Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Burcu Keskin

Merhaba! Ben Burcu Keskin. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve DİKAB(ÇAP) bölümlerinden mezun olup MEB’e bağlı bir okulda öğretmenlik yapmaktayım. Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi olup okumaya devam etmekteyim. Seyahat etmeyi seven, fotoğrafçılıkla ilgilenen, kitaplarla buluşmaya devam eden biri olarak yorumlarımı sizlere aktarmak istiyorum.

Burcu Keskin Tarafından Yapılan Yorumlar

01.05.2023

İran şairi Hafız Şirazî, XIV. yüzyılda İran’da yaşamıştır. Hayatı hakkındaki bilgiler tartışmalıdır. Şarkın en lirik şairlerinden biri sayılır. İran şiirine çığır açtıracak derecede önemli yenilikler getirmiştir. Gazel dilinin kurucusu olan Hafız, sadece beyit bütünlüğü gözetilen şiirde konu bütünlüğünü gözeten ilk şairlerdendir. Şiirleri sanat çevrelerinde beğenildiği kadar halk tarafından da benimsenmis, Divan'ı halk arasında gönül iliskileri ve tarih konusunda başvurulan bir falname olarak kullanılmıştır.
Abdülbaki Gölpinarlı’nın da önsözünde belirttiği gibi aynı Hayyam'ın şiirlerindeki şarap ve meyhaneden çok bahsetmiştir. Kimileri gerçek anlamına kimileri tasavvufa yorsa da Hafız Divan’ı herkese farklı duygular hissettirecektir.
Özetle, aşkı bir de Hafız’dan okuyun derim. Zira Türkiye'de Mesnevi ve Gülistan'dan sonra en fazla okunan metinlerdendir.
01.05.2023

“Babam bana kitap oku demedi fakat elinde hep kitap gördüm.” Yazar, kitabında bizlere belki birçoğumuzun bildiği eserleri yorumlamış. Ben farklı bir gözden yorum dinlemeyi severim. Bu sebeple Ali Ural'ın kitap yorumları benim için etkili oldu. Siz de başkalarının görüşlerini merak ediyorsanız bu kitabın etkili olacağını düşünüyorum.

Peki kimler var bu kitapta? Albert Camus, Tolstoy, Knut Hamsun, Hermann Hesse, Papini, Kafka ve daha fazlası. Bu yazarların en meşhur kitaplarını bir de Ali Ural'ın yorumuyla okumak beni mutlu etti. Eserini okumadığım yazarların da kitaplarını listeme eklememe yardımcı oldu. Sizler de dünya edebiyatından seçilmis olan eserlerin gizli yönlerini merak ediyorsanız bu kitabı listenize eklemelisiniz.
Her şey kahramanımızın misafirliğe gittiği evdeki tembel oğlanla tanışmasıyla başlar. Yatağından kalkmayan, konuşmaya bile üşenen tembel oğlanın durumu kahramanımızın ilgisini çeker ve tembel oğlanı kurtarma operasyonu başlar.

Düşünsenize bir mucize olduğunu! Sabah kalktığınızda bahçenizde bir para ağacı var. Çalışmayı bırakır mıydınız? Yoksa bazı şeyleri sorgular mıydınız? İşte her halinden şikâyet edilen tembel çocuğun artık para ağacı var. Peki, bu nasıl olur? Daha da önemlisi, herkesin para ağacı olsa toplumda neler olurdu? Şermin Yaşar, bu kitabında çocukların gözüyle harika konuları ele almış. Paranın yetişkinler ve çocuklar üzerindeki etkisi, emek ve insanın kendini geliştirmesi. Güzel mesajlarla dolu, ders çıkarıcı bir kitap.

Daha ayrıntılı bakacak olursak, iki farklı aile figürü işlenmiş. Kahramanımızın ailesinde özellikle baba etkisi görülüyor. Emekçi ve çalışmaya önem veren bir aile. Tembel oğlanın ailesi ise çocuğuna hiçbir sorumluluk aldırmayan, sonrasında ise bu durumdan şikayetçi olan belki birçoğumuzun gördüğü bir aile. Yazar, iki tarafın da hatalarını kahramanımızla bizlere gösteriyor. Meslek seçiminde ebeveynlerin tutumu ve çocuklara hissettirdikleri de özellikle işlenmiş. Birçoğumuz ömürlük olsun dediğimiz meslekleri seçiyoruz. Halbuki insan değişir. Tercihleri de değişebilir. “Neden ömür boyu aynı işi yapmak zorundayız?” sorusu geliyor küçük kahramanımızdan. Yazar, burada yetişkinleri düşündürecek hayalsiz yaşamlara da değiniyor. Çocukların hayal dünyalarına da müdahale var. Kitapta olduğu gibi bazı aileler, onların hayal dünyalarındaki şeyleri yeterli ve gerçekçi bulmuyor. Sonuç olarak, bu durum çocukların hayatlarını etkiliyor.

Kahramanımız sonlara doğru büyüyor. Yazar, burada bizlere hayallerini gerçekleştirmenin ve kendi kendini yetiştirmenin örneklerini veriyor. Sizler de atasözleriyle donatılmış, çizimlerle desteklenmiş, her yaştan okura hitap eden bu kitabı merak ediyorsanız, listenize eklemenizi tavsiye ederim.

Keyifli okumalar.
Öğretmen öğrenci iletişiminde zor durumlarla karşılaşıldığında, öğretmenin süreci yönetme şekli oldukça önemlidir. Çünkü, her çocuk birbirinden farklıdır ve yaş aralığına göre de yöntem değiştirmemiz gerekebilir. Çocuklar arasındaki farklılıkların güzelliğine değinilen kitabımızda, resim dersinde zürafa çizemeyen Moni ve öğretmeninin iletişimi ele alınmış. Diğer arkadaşları zürafa çizmeye başlarken Moni denemiyor bile. Yapacağı şeylerin komik olacağını düşünüyor. Çocuklar bazen yaptıkları şeyleri beğenmeyebilir. Sınıf ortamında bir şeyler yapamadığında da kendini yetersiz hissedebilir. Ancak, burada olduğu gibi öğretmenin örnekliği ve öğrencinin bakış açısının değiştirilmesi bir çocuğun hayatını güzelleştirebilir.

Kitapta sadece öğretmen öğrenci iletişimine değil, arkadaşlara ve ebeveynlere de değinildiğini belirtelim. Sonlara doğru bir çocuğun parladığında arkadaşlarına da nasıl yansıdığını görüyoruz. Grupça bir şeyler paylaşabilmenin çocuklar üzerindeki etkisi oldukça önemli.

Kitabı sekiz yaşındaki bir çocukla beraber okuduğumu belirtmeliyim. Daha kitabı bitirmeden ilk zürafasını çizmek istediğini söyledi. Üstelik resim yapmayı pek sevdiği de söylenemezdi. Bitirdiğinde kendi zürafasının kitaptaki resimlerden farklı olduğunu gördü ve çizimini kendine ait hissetti. Kitabı okumaya devam ettikçe hayal dünyası gelişti ve çizimleri farklılaştı. Moni’de de gördüğümüz gibi çocukların hayal dünyasının geliştirilmesiyle onların zürafaları uzaya da gidebilir, robota da dönüşebilir.

Kitabın içeriğinden sonra çizimleriyle ilgili de konuşmak gerekir. Gerçekten resimler bir çocuğun hayal dünyasını harekete geçirecek şekilde verilmiş. Rengarenk görselleri ile insanı kendine çekiyor. Yaş aralığına da değinecek olursak kitabımız ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileri için uygundur.

Son olarak kitabın yazarı bir öğretmen. Öğrencilerine kendine inanmayı öğretiyor. Moni ise tüm çocukları hayal etmeye davet ediyor.

Herkese keyifli okumalar.
Eser, hikaye içinde hikaye olan anlatış şeklinden oluşuyor. Olaylar, 17. yüzyıl Osmanlı dönemi, çoğunlukla İstanbul’da geçiyor. Roman, Uzun İhsan Efendi’nin denizlerden gelen dayısı Arap İhsan’ın evine gelmesiyle başlar. Bir kitap getirir yanında. Rendekâr’ın ‘Zagon Üzerine Öttürme’ adlı kitabı. Araştırmalarıma göre bu kitap Descartes’in ‘Yöntem Üzerine Konuşma’ adlı kitabıdır. Uzun İhsan Efendi bu kitaptan çok etkilenir ve düşle gerçeğin ikilemine düşer.

“Düş görüyorum, öyleyse ben varım. Varım ama ben kimim?” (s.45)

Ana karakterler Uzun İhsan Efendi, oğlu Bünyamin ve onlarla hayatları kesişenler. Kimler yok ki bu kitapta? Yeniçeriler, dilenciler, casuslar, mehdî, esirler ve çocuklar. Hepsi yeri geldiğinde bir bir önünüze çıkmaktadır.

Kitaba ayrıntılı bakacak olursak, Uzun İhsan Efendi bir dünya haritası yapmak ister. Peki dünyayı dolaşmadan haritasını yapabilir miyiz? Evet. Uzun İhsan Efendi düşlerinde bunu yapmak peşindedir. Çünkü dünyayı gezecek cesareti yoktur. Bu sebeple de sürekli uyumak durumundadır. Rüyalarından yararlanarak atlası oluşturur. Tamamlanan atlas oğlu Bünyamin'e teslim edilir. Bünyamin bu düşler atlasını göğsünde taşır. Her sıkıştığında ona bakar ve maceralar yaşar.

Anar’ın eserlerindeki olağanüstü olaylar dikkat çekicidir. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu kitapta da fantastik unsurlar göze çarpar. Tarihi bir temeli, felsefi bir yanı olan bu kitabı araştırma yaparak okuyabilirsiniz. Yazarın ilk yayımlanan, çok okunan, ilmek ilmek işlenmiş harika kitabıyla tanışmanızı tavsiye ederim. Kitabı bitirin ve her şey düş mü gerçek mi siz de karar verin.

Herkese keyifli okumalar.