız arkadaşı... bu tiplemeleri o kadar ustaca işlemiş ki sanki sen olayın içerisindesin ve tüm tiplemelerin psikolojileri seni sarıyor ve sen bunun farkına varamıyosun. ilginçtir, ben kitabı okuduktan sonra iki hafta kitap okuyamadım.
06.03.2012

Hermann Hesse taşı gediğine koymuş. Siddhartha, doğu mistisizminden etkilenen ama ondan kurtulmayı da bilen harika bir roman. Kitabın arkasında kendisi tarafından yapılan sunuma birşey eklemek de çok mümkün değil zaten:)