Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SALTY Tarafından Yapılan Yorumlar

28.02.2010

Türk yazarlar arasındaki iyi hikaye yazarlarından biri Gülsoy. Yazdığı romanlarda bir o kadar güzel. Bu hikaye kitabıda iyiler arasında. Zevkle okuyacağınızı düşünüyorum.
10.02.2010

Capote okurları için tavsiye edebileceğim bir kitap. Değişik tarzı ve anlatımıyla 1945-1955 li yıllar arasında yazarın gezdiği şehirlerde başından geçen anıları şehrin portresini çizerek okurla paylaşmış yazar. Bu tür yazıları sevenlere tavsiye edilebilir.
22.01.2010

Haksızlığa uğrayan ve haksızlığa tahmmülü olmayan bir adamın destansı hikayesi. Kitabın sonlara doğru biraz sıkıcı gibi gözüksede gerçekten güzel bir kitaptı. Bir adamın zorrbalığa karşı neler yapabileceğini görmek istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
21.01.2010

Okuduğum güzel kitaplardan bir tanesiydi. 19 yüzyılda doğan bir Hilkat garibesinin muhteşem aşkını anlatıyor. Güzel ile çirkin daha öncede işlenmiş bir konu gibi gözüksede Bir Garip Aşk öyküsü gerçekten okuyunca tadı damağınızda kalacak, değişik sürükleyici harika bir kitap. Herkül Barefoot un hikayesini severek okuyacağınıza eminim ve şiddetle tavsiye ederim.
08.01.2010

Kitabın politik yönüyle ilgili yorum yapmayacağım. Herkesin bir fikri ve görüşü var nasılsa. Benim asıl ilgilendiğim yönü Roman kısmı. Kitabın ilk bölümlerde oldukça ilgi çekici ve merak uyandırıcı bir konuyla başbaşa kalıyorsunuz. "1984" adlı romanda ki gibi bir gizem ve kaosun içinde sürükleniyorsunuz satırların arasında. Ama sonra ne oluyorsa kitabı yazan yazarın hayatına geçiyor birden olay. Kurgu bıçakla kesilmiş gibi kesiliyor ve yavanlaşıyor. Kitabın başta okurken böyle iyi bir konuyu nasıl bu kadar kısa anlatmış diye de düşünmüştüm. Metin yani yazarın bölümleri o kadar sıkıcı ki sebebide mesaj verme çabası. Yani bir roman yazıyorsunuz anlıyorum her yazarın mutlaka bir derdi vardır ve bunu anlatmak için yazar zaten ama romanın içerisine konuyu dağıtacak şekilde koyuldumu hiç olmuyor. Bu yaptığım eleştiri kesinlikle yazılanlara değil yazılış şekline yani yazarın roman tekniğinedir. Kitap sonra devan ediyor ama 2 kovalama 1 baskın sahnesi ve çok yavan ve hiç bir yartıcılığı olmayan bir son. Misakçılar Samsuna çıkar ve kurtuluş savaşı yeniden oradan başlatılır. Yani böyle güzel başlayan bir kitap böyle basit bir sonla bitirilmemeliydi. Çok fazla tribünlere oynamak gibi olmuş. Daha değişik olabilirdi. Keşke yazarın hayatı gibi duran bölümler olmasaydıda konu devam edip bir bütünlük içerisinde tamamlansaydı. En son paragraftaki metafor güzel oturacaktı aslında başka türlü yapılmış olsaydı. Normalde bu kadar uzun yorumlar yazmam ama bu aslında yazara küçük bir serzeniz kendi bindiği dalı kestiği romanı daha iyiden daha basit bir sona taşıdığı için.