Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hislipalyaco Tarafından Yapılan Yorumlar

01.05.2007

hüzün ve yas ayı eylül...bir yapraklı bahardan bir karanlık kışa geçişte aradaki o hüznün ayı;yalnızlığın,pişmanlığın,ömrümüzden kayıp giden o boşa geçmiş yılların,çaresiz bir aşkın yas tutan ayı...
Suat ve Süreyya birbirini çok seven evli bir çifttir.çiftin en yakın arkadaşları olan Necip ise bekar, pek çok gönül eğlencesi yaşayan ve bir süre sonra hayatının anlamsızlaştığını hisseden bir arkadaş,bir dost ve Süreyya Bey'in kuzenidir.Süreyya'nın bir süre sonra kendisine yeterli vakit ayırmamasıyla bunalan,yalnız kalan Suat'la yalılarına sık sık gelen,günlerce evlerinde misafir ettikleri aynı zevkleri paylaştıkları Necip arasında önce Necip'in daha sonra Suat'ın aşkıyla çaresiz bir yola girilen ömrün eylülü...bir yanda aşkı tüm ezalarıyla çekerken bir yanda Süreyya'ya karşı duyulan pişmanlık,utanç
Suat ve Necip'i imkansız bir aşka sürükler...güzel betimlemeler,mükemmel psikolojik tahliler,iç konuşmalar eseri gerçekten kıymetlendirmiş.
edebiyatımızda ilk psikolojik roman olma özelliği taşıyan bu kitap,anlattığı konu itibariyle ne kadar bizim ahlak değerlerimize ters düşse de yazar yine kendi kalemiyle içine düşülen toplum ahlakına aykırı bu durumu çaresiz aşkın kahramanlarını ölümde birleştirerek bir şekilde yanlışa sapmadan kurtarmıştır.bu son bir nevi cezalandırma gibidir.
eserin anlatım diline gelince kolay anlaşılır bir dille yazılmış ama basit değil,ruh tahlileri zengin ve geniş bir çerçevede verilmiş,eserin geneline bu ruh durumları hakim ama kesinlikle sıkıcı değil bu da eserin başarısı.
basıma gelince;kapak çok estetik,yazı boyutu da güzel göz yormuyor.klasik okumayı sevenlere ilk tavsiye edilecek kitaplardan biri...
26.04.2007

Türk Klasiklerinden biri...Tanzimat sonrası gelişen alaturka-alafranga arası yaşamın getirdiği gariplikler,özentiler ve meşhur araba sevdası.Ana karakter Bihruz Bey,yalan söylemeyi adet haline getiren Keşfi Bey,Periveş Hanım,Fransızca hocası paragöz Mösyö piyer...Öyle bir özentidir ki Frenkçe yaşamaya,
konuşmaya kendi annesi bile kimi zaman söylediklerini anlayamaz Bihruz Bey'in.Annesine bile kendi sözünü tercüme etmek durumunda kalır kimi zaman.Kendi dilinde bir şiiri anlayamaz;Arapça,Farsça kelimeleri çıkaramaz,Fransızca düşünür.Bütün hayatı lüks arabası ve iyi koşum atlarıyla en iyi araba takımlarıyla mesire yerlerinde boy göstermek olan mirasyedi Bihruz Bey'in yine Çamlıca bahçesinde gezerken gördüğü Periveş Hanım'a olan tutkusuyla hayatı yeni bir şekil alır.Bir kere bir-iki cümle konuşup bir mektup verir eline.mektubun cevabı için iki ay bekler.Bu arada Periveş Hanım'la aralarında birşeyler olduğunu düşündüğü arkadaşı Keşfi Bey,iki ay içinde yalanlarını sıralar Bihruz Bey'e.Böylece Bihruz Bey'in aşk ve sıkıntıyla geçecek günleri başlar.Öğrendiği-aslında Keşfi Bey'in en büyük yalanı-bir haberle sarsılır ve vicdan azabı çekmeye başlar.Ama kitabın sonundaki gülünç sona gelince Bihruz Bey'in nasıl Keşfi Bey'in yalanlarına inandığı,bütün üzüntülerinin boş olduğunu görünce güler misin ağlar mısın durumuna düşüceğinizi söyleyebilirim.
Eser çok başarılı bir eser değil ama bir ilk olduğu ve dönemi oldukça ironik bir şekilde anlattığı için okunabilir.Kitapta fazlasıyla Fransızca kelime var,en basit tepkiyi bile Fransızca vermiş: O Mon Dieu!(Tanrım) gibi...Konu ve dönem itibariyle gerekli olduğu şüphesiz ama yine de çok fazla olduğunu düşünüyorum ama yayınevi bu durumu kitabın sonunda rastgele bir sözlük vererek değil de kelimenin ya da cümlenin geçtiği yerde parantez içinde vererek yada aynı sayfada sayfanın en altında açıklayarak bu da olmadı kitabın en sonunda sırasıyla geçtiği sayfa numarasına göre verseymiş çok daha güzel olurmuş.Fransızcaya hiçbir aşinalığımız olmadığı için sözlükten de pek yararlanamıyoruz.Açıkçası ben çoğu Fransızca kelimeyi okuyup geçtim,sözlükte arayıp da bulamadım çünkü.ama kitabın kapağı,düzen ve yazı boyutu gerçekten güzel.Klasik olduğu için okunmalı diyorum.
24.04.2007

Hayrettin Karaman bu eserinde helal ve haramı hayatın her safhasında ele almış;yiyecek ve içecekte,giyeceklerde,ev eşyasında,aile hayatında,iş hayatında,
umumi hayatta...Kitabın son bölümünde de sorulara ve cevaplara yer vermiş.merak ettiğimiz pek çok konunun cevabı var.mesela:peruk takmak caiz mi değil mi,fotoğrafın ve resmin hükmü,yaşgünü kutlamak,estetik,fal,
tesettür,hayvan beslemek,piyango,
tokalaşma adabı ve faiz,sigorta,miras gibi...güzel hazırlanmış bir kitap,pek çok soruya cevaplar bulacaksınız,kafama takılan şüpheli bir iki yorum hariç faydalı buldum.Fiyatı da çok uygun.ilgilenenlere tavsiye ederim.
18.04.2007

Senai Demirci'nin eşi Semine Hanımla birlikte hazırladıkları güzel bir eser.kitap takvim metoduyla hazırlanmış,her güne dua ayetleri,dua sözleri ya da dua öyküleri yazılmış.Peygamber duaları çok güzel.Senai Demirci yine bolca Bediüzzaman'a yer vermiş.Güzel bir çalışma.
10.04.2007

adından da anlaşılacağı gibi anlayarak ve hızlı okumanın teknikleri anlatılmış bir kitap,benim de bu konuda okuduğum ilk kitap.okumayı seven biri olarak benim yapmam gereken kitapta verilenlere göre okuma hızımı arttırmam,dakikada daha fazla kelime okumam.kitaptan öğrendiklerime gelince:bizler gözümüzü hep ayrı ayrı kelimelerin üzerinde gezdiririz oysa bir bakışta gözümüz üç ve daha fazlası kelimeyi birden görebilir,böylece hem gözlerimiz fazla yorulmaz hem de daha hızlı okuyabiliriz.ayrıca hızlı okuyan insan daha çok konsantre olur ve okuduğundan zannedilenin aksine daha çok anlar çünkü hızlı okununca zihin konudan kaymıyor.dolayısıyla daha az zamanda daha çok okumuş oluyoruz ve tabiki anlayarak.bir de okurken hızımızı kesen çok düştüğümüz bir yanlışa gelince o da okurken sık sık yaptığımız geri dönüşler.anlamadığımızı ya da bir kelimeyi kaçırdığımızı düşünüp geri döneriz ama bu zihnimize ,bilinçaltımıza yerleşir ve geri dönüşler yapmadan okuyamaz hale geliriz.bir alışkanlık haline gelmeden geri dönüşler yapmadan okumaya çalışmalıyız.kitapta bunun için pek çok teknikler verilmiş,ayrıca oksijen kürü ve göz kaslarını daha iyi çalıştırmak için alıştırmalar var.okuma hızımızı ölçebileceğimiz pek çok okuma parçası var.
kısacası ben kitabı beğendim faydalı olacağını düşünüyorum.keşke bu ve bunun gibi kitaplarda anlatılanlar ilköğretimde ders olarak okutulsaydı.belki de "kitap okuma alışkanlığım yok" diyen o %50'yi oluşturanlar bu alışkanlığı kazanırlardı.