Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

cevrimicievren Tarafından Yapılan Yorumlar

12.11.2007

Günümüzde yabancı sermayeli büyük alışveriş merkezleri mahalle aralarına bile girip, bakkalların kapanmasına sebep olurken ve biz artık pikniğe, yürüyüşe gitmek yerine dev alışveriş merkezlerinde dolaşmayı tercih ederken Yahya Kemal, yıllar önce İstiklal Harbi yazılarını topladığı Eğil Dağlar'da bu konuyla ilgili yazdığı yazı ne kadar güncel:

"İnönü askerlerinin yaralarını sardırmak için yüz seksen beş bin lira veren bu halk bir maaş aldı mı hemen Yunan bakkallarına, Yunan mağazalarına koşar, bir aylık maaşın yekunu olan bir milyon iki yüz bin lirayı hemen de her ay, Yunanlılara cephane yetiştiren Yunan teşkilatının eteğine döker."

"...Bozdoğan Kemeri semti tamamıyla müslümandır. Orada karşılıklı dört bakkal dükkanı var: İkisi Türk, ikisi Yunanlı. Yunanlı dükkanlar makine gibi işliyor. Girenin çıkanın haddi yok, müşterilerin hepsi de müslüman. Karşılığındaki Türk bakkallarına bilakis kimseler uğramıyor..."
12.11.2007

Ön Söz yazarının "...okumak üzere olduğun için seni ne kadar kıskandığımı..." diye söze başladığı Tehlikeli Oyunlar'dan bir alıntı:

"...Ülkemizde tarım ürünleri yetişir. Kuru üzüm ve incir yetişir. Önce ıslak yemişler yetişir. Onları, güneş olan yerlerde kurutarak kuru yemiş yetiştiririz. İngiltere'ye göndeririz, onlar da bize gerçek gönderirler. Gerçek tohumları gönderirler. Biz, o gerçeklerden kendimize göre gerçekler yetiştirmeğe çalışırız. Son yıllarda, kuru üzüm ve incirin yanısıra, köylü de göndermeğe başlamışızdır. Bu köylüleri, önce şehirlerde biraz yetiştiririz; tam olgunlaşmadan (yolda bozulmasınlar diye) başka ülkelere göndeririz. Onlar da bize döviz gönderirler. Halk müziği göndeririz; şoför plağı gönderirler, aranjman gönderirler. Az gelişmiş ülke göndeririz; yardım gönderirler. Zelzele, toprak kayması, sel felaketi haberleri göndeririz; çadır ve heyet gönderirler. Asker göndeririz; teşekkür gönderirler. Binbir zorlukla yetiştirdiğimiz değerler göndeririz; dış ülkelerde çalışan yabancılar istatistiği gönderirler. Gerçek insanlarımızı göndeririz; bize ordan mektup gönderirler."
12.11.2007

"Bu kitapta, 2005 sonbaharıyla 2006 yazı arasında TRT'de yayınlanan, Sınırlar Arasında adlı programda işlediğim 14 ülkeden gözlemleri, 14 ülkenin anılarını, acılarını ve masalsı kavuşmalarını bulacaksınız..." diyerek Avrasyalı Olmak kitabının içeriğini özetliyor Banu Avar, Okura İlk Not'ta.

Dedesinin memleketi Dağıstan'dan Fidel Castro'nun Kübası'na kadar 14 ülkeyi dolaşıyor. Ve Banu Avar, insanı içine çeken, karşısına oturtup anlatıyor hissini veren başarılı üslubuyla bize Modern Medeniyetin gerçek yüzünü gösteriyor bir bir... Her yerde karşımıza Amerika başta olmak üzere Avrupa Briliği'nin oyunları çıkıyor. Masum insanlara sahip oldukları yer altı zenginlikleri, jeopolitik konumları yüzünden uygulanan ambargolar, katliamlar, işkenceler, yaptırımlar sorgulanıyor. Demokratikleştirme adı altında parçala böl taktikleri, hoşgörü bilinci adı altında Hıristiyanlaştırma çalışmaları vs. Her yerden Soros ve Sorosvari kuruluşlar sırıtıyor. Türkiye'deki organizasyonları çağrıştıran pek çok kötü tecrübeyi yaşıyor Orta Asya ve diğerleri. Hepsinde başrolde AB ve ABD. Banu Avar'ın görüştüğü, mikrofon uzattığı ezilmiş, horlanmış pek çok insanın ağzından "Türkiye'ye hayranlık, saygı" cümleleri dökülüyor. Yaşanan afetler, darbeler, zulümler sonrası dünyada onlara ilk koşan biz olmuşuz, bunları anlatıyorlar.
12.11.2007

"Düşüncelerimizi, niyetlerimizi mümkün olduğu kadar saklıyor ve sakladığımız nisbette makul oluyoruz. (...) İçimizdeki çılgın alemi dışımızdaki istikrar alemine uydurduğumuz nisbette kamiliz. Kah içimizdekileri zorlayıp genişleterek kah dışımızdakileri baskıya vurup daraltarak sözüm ona sakin yaşıyoruz." {s.17}

Kütüphanemdeki Özdemir Asaf serilerini tamamlamak üzereyim. Son okuduğum kitap, şairin 1940-1980 yılları arasında yazdığı öykülerden oluşuyor. Dün Yağmur Yağacak'ı diğer Özdemir Asaf kitaplarından özel kılansa şairin ölümünden sonra bulunan öykü müsveddelerinden oluşması. Kitap, asıl adı Halit Özdemir Arun olan Özdemir Asaf'ın oğlu Olgun Arun tarafından müsveddelerin orijinaline sadık kalınarak hazırlanmış. Onun şiirlerine tutkun olanlar için ilk kez gün yüzüne çıkan öyküleri büyük bir hazine.
12.11.2007

"Senin oradaki insanlar, dedi Küçük Prens, bir bahçenin içinde binlerce gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar. Aslında aradıkları tek bir gülde ya da bir damla suda bulunabilir. Ama kördür gözler. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçekleri görebilir."

Daha bunun gibi "boyundan büyük laflar" ediyor B612 asteroidinin Küçük Prens'i, 95 sayfalık kitap boyunca. Küçücük gezegenine düşen Fransız pilot Saint-Exupéry ile de akıllı uslu sohbetler ediyor. Ona eskizler çizdiriyor, çizdiklerini beğenmiyor. Ve Saint-Exupéry, çizdiği koyunları beğenmeyen Küçük Prens'e en sonunda bir kutu çiziyor ve "koyunun bu kutunun içinde" diyor. Küçük Prens'in arzuladığı koyun artık o kutunun içindedir.

Küçük Prens'i ilginç kılan iki özellik var: Yazarı Saint-Exupéry, tıpkı kitabındaki gibi uçakla ıssız bir çöle düşer. Zaten kitap yaşadığı bu tecrübenin de bir ürünü gibidir. Akdeniz üzerindeki son uçak kazasında Fransız yazar hayatını kaybeder ve cesedi o gün, bu gündür bulunamamıştır.

Küçük Prens'i okuduktan birkaç gün sonra 2005 yılında 100 Temel Eser arasından çıkarıldığını öğrendim. İddiaya göre sebebi Atatürk'ü ve Atatürk'ün kıyafet devrimini eleştiren şu satırlardır:

"Bu asteroidi ilk kez 1909 yılında bir Türk gökbilimci teleskopla gözlem yaparken görmüş. Bu buluşunu hemen Uluslararası Gökbilimi Toplantısı'nda büyük bir heyecanla sunmuş, ama adamcağız şalvar, cepken ve fes giyiyor diye onun söylediklerine hiç kimse değer vermemiş. Büyükler böyledir işte...

Bir süre sonra bir Türk lideri herkesin Avrupalılar gibi giyinmesini zorunlu kılmış, hatta buna uymayanları ölümle cezalandıracağını söylemiş de, 1920 yılında aynı gökbilimci etkileyici ve şık bir giysiyle Asteroid B-612'yi tanıtabilmiş. Bu kez herkes ilgiyle izlemiş onun söylediklerini."