Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İşbaraalp Tarafından Yapılan Yorumlar

03.12.2012

Kitabı ilk çıktığı sıralarda bu siteden almıştım, hata kitap yazarın imzaladıklarından birisiydi.
Ancak okumaya fırsat bulabilmem hasebiyle yorumu bugüne kalmış oldu.
Kitabın ilk bölümündeki açıklayıcı önsöz bence çok yerinde ve amacına ulaşan bir girizgah oluşturmuş. Burası konunun kısa bir özeti aslında. Ezan ilk ne zaman Türkçe okunuyor, sonrasında konu ne zaman kanuni alt yapıya kavuşuyor, rahmetli başvekil Adnan Menderes'in ezanın arapça okunması hususunda konuyu nasıl sahiplendiği, uğruna nelerden vazgeçtiğini, o dönemin siyasi atmosferinde ezan mevzusunun nasıl bir yaklaşımla ele alındığını okuyor ve öğreniyorsunuz. Kitabın ikinci bölümü ise sözlü tarih çalışmasına ayrılmış, bu bölümde halktan gelen ve yazarın bizzat yaptığı görüşmelerden nakledilen hatıralara yer veriliyor. Ben hatıralar kısmında 5-6 hatırayı çok beğendim, diğerleri çok üstünkörü yazılmışlar, detay belirtilmemiş. Keşke kitabın hazırlık aşaması daha uzun tutulsaydı da bu bölümlerde daha doyurucu olsaydı. Kitabın ilerleyen baskılarında genişletilerek hazırlanmasının çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Sonuçta kitap sözlü tarih çalışması içermesi hasebiyle konusu itibariyle alanında ilk ve tek kaynak konumunda.
28.11.2012

Rus yazarlarında klasik bir durum olan uzun tasvirler, okuduğunuz metinde ben nerede kalmıştım dedirten ağır betimlemeler bu eserde de bulunuyor. Bununla birlikte kitabın kahramanı Çiçikov'un hikayesi çok akıcı bir şekilde yazılmış. Yazar Çiçikov'un özelinde o dönemde toplumda bulunan, fırsatçı ve açıkgöz kimseleri acımasızca değil ama acıyarak eleştirmektedir. Dönemin Rus halkının sefaleti, eğitimsizliği, Napolyon'un istilasından kalma ve toplumun aristokratları tarafından özenti halinde uygulanan, bir salgına dönüşen, oldukça bayağı kaçan Fransız kopyacılığı ise çok acımasızca eleştirilmektedir. Kitabın yazarının kitabı neşrettiği dönemde çok acımasızca eleştirildiği, toplumun herkes tarafından bilinen ama dile getirilmesi istenilmeyen vaziyetini açık yüreklilikle yazması sebebiyle bir çok kesim tarafından eleştirildiği düşünülürse, neden ikinci kitabı yazıp sonrasında da yaktığı daha kolay anlaşılmaktadır.
12.11.2012

Kitap, yazarın büyük harp olarak adlandırdığı 1.Dünya Savaşı sırasında Kanal Harekatını yönetmek üzere 4. Ordu Kumandanı olarak görevlendirilen dönemin Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın mahiyetinde geçirdiği yıllarını anlatıyor. Kitabın en beğendiğim yönü Anadolu insanının bom boş çölü üstün gayretleri ile nasıl yaşanılabilir bir yer haline getirdiğini, oysa ki tüm bunların, büyük harbin sonunda bu toprakların kaybedilmesi sonucunda boşa gittiğini, oysa ki Anadolunun bu süreçte garip bırakıldığını, bu enerji ve yatırımların Anadolu topraklarına yapılmış olsaydı memleketin kalkınmasına ne derece katkı sağlayacağını ifade etmesidir. Kitabın beğendiğim diğer bir yanı ise İttihatçılar arasındaki karmaşık ilişkilere değinmiş olmasıdır. Aslında Talat Paşanın Cemal Paşadan kurtulmak için onu kanal seferine memur ettirdiği, Cemal Paşanın Enver Paşanın her nişan ve rütbe almasının ardından hemen kendisinin de bu konuda ne kadar ısrarcı olduğunu ve istediklerini aldığını, tüm bunlar olurken Anadolu insanının hayatına hiçe saydığını anlatması... Kitap yazarın anılarından oluştuğu için bazı yerlerde kişisel değerlendirmelerde bulunulmuş. Yazar Yedek Subay Okulundan sonra daha önceden İstanbul Muhafızlığından tanıdığı Cemal Paşaya araya aracılar koydurarak bizzat Cemal Paşanın özel isteği ile onun karargahına kendisine aldırdığından bahsediyor. Büyük harbin sonunda ise Cemal Paşanın adamı damgasını yemiş olmaktan şikayet ediyor. Kitapta Cemal paşa eleştiriliyor fakat bazı hasletlerinin yazar tarafından beğenildiğini de okuyorsunuz. Yazar bu kısımlara sanırım objektif olmak açısından kitabında yer vermiş. Tarihsel açıdan bakarsanız çok doyurucu bir içerik yok ama bilinmeyen hususları da barındırdığını belirtmem gerek. Kitabın içerisinde bulunan bazı bölümlerin yazılışını, üslup açısından beğenmediğimi de belirtmek isterim.
06.11.2012

Kitabın son bölümüne kadar sabırla okursanız çok etkileyici bir sonu bulunuyor. Genel olarak hikaye sürükleyici, yaz tatillerinde çocuklarınıza okutabileceğiniz, düşündürücü, farklı bir kitap. Simyanın ne demek olduğunu lise yıllarında bu kitapla öğrenmiştim.
02.11.2012

Nakşibendi tarikatının esaslarını anlatan bir kitap. Bazı eski kelimeler içersede çok rahatlıkla okunabilen bir kitap. Benim konuyla alakalı okuduğum ilk kitap, Yalnız bu kitap oldukça eksi tarihlerde yazılmış, Bunun bir sonucu olarak kitabın muhtevasında yazıldığı tarihe kadar olan altın silsile üyelerini görebiliyorsunuz. Silsilede bulunan mübarek zatların hayat hikayelerine ve öğütlerine yer veriliyor. Konuya ilgili kimselerin bu kitabı severek okuyacaklarına inanıyorum.