Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

tosmakangel Tarafından Yapılan Yorumlar

16.07.2021

Polonyalı bir Yahudi yazar olan Bruno Schulz, 20. yüzyılın en büyük Lehçe düz yazı stilistlerinden biri olarak kabul edilmektedir. 1938'de Polonya Edebiyat Akademisinin prestijli Altın Defne ödülüne layık görülmüş. Schulz'un 1940'ların başlarından kısa öyküleri ve bitmemiş romanı Mesih dahil olmak üzere birçok eseri soykırım sırasında kaybolmuş. Ölümü de trajiktir. 1942 yılında Schulz, bir somun ekmek ile  gettodaki evine dönerken bir Gestapo subayı tarafından vurularak öldürülmüştür.

Tarçın Dükkanları adlı bu kitap oldukça ilginç. Okurken bir çocuğun hayal dünyası içinde dolaşıyorsunuz sanki. Aslında yazarın Kafka'dan fazlasıyla etkilendiğini düşünüyorum. Özellikle aile ilişkilerini anlatışı ile daha fantastik tarzda olsa da kitabı okuyanlar ne demek istediğimi farkedeceklerdir. Yalnız okuması zor bir kitap onu belirteyim. Ama betimlemeleri oldukça iyi.
16.07.2021

2016 senesinde 8 Mart Kadınlar günü vesilesiyle ülkemin dört bir yanından gelen yerel kadın şairlerin dinletisine katılmıştım. Orada tanıştığım, şiirlerini dinlediğim ve kitaplarını imzalı olarak alabildiğim Çiğdem Sezer'in "Küçük Şeyler Mevsimi" ni okumak bugünlere nasip oldu.

Çiğdem Sezer Trabzon doğumlu ve asıl mesleği hemşirelik. Şiirle yazın dünyasına iyi ki girmiş de onunla tanışmışız. Sezer'in ilk şiir kitabı 1991 de basılmış ve pek çok eseriyle ödüller almıştır.

Bu eserde bütünlüklü anlatılardan oluşan üç bölüm var. Şiirlerde bir kadının duyguları ile hayatın zorluklarının nasıl incelikle aktarıldığını farkedebilirsiniz. Çiğdem Sezer ruha dokunan mısralarıyla kadın şairler arasında kesin olarak özel bir yere sahip.
16.07.2021

Karakterimiz Vitangelo Moscarda, yirmi sekiz yaşında, ayna karşısında bütün olağan haliyle kendisine, aslında o yaşına değin gördüğü fakat dikkat etmediği kendisine bakarken karısının gayet sıradan, fakat yine yalnızca o ana değin sıradan olan uyarısıyla burnunun hafifçe sağa doğru eğik olduğunu söylemesiyle olaylar başlamaktadır. Bu andan itibaren kendini sorgulamaya başlayan, kendini tanıdıkça aslında hiç tanımamış olduğunun farkındalığına ulaşan bir kişiye dönüşür.

Aslında kimi zamanlar hepimizin sorguladığı toplumsal roller, dışarıdan nasıl gözüktüğümüz, kendi görüntümüzü görmemizin mümkün olmayışı gibi paradokslarına alaycı bir bakış açısı ile okuyabileceğimiz gayet eğlenceli, bir o kadar da eğitici bir eser "Biri, Hiçbiri ve Binlercesi".

Dostlar demem o ki fazla kasmayalım kendimizi ve "ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol" Mevlana'nın dediği gibi. Bu arada sakın #evdekal dıkça kafayı sıyırmayın Genge gibi. :)
16.07.2021

Konusu İstanbul olan, hele ki tarihi anekdotlara yer veren kitap olur da okunmaz mı? 1941 doğumlu Emre Kongar kendi hayat hikayesi ile bağdaştırarak bir İstanbul hikayesi sunmuş bizlere. Tarihi öğelerle bezenmiş, eski İstanbul'u gözlerimizin önüne getiren hoş bir eser olmuş bence. Siyasi yönlere çok kafa takmaya gerek yok. Sonuçta demokratik bir ülkeyiz ve düşüncelerimizi özgürce ifade edebilmeliyiz. Yeter ki özgürlüklerimizi kullanırken ülkemizin değerlerini kaybettirecek kadar hırslara kapılmayalım.

Bu kitapta maalesef zamanında elinde iktidarı tutanların İstanbul'a ne zararlar verdiği aşikar olan örnekleri okudukça insan üzülüyor. Tabi nüfus arttıkça kentlerde değişiklikler olması kaçınılmaz. Ama doğru planlamalarla, tarihi dokuya ve doğaya zarar vermeden de çok şey başarılabilir. Umarız elde kalan geçmişin dokusuna bundan sonra sahip çıkabiliriz.

"Dünyanın en güzel, en temiz havalı, adalet, zenginlik ve aşk kentini bir beton yığınına dönüştürmüşler." sayfa 39
16.07.2021

Livaneli'nin akıcı anlatımı ile tarihten kesitler aktararak yazdığı kitaplarını okumayı seviyorum. "Konstantiniyye Oteli" olan kitap adı bile bunu kanıtlıyor. Türkiye'nin her kesiminden insanların kısa kısa hikayeleri anlatılarak harmanlanmış bir roman. Zengininden fakirine, okumuşundan cahiline, kentlisinden köylüsüne, hristiyanından müslümanına, yüzyılların kozmopolit şehri İstanbul'un insanlarının kimi yerde Türkiye gerçekleriyle örtüşen hikayeleri oldukça vurucuydu.