Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

16.08.2008

Doç. Dr. Adem Apak’ın bu ikinci çalışması da dört halife dönemini konu ediniyor.Bu serinin birinci kitabı Hz. Peygamberin hayatını işlemişti.Dört halife dönemini kısa fakat gayet özlü bir şekilde anlatmıştır.Bazen tartışmalı konularda da tartışmaya katılarak kitabı daha zevkli okunur bir hale getirmiştir.Dönem ile ilgili bilgi edinmek isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.
25.07.2008

Kitap adından da anlaşılacağı üzere,ana hatları ile İslam tarihini vermeye çalışmıştır.Yazar önsöz de bu serinin beş cilde kadar çıkabileceğini söylemektedir.Birinci cilt Hz. Peygamberin hayatı ve İslam’ın nasıl yayıldığı üzerine,ikinci cilt Hulefa-i Raşidin dediğimiz dört halifenin zamanı üzerine,üç ve dördüncü ciltler ise Emevi ve Abbasi tarihi ve son olarak da beşinci cildin Osmanlı ve diğer Müslüman devletler üzerine olacağını söylemektedir.
Kitabın ilk iki cildi yayınlanmıştır.İnşallah en yakın zamanda diğer kısmı da yayınlanır,bizde istifade etmiş oluruz.

Kitap,İslam tarihinin kaynakları konusunda bilgi veren bir mukaddime ile başlıyor.Bu arada tarih ilmi ile alakalı bazı bilgilerde veriyor.Bu bölüm araştırıcılar için dar olsa da yine de faydalıdır.Kitap,dört ana bölüm ve bir sonuç olarak hazırlanmıştır.Birinci bölüm;o zamanki Dünyanın genel bir perspektifini sunmaktadır.Bu bölüm oldukça kısadır-zaten bütün kitap oldukça muhtasardır-Bu bölümün bence en güzel yanı Arapların İslam’dan önceki dini,iktisadi ve kültürel faaliyetleri konusunda bilgi vermesidir.İkinci bölüm Hz. Peygamberin doğumu,çocukluğu ve peygamberliğine kadar olan bölümü içeriyor.Üçüncü bölüm;vahyin yani risaletin başlangıcından hicrete kadar olan dönemi ve dördüncü bölüm ise Medine dönemini ele almaktadır.

Kitap,hiç teferruata girmeden ve çok sade bir şekilde konuyu ele almaktadır.Bu kitabın bende bıraktığı intiba;bilgileri tazelemek açısından faydalı bir eser oluşudur.Yani çok muhtasar olarak kaleme alınmıştır.Herhangi bir konferansa yada o tip bir faaliyete katılacak olan biri için faydalı olabilir.
22.07.2008

Çağımızda İslam’ı en doğru bir şekilde öğrenmek isteyenler,üstadımız Ebu-ul Ala El-Mevdudi’yi takip etmelidirler.Allah ondan razı olsun ve mekanını Cennet eylesin.
Üstat bu kitabında Kur’an da firavunu işlemiştir.Bilindiği gibi Kur’an da en çok anlatılan kıssa firavun kıssasıdır.Bir değil birden çok surede ve farklı şekillerde anlatılmıştır.Kitapta firavun ile Musa (a.s) arasında geçen olaylar anlatılmakta ve güzel bir biçimde tefsir edilmektedir.Günümüzde ki firavunları da daha yakından tanımak için üstadın tefsiri de elzemdir.Çünkü üstat tefsir konusunda yeni bir çığır açmıştır.
Kitap üstat tarafından kaleme alınmış olmasına rağmen,Ahmet İdrisi adlı biri tarafından da şerh edilmiştir.Hemen hemen üstadın yazdığı kadar da adı geçen şahıs bir ilavede bulunmuştur.Bu birazda eski eserleri hatırlatmaktadır.Bilindiği gibi eski meşhur eserlere de bu şekilde şerhler yazılırdı.Öyle anlaşılıyor ki;şerhi yapan şahıs üstadın bir yakını veya talebesi olsun.Ondan sürekli olarak saygı ile söz etmektedir.Fakat şerhi yapan kimse,üstat dan fazla bir şey de yapmamıştır.Sadece onun söylediklerini bir tekrar mesabesindedir.Bence bu da son derece gereksiz olmuştur.
Kitap çok akıcı bir eserdir.Hiç sıkılmadan bir nefeste okunacak türden.Yalnız baskı ve kağıt için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.Biraz daha özenli olabilirdi.
19.07.2008

Sultan II,Abdülhamid han,üzerinde en çok araştırma yapılmış olan devlet adamlarından biridir.Bunun sebebini anlamak hiç de zor değil aslında.Otuz üç yıl saltanat sürmüş,devletin en buhranlı dönemlerinde siyasi dehası ile memleketin parçalanmasını geciktirmiş bir devlet adamıdır.Ölümünden sonra kıymeti anlaşılmış bir insandır.En acımasız muhalifleri bile o öldükten sonra değerini kavramış ve hakkını iade etmişlerdir(En basit örneği Rıza Tevfik bölükbaşı;Abdülhamid Han’ın ruhundan istimdat).Fakat şunu da düşünmeden edemiyor insan;acaba İttihat ve terakki cemiyeti ciddi anlamda başarılı olsaydı yine de böyle bir iade-i itibar olur muydu ? Ben bu konuda şüpheliyim…

Yazar,kitabına “Abdülhamid Han’ın yönetim ve liderlik sırları” ismini vermiştir.Yazarın hemen bu isimde bir çok kitabı bulunmaktadır.Fatih’in,Cengiz Han’ın ve Sultan Süleyman’ın yönetim ve liderlik sırları vs.. Fakat bu okumuş olduğum kitap ismi ile mütenasip değildir.Aslında kitabın ismi şöyle olsaydı daha uygun olurdu “Abdülhamid ve dönemi” Yazar kitabında Abdülhamid Han’ın yönetim ve liderlik sırları üzerinde duracağına konuyu tamamen dağıtıp dönemin çeşitli tarihi olaylarını anlatmaktadır.

Yazar kitabın giriş bölümünde liderlik tarifi üzerinde durmaktadır ki bu son derece sıkıcı olmuştur.Bu bölümün oldukça gereksiz olduğu kanaatindeyim.Ayrıca bu bölümde,yazarın çok tuhaf tespitleri de vardır.Şöyle ki;yazar 11.sayfada “Dünya tarihlerinde ansiklopedik tanımlamalara göre ilk lider,25 asır öncelerinde Yunan Mitolojisi’nde ortaya çıkar” demektedir.Burada apaçık bir tenakuz vardır,hem tarihten bahsetmek ve hem de mitolojiyi bunun yanına koymak çok acayip bir durumdur.Ayrıca burada bahsedilen 25 asır nerden geriye doğru gitmektedir.Eğer günümüzden geriye doğru gideceksek,neden Tevrat’tan alıntı yapmıyoruz ki ? Çünkü Hz. Musa MÖ 1300 lü yıllarda yaşamıştır.Bu da demektir ki 3300 sene eder yani 33 asır yapar. Ayrıca Tevrat,Yunan Mitolojisinden daha sağlıklıdır.Mesela Tevrat’ta da lider vardır.Firavun vardır mesela,ayrıca Hz. Musa bir lider değil midir ?

Yazar sayfa 29 da “Türk ve İslam tarihinde yöneticilerin nelere dikkat etmeleri gerektiği siyasetnameler vasıtası ile yeni kuşaklara aktarılmıştır.Cengiz Han,Atilla,Timur gibi büyük Türk liderlerin uydukları kimi temel kurallar yazılı hale getirilirken kuşaktan kuşağa da aktarılmış oluyordu” diyor.Burada bir iki hususa değinmek faydalı olacaktır.Birincisi “Siyasetname” bir cins isim değil özel isimdir.Ve Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk tarafından kaleme alınmıştır.Ayrıca bu eser kuşakları çok deriden etkilemiş ve devlet yönetiminde de baş tarafa oturtulmuş falan da değildir.Sadece vezirin kendi dünya ve yönetim şeklini anlatan bir eserdir.İkici olarak Cengiz Han bir Türk değil Moğol’dur.Ayrıca Timur da Moğolluk davası gütmüş bir devlet adamı idi.

Yazar sayfa 80 de “Zaten Osmanlı devleti de İslamiyet’i bozulmaktan,İslamiyet’e hurafe karıştırmaktan korumaya çalışmış….” Diyerek çok bariz bir hata daha yapmıştır.Osmanlının İslamiyet’e bir çok hurafeler eklediği İslam’ı az çok bilen kişilerce malumdur.Yok eğer bunun tersini iddia ediyorsanız ya Osmanlı konusunda bir taassubunuz vardır yada İslam dan haberiniz yoktur.Mesela buna bir örnek vermek gerekirse ki yazar bilmeyerek de olsa bunu yapıyor.Sayfa 81 de Sultan Abdülhamid’in devlet ricaline yemin ettirirken Kur’an-ı kerime el bastırarak bunu yaptırdığını söylüyor.Al sana bir hurafe….

Yazar,Abdülhamid dönemi fikir akımlarını anlatırken,Türkçülük başlığı adı altında evlere şenlik bir tespitte daha bulunuyor.Milli mücadelenin başarıya ulaşmasını Türkçülük akımına bağlayan yazarın ya tarih bilgisi yok yada ne yaptığını bilmeyen bir insan.Az çok tarih bilgisi olan bir insanın bunu söylemesi dahi düşünülemez.O dönemi(Milli mücadele) az çok inceleyen bir insan,Türkçülük değil de “İslamcılık” fikriyatının ortama hakim olduğunu görebilir.Bu,Cumhuriyetin kuruluşuna kadar böyledir.Cumhuriyetten sonrası içinse bu doğrudur.

Yazar kitabında sürekli olarak Sultan Abdüllaziz’in öldürüldüğünü söylemektedir.Bu çok tartışılan bir konudur.Hatta günümüzde bile tartışılmaya devam etmektedir.Acaba intihar mı etti yoksa öldürüldü mü ? Yazar bu konuda ki karşı görüşü hiç zikretmemektedir.Sanki böyle bir tartışma yokmuş gibi davranarak okuyucu da yanlış bir intiba bırakmaktadır.

Yazar,Sultan Abdülhamid döneminde Japonya ya dostluk maksadı ile gönderilen Ertuğrul gemisinin geri döndüğünü söylemektedir.”…üç ay kadar Japon sularında kaldı ve nihayet döndü” Bunu söyleyebilen bir insanın,Abdülhamid üzerine kitap yazması hakikaten taaccüp edilecek bir durumdur.Oysa o gemi Japonya dan ayrıldıktan bir müddet sonra Yokohama açıklarında fırtınaya tutuldu ve battı.Mürettebatın büyük kısmı telef olurken az bir kısmı da Japon balıkçılar tarafından kurtarıldı.

Yazar tarih konusunda son derece bilgisiz bir insandır.Nasıl olurda bu bilgiyle tarih yazılır insan hayret ediyor.Hem de bir değil bir çok kitap.Kitap edebi yönden de çok kötü bir durumdadır.Ayrıca yazar Türkçeyi çok kötü kullanmaktadır.Kitapta bir çok baskı hatası da mevcuttur.Kitapta kaynak gösterilmemiştir ayrıca dipnot hiç yoktur.Metin içerisinde birkaç kaynağa atıf vardı,fakat buda çok yetersizdir.Kitabın sonuna eklenen kaynakça ise çok kısıtlıdır.Burada yerimiz dar olduğundan daha fazla bir şey yazamıyorum,fakat daha bir çok eleştirim var.Bu kitaba 10 üzerinden puan vermem gerekirse ancak 2 alabilir.
14.07.2008

Kitap Siyonizm’in teorisyeni ve ilk fiili “politik Siyonist” lider olan Theodor Herzl’in hatıralarının bir kısmından oluşuyor.Kitabın önsözünde,yazar bu hatıraların takriben iki bin sayfa kadar olduğunu söylemektedir.Yazar sadece Türkiye’yi ilgilendiren bölümlerini kitabına aldığını da vurgulamaktadır.Kitap gerçekten bir çok tarihi bilgi içermektedir.Theodor Herzl’in Filistin de bir Yahudi devleti kurmak için verdiği mücadeleyi de göz önüne sermektedir.Filistin sorununu anlamak ve İsrail devletinin nasıl kurulduğunu öğrenmek için son derece faydalı bir çalışmadır.

Kitabı hazırlayan ve oldukça hazin bir şekilde kaybolup bulunamayan yazarı da burada rahmetle anmak icap ediyor.