Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

niyanöç Tarafından Yapılan Yorumlar

11.03.2023

Denizci olan Martin Eden, davet edildiği evde Ruth ile tanışır ve üst tabakadan olan sevdiği kızı etkilemek ve ona ulaşabilmek adına kendini öğrenmeye adar. Martin kendini bulduğu bu eğitim yolunda öğrenme arzusu ile çok fazla özveri göstererek kendini bu işe adar. Felsefeden biyolojiye edebiyattan siyasete kendini her şeyi okurken bulur. Sonunda içinde yarattığı dünyayı dışarı anlatma hissiyatı ağır basar ve ilk yazma deneyimini yaşar. Bir yazarın o dönemin yayıncıları ile yaşadıkları, sevdikleri ile arasında gelişen olayları okuruz. Ancak arada bir arkadaş edinir ve bence kitap bu noktadan sonra asıl rengini göstermeye başlar. İdeolojik çelişkileri, sınıf farklılıklarının varlık karşısında değişimini, ikiyüzlü insan topluluklarını,bazı şeyler yitip gittikten sonra yaşanılan boşluğu çok yalın bir üslupla anlatmış.Bu kadar iyi bir çeviri bir şans özellikle de sonda bulunan notlar okur olarak beni mutlu etti.
11.03.2023

Bu kitap öyle bir zamanı anlatıyor ki yokluk tam manasıyla yokluk. Toprak, emek kokan topraklarda ekmek kavgası.
Köyünden iş bulma umuduyla yola çıkan üç işçi. Köse Hasan, Pehlivan Ali, İflahsızın Yusuf.
Çalışmak için geldikleri Çukurova'da hayal ettikleri gibi olmayan vaziyetleri görürler ama hemen pes etmezler. "Kadere kırkbeş gidenler" koşulları zorlar ve aç karnına da olsa memlekete dönüş hayalleri ile azimle çalışırlar. Bir zaman sonra çalışma koşulları aralarından birini geride bırakır. Kader arkadaşlığı da bir yere kadardır.
Birbirinden farklı ama aynı çark içinde dönen renkli karakterler ve insafsız emek sömürenler, aralarında geçen diyaloglar kurgu olamayacak kadar gerçek. Kızarak, pes artık diyerek okudum ama hani hayal ettiğimiz o dönemin şartları, daha iyi şartlar için verilen mücadeleler, açlık ile savaşırken ahlak anlayışının yok olması çok incelikli anlatılmış.
Her bir karakter kendine has bir yol çizer ve hepsinin yolculuğunun sonunu okuruz.
11.03.2023

Kitaba ilk başladığımda klasik viktorya tarzı bir roman olduğunu düşündüm. Helen, yeni katıldığı küçük İngiltere kasabasında diğer sakinlerden ısrarla uzakta durmaya çalışır ve bu davranışı gizemli kadın olarak kendi hakkında çevrede asılsız dedikodulara neden olur.
Onu gördüğü ilk andan itibaren ısrarla ilgisini gösteren Gilbert sayesinde Helen'in aslında başından geçenlere tanık oluyoruz. Ve kitabın en ilginç yanı da başlamış oluyor.
Gençliğin en taze en saf zamanlarında sevdiği adam ile kurduğu hayallerin, nasıl tersine döndüğünü ve dönemin saygı uyandıran kesiminin aslında içeride nasılda çürümüş olabileceğini gösterir bize.
Ailesinden uzakta, ahlaklı ve inançlı biri olan Helen, kocası ve arkadaşlarına karşı duygusal çelişkiler yaşadığı mücadelesini anlatır. Bu öyle bir mücadeledir ki oğlunu korumak için dönemin hiç hoş karşılanmayacağı bir şey yapar ve bizde kitapta Helen'in karşı savaşını okuruz.
11.03.2023

Rahat çiftliğinden kaçırılan Buck, hiç alışkın olmadığı bir coğrafyada soğuk ile tanışır. Bu soğuk dondurucu ve açlıkla terbiye eden bir soğuktur. Bu topraklarda yalnız yaşamak mümkün değildir, bir sürüye ait olmalısınızdır. Ve sürü de kalmak için savaş vermek zorundasınızdır. Dönemin altın arayan açgözlü insanların en temel ulaşım araçları olan kızaklar işte bu sürüler sayesinde ilerler. Yiyecek ve uzun yolculukların hayati tehlikelerinden kurtulmaya çalışan ve özünde bulunan vahşi dünyayı bulmaya çalışan Buck'ın hikayesi.
Jack London her kitabında birbirinden özgün konularla beni kendine hayran bırakıyor ve özellikle bir hayvanın bakış açısı ile yazılmış bu metin incelikle işlenmiş. Her okura hitap etmeyebilir yine de farklı bir okuma deneyimi arayanlar şans verebilir.
11.03.2023

İsmi net olarak verilmeyen bir ülkede iç savaş sonrası sıkı yönetim vardır ve gazeteler haber anlamında kısıtlanmıştır.
Norma, kent içinde bir radyoda çalışmaktadır ve kendine ait bir programı vardır. Bu programda savaşta yakınlarından haber alamayanların isimlerini sayarak kayıpların sesi olmaktadır.
Ancak bir gün Cangıl denilen yerden elinde liste olan bir çocuk gelir ve Norma'nın hayatı değişir. Öncelikle sevdiği ve kendisinden bir süredir haber alınamayan eşi olan Rey hakkında bilmediği gerçekleri öğrenir.
Kitap bu noktada zaman içerisinde gel git yapar ve okuma düzenini biraz bulandırır. Norma ile Rey'in geçmişi, Rey'in başına gelenler gibi olayları açığa çıkartır ve gelen çocuğun kim olduğunu öğreniriz.
Kızılderililere uygulanan baskıları, iç savaşın toplum üstünde etkisini, devletin sıkı yönetim şeklini ve Cangılda gerçekleştirilen gelenekleri oldukça güzel aktarmış.