Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
guraba_ Tarafından Yapılan Yorumlar
Jurnal bir mütefekkirin en çıplak halini adeta gözler önüne seriyor. Üstad hayatının bütün ıstırabını, sıkıntısını, aşkını, sevdasını, sevinçlerini kısacası her şeyini burada serdediyor adeta. Bir insanın gerçekten içini görmekte okuyucuyu tedirgin edebiliyor. Hele hele Jurnal 2'de Lamia hanıma yazdığı aşk mektupları gerçekten ürpertici derecede takıntılı bir ruhun çığlıkları adeta. Bazen İslam'a dair de hududu aşan kelimeler sarf ediyor ki burada ancak edeceğim dua "Söylediği güzel sözlerin hatırına onların affolması" niyazından ibaret oluyor.
Cemil Meriç üstad kendisini "münzevi" olarak tanımlıyor. Gerçekten de hem cemiyeti hem de kendisini çok iyi tahlil etmiş. Bu kadar iyi tahliline rağmen ne kendisini iki dünyadan birisine sığdırmış ne de iki dünyadan birisi ona kucağına almış İki dünya da anlayamamış ve üstad böyle arada ıstıraplarıyla yaşayıp öte âleme göç etmiş.
Allah hatalarıyla sevaplarıyla fikrin namusunun müdafaasını tek kalmak pahasına yapan üstada rahmet eyleye, âmin.
Kitap müellifin hakikati arayışı ve taliplere nasıl aranacağından haber vermesini izah ettiği denemelerden oluşmakta. Aslında anlatım ve hissiyat olarak okuyucuya dokunsa da müellifin şu anki sıkıntılı halleri göz önüne alındığında -en azından benim açımdan- biraz çiğ kalıyor arayışı. Tabi bu bizi ilgilendiren kısmı. Yine de kimse bu yolda yaya kalsın istemeyiz. Rabbim müellife selametler versin, âmin.
Ali Haydar Aksal üstadın okuduğum ilk kitabı. Çok naif ve tatlı karakter tasvirleri çok hoşuma gitti. Gayet güzel bir kitap. Allah ağabeye selametler versin, âmin.
Kitap "İslam nedir?" sorusunun en çaplı şekilde izahını içeriyor. Tabi kitabın tarihinin biraz eski olması güncel sorulara cevap olmasa da şu zamanda sorulan kafa karıştırıcı soruların kaynaklarını tatmin edici şekilde cevaplıyor. Ayrıca kitabın dili de orijinal haliyle bırakılmasına rağmen biraz sözlük yardımıyla hem kadim dilimize vukufiyet sağlanabilir, hem de kalbin itminanı sağlanır. Rabbim Üstad Ahmet Hamdi Akseki'ye gani gani rahmet eyleye, âmin.
Osmanlı İmparatorluğu Tanzimat'ın ilanıyla birlikte çöküşe geçmiştir diyor büyüklerimiz. Kitaplarımız ise bunu hep savaşlarda yenilme, toprak kaybı ve askeri sebeplere bağlayarak anlatır. Ama bize ders kitaplarında kalan Osmanlı milletinin ne olduğu doğru düzgün anlatılmaz. Hem çöken bir devlet, bir imparatorluktan öte bir İslam medeniyeti olan Osmanlı devletidir. Peki "nereye doğru çökmüştür bu medeniyet?" diye soracak olursanız tam da bunu anlatıyor roman...
Bir Osmanlı ailesinin üzerinden milletin çöküşünü anlatıyor bu üçleme seride. Nesillerin nasıl yavaş yavaş ziyan oluşunu ve Osmanlı'nın o yıkılış devresinin bile Cumhuriyet'in en delikanlı zamanından nasıl daha üstün olduğunu insan üzerinden gösteriyor bize müellif. Kitap roman bağlamında çok ince hissiyatla yazılmayıp daha çok ideolojik bir tutumla yazıldığı aşikar. Ama yine de bir takım gerçekleri gözü sokmuştur Münevver hanım. Kendisi de bir Osmanlı hanımefendisi olan Münevver hanımın üslubu da son derece nahif ve vurucu.