Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
bodakedi Tarafından Yapılan Yorumlar
ne yazsa keyifle okuduğum b.c. yalçın'ın yirmi iki öykülük toplamı gülümsetiyor, eğlendiriyor, hafifletiyor. her şey olabiliyor burda. absürtlüklerin ardı arkası kesilmiyor. her birinde olmadık şeylere şaşırıp kahkaha patlatmak mümkün. her derde deva kitaplardan şapşallar.
broch'un dört öykülük toplamı ilk kez çevrilmiş dilimize. ölümünden sonra, 1973'te yayımlanmış kitabı nihayet dilimizde görmek sevindirici. tedirgin öyküler başlığında toplayabiliriz. "esperance" fantastik damardan ilerleyen bir avantür. "bir korku gecesi" tedirgin, akıcı ve hızlı. insan doğasını irdeleyerek hayranlık uyandıran iki öyküden "eve dönüş", yaşamak insan varoluşunun en doğal mutluluğu değil midir? diye soruyor. kitaba adını veren "barbara" ise ilişki bağlamlarını felsefe ile ilmeklemiş nefis öykü.
bir ilk kitap, ilk tanışma. on dört öykülük toplam uçurum seslerinin kaynağına ulaşmak için boşluğa bakanları, hayatla aramdaki makas ne ara bu kadar açılmış diyenleri anlatıyor. geçmiş ile bugünü yoğurarak anlatıyor. kayıpları derin anlatıyor. "teyzeler ve maymunlar", "uzatmalı şüphe" ve özellikle "annemle aramızdaki karpuz kabuğu" çok iyi öyküler. dile hakimiyeti, uzun cümleleri, metaforları, rüyaları kullanması ile parlayan özgün bir kalem okumak çok keyifli. hayal gücü, gerçeküstüne, fantastik damara meyli de güzel. tekrara düşüren son dört öykü olmasa daha iyi olurmuş. iyi ilk kitaplardan. öykü okurları ıskalamasın derim.
sotakis'i çağının önemli kalemlerinden biri yapan, insana dair ufacık bir sorudan bir evren, bir hikaye yaratması. yine küçük bir sorunun peşine takılıp hepimizin zaman zaman aklına gelip de daldığı ihtimaller denizinde kulaç atmış. bir noktada ayrılmış diğer yarımızla karşılaşsak ne hissederiz? gerçekten mutlu muyuz, o seçimlerimiz bizi tatmin etti mi? hayatımız tüm benliğimizle bize ait mi? gibi sorular eşliğinde okunan, ne kadar fantastik olsa da olağanlığını kaybetmeyen sıkı bir roman. sotakis her zamanki gibi zihnimizde koşturuyor. "aslında hepimiz kendi mikrokozmosumuzu yaratıp onun içinde yaşıyoruz." diyor.
yeni bir kalemle tanışmanın karşılığını fazlasıyla veren kitaplardan elmas öfke. sekiz öykülük toplam daha yarısına gelmeden ne yazsa okurum dedirtiyor tentoni için. kişisel felaketlerinin sonrasında adeta araftaki karakterlerinin bocalama evrelerini anlatırken zihinlerinin röntgenini de çekip koyuyor önümüze. üstelik son derece basit ve sadelikle yapıyor bunu. bir sonuca da bağlamıyor. niye bağlasın zaten bu gibi durumlar uzun ve bitmek bilmez döngüler. her öykü çok iyi ama "sümüklü böcekler" kitabın parıldayanı. "gümüş çekiç" de çok iyi. bir öykü kitabı daha varmış. yayımlansada okusak. öykü okurlarına şevkle öneririm.