Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
diablo023 Tarafından Yapılan Yorumlar
Mustafa Kutlu yine yapmış yapacağını! Kitap elime geçer geçmez hemen daldım içine. Üstadın kalemi, her zaman olduğu gibi, tertemiz ve sımsıcak. Bu kitapta da o meşhur Anadolu samimiyetini ve hayatın içindenliği sonuna kadar hissediyorsun. Hikâye, adının güzelliği gibi, bizi bir bekleyişin tam ortasına bırakıyor. Hayâl Otel'de kesişen, her biri ayrı bir telaşın, ayrı bir arayışın içindeki insan manzaraları... Okurken, "Ah be, bu tam da bizim hikâyemiz!" demekten alamıyorsun kendini. Büyük laflar yok, gösteriş yok; sadece duruluk, kalptenlik ve kaybolmaya yüz tutan o güzel değerlerin izini sürmek var. Durup nefes almak isteyenler için bir mola. O yüzden "ilk okuyanlardan" olmanın keyfi bambaşka. Bu edebi tatlıyı kaçırmayın!
Fidan’ın hayatı baştan sona kayıplarla acılarla dolu. Ablası Anita’nın ölümüyle dünyası altüst oluyor. Ardından anne babasının ayrılması, annesinin vefatı derken peş peşe gelen acılarla sınanıyor. Yaşadıklarından sonra Fidan, kendini adeta lanetlenmiş hissediyor. Tam bu zor süreçte Han giriyor hayatına; her zorlukta yanında oluyor. “Artık her şey yoluna girdi” derken, kader yine Fidan’ın kapısını çalıyor. Bu kitabı okurken Fidan’a çok üzüldüm. Ama asıl zor olan, onun hep güçlü olmak zorunda kalışıydı. Sevdikleri için kendinden vazgeçmesi, yıllarca kendi hayatını ertelemesi insanın içini acıtıyor. Fidan’ın sessiz sabrı, taşıdığı yük ve hiç bitmeyen sınavları beni fazlasıyla etkiledi. Ve en can yakıcı tarafı… Bu hikâyenin gerçek bir hayattan alınmış olduğunu bilmekti. İşte bu, kitabın ağırlığını kat kat artırıyor.
Ben fena halde bir Stephen King hayranı olarak neredeyse Türkçeye çevrilmiş her kitabını okudum. Tılsım'da heyecan verici bir serüven.. Stephen King ve Peter Straub´ tan fantastik sürükleyici bir eser. Okuyucu heycanlandıran, acaba Jack Sawyer´ın başına daha neler gelecek diye sonuna kadar sizi sürükleyen bir kitap. Masalla gerçeğin birbirine karıştığı, oldukça duygusal ve hüzünlü de anlara sahip olan, insanı alıp da götüren bir roman. Sade anlatımı, sizi içine alıp jack ile beraber yolculuğa çıkartan konusu ve gizemli dünyasıyla Harika bir kitap.
Stephen King'in senelerdir başlamak istediğim Kara Kule serisinin ilk kitabı. Giriş kitabına göre fena sayılamaz bir şekilde aksiyonun bol olduğu bir hikayeydi.Silahşor ile çöllerde Siyahlı Adam'ın peşinde uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz, zaman zaman sıkıcı da olsa güzel ve merak uyandırıcı bir yolculuk oldu bu. Bazen sıkan bir tarafı oluyor ama bir anda olaylar öyle bir gelişiyor ki apışıp kalıyorsunuz yazarın zekasını ve hayal gücünü takdir etmek lazım çünkü ütopik bir evren yaratmış modern çağ ile fantastik evreni güzel harmanlamış. Filmini sakın izlemeyin bu arada sakın ama !!! Serinin devamını okumak için kendime zaman yaratmaya çalışıyorum şu günlerde umarım bu zamanı bulurum..
King tarafından yazıldığını bilmeden Enstitü’nün sinopsisini okusanız “öff, yine mi ergen distopyası” dersiniz: Gizli bir kuruluş, üstün güçleri olan çocukları kaçırıp güçlerini ortaya çıkarmak için onları acı dolu deneylere tabi tutar. King’den bahsediyorsak bu hikâyenin bununla kalmadığını biliriz. King bu görece basit anlatıyı çok canlı roman kişileriyle donatıyor: İyilik yapmak için biraz dikkatsiz davranan ve bu yüzden emekliye ayrılması istenen eski polis Tim Jamieson, Lee Child’ın ünlü kahramanı Jack Reacher’ı andırıyor. İşini iyi bilen, dürüst bir adam. Kendini hayatın akışına bırakmış. Hikâyeye de tamamen tesadüf eseri dâhil oluyor. “Büyük olaylar küçük dönüm noktalarıyla başlar.”