Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar

09.02.2008

Bu kitap Dönmeler-Sabatayistler-konusunda yazılmış olan en kapsamlı yerli eserdir.Aslında ülkemizde bu konuda çok fazla bir çalışma da yapılmış değildir.Bu konu üzerin de yapılmış olan çalışmalar genelde Yahudi araştırıcılar tarafından gerçekleştirilmiştir.Konu haliyle Yahudileri çok ilgilendirmektedir.Çünkü dönmeler onların arasından çıkmıştır.Onların hem ırkdaşı hem de dindaşıdırlar.Yahudileri bu yönüyle ilgilendiren konu ile oldukça alakalı olmuşlar ve bir çok eser meydana getirmişlerdir.Türkiye de veya Dünyanın çeşitli yerlerinde bu konu ile alakalı yazılmış eserlerde Yahudi araştırmacılar başı çekmiştir.Aslında Yahudilerin yapmış olduğu çalışmalar,sonradan yapılan çalışmalara da kaynaklık etmiştir.Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki;Yahudilerin bu konuda ki araştırmaları olmasa idi bu gün Sabataycılık-dönmelik-konusunda çok az bir bilgiye sahip olurduk.

Bu konu Yahudileri ilgilendirdiği kadar hatta daha da fazla Türkleri ilgilendirir.Çünkü bu toplum da ortaya çıkmışlar bu toplumu iyi veya kötü etkilemişlerdir.(dönmelerin iyi bir etkisine de pek rastlanmamıştır) Fakat her konuda olduğu gibi bizim millet bu konuda da çok duyarsız kalmış ve bu konuya gereği gibi önem vermemiştir.Bu konuda yayınlanmış Türkçe eserler bir elin parmağı kadar ancak vardır.Fakat bu kitap Türkçe yazılmış olan en iyi çalışmadır diyebiliriz.Yabancı kaynaklardan en iyisi ise-tabi bana göre-John Freely adlı bir İngiliz yazarın kitabıdır.Ki bu kitap Remzi yayınevi tarafından yayınlanmıştır.Bunun dışında bu konu ile alakalı en iyi eserlerden biri de hiç şüphesiz Gershom Scholem’in “Mistik Mesih Sabatay sevi” isimli çalışmasıdır.Bu zat bir Yahudi’dir.Yine bir Yahudi olan Josef Kastein’in de “İzmirli Mesih” isimli çalışması da kaynak eserlerden bir tanesidir.Abraham galante adlı ve Türkiye de doğup büyümüş olan Yahudi bir profesör de bu konuda çalışmalar yapmıştır.Bu saymış olduğum isimlerin hepsi de dönmelik konusunda ki çalışmalara kaynaklık etmiştir.Bu kitap da bu eserlerden yararlanarak vücuda getirilmiş bir çalışmadır.

Kitap çok uzun bir mukaddime ile başlıyor.İki yüz sayfalık bu mukaddime gerçekten çok faydalı olmuştur.Mukaddime Yahudi tarihi ve dini hakkında bilgiler vererek başlıyor.Daha sonra Yahudilerin İslam’ın ilk dönemlerinde ki durumlarını anlatıyor.İslam’ın ilk dönmelerinde İhtida eden iyi veya kötü etkileri olan Yahudilerden bahsediyor.Ayrıca münafık olan Yahudileri ve onların Müslüman topluma olan etkilerini de açıklıyor.Daha sonra Türkler ve Yahudilerin tarih içerisin de ki durumlarını anlatıyor.Osmanlının İspanya dan kovulan Yahudilere nasıl kucak açıp onları memleketin değişik bölgelerine yerleştirildiği üzerinde duruluyor.Yazar daha sonra Mesih ve Mehdi kavramlarını etimolojik ve ıstılahi yönden bir incelemeye tabi tutuyor.İslam,Hıristiyan ve Yahudilikte ki Mesih ve Mehdi inançlarını açıklıyor.Bu bölüm gerçekten çok faydalı bir bölümdür.Daha sonra ise asıl konu olan Sabatay Sevi ve hareketine geliyor.Bu konuyu da çok kapsamlı olmasa bile gayet güzel ve başarılı bir şekilde anlatıyor.En son bölüm ise 1924 de ki Karakaşzade Rüştü ifşaatı ve o ifşaat çevresinde dönen tartışmaları uzun uzun alıntılar yaparak bitiriyor.Yazar birde sonuç yazmış ki gayet güzel tespitlerle doludur.

Başta da söylediğim gibi çok iyi bir çalışma.Hamasi ve popüler bir çalışma değil.Tamamen ilmi ve objektif bir eser.Bu konuyu-dönmelik-öğrenmek isteyenler için yeterli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
03.02.2008

Yazarın daha önce “Yahudi dönmeler ve mumsöndü ayinleri” isimli bir kitabını okumuştum ve pek beğenmemiştim.Hatta o kitabına ayrıntılı bir yorum yazdım,arzu eden oraya bakabilir.Yazar o kitabında sabatayistleri konu edinmişti yani Türk ve Müslüman görünen Yahudileri.Bu kitabında ise yine Türk ve Müslüman olarak görünen ve aslında köken olarak Rum ve Ermeni olan insanları konu edinmiştir.Yücel Aşkın,Türkan saylan,Emin alıcı,Ediz hun,Erol Aksoy ve Sabih kanatoğlu gibi önemli isimlerin yanı sıra ismi pek duyulmamış daha bir çok kişi kitapta inceleniyor.

Yazar ilmi bir usulden ziyade popüler bir bakış açısı ile olayları anlattığı için ben yazarın usulünü pek beğenmedim.Ayrıca tuhaf bir Milliyetçilik anlayışı da gözlerden kaçmıyor.Yazarda biraz kafatasçılık olsa gerek.İnsanların kökleri ile uğraşmak yerine bu günkü söylemlerine ve uygulamalarına bakmanın daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Yazar,12, diyanet işleri başkanı olan ve halen Vatan gazetesinde günlük yazılar yazan Süleyman Ateş’i çok ağır bir şekilde eleştirmektedir.Tehcir sırasın da annesi çok küçük olduğu için ailesi tarafından Türk komşularına bırakılmış ve büyüyünce de Süleyman Ateş’in babası ile evlenmiştir.Bunda ne gibi bir sakınca olabilir ki.Annesi Müslüman olmuş ve dinini gayet güzel bir biçimde yaşamıştır.Aslen Ermeni olmasının hiçbir önemi yoktur.

Yazar bu insanların geçmişleri ile uğraşıp onları geçmişleri ile değerlendireceğine şu an ki durumları ile değerlendirmelidir.Saydığı bütün bu insanlar kendilerini zaten Türk olarak tanımlıyorlar.Fakat inanç olarak ne Hıristiyanlık ne de Müslüman değiller bunu zaten kendileri açık bir şekilde ifade ediyorlar.Mesela Yücel Aşkın evrimci bir insan olduğu için onun ateist olduğunu biliyoruz.Veya Türkan saylan hakeza aynı.Artık bize ne bunların geçmişinden.
Çok sıkıcı ve gereksiz bir kitap olduğunu düşünüyorum.
02.02.2008

Yazar sürekli olarak milliyetçi bir dünya görüşüne sahip olduğunu ve hiçbir partinin veya vakfın ve derneğin üyesi olmadığını çokça zikrediyor.Yazarın bende çok tuhaf bir intiba bıraktığını söyleyebilirim.Görünüşte muhafazakar ve sağcı bir portre oluşturuyor.Fakat kullanmış olduğu dil ve üslup ilmilikten çok kahve ağzını andırıyor.Sık sık tarizlerde bulunup hakarete varan üslubu bence hiç hoş değil.Her ne kadar bu konulara 30 yılını harcadığını söylese de yazarın birçok noktada bilgi eksikliği olduğu gözlerden kaçmıyor.

Yazar kitabının adını “Yahudi dönmeler ve mumsöndü ayinleri” olarak belirlemiş.Kitabın baş tarafını bu “mumsöndü” konusuna ayırmıştır.Bu konuyu,etrafında ki çeşitli eş ve dost çevresinden edindiği bilgilere dayandırıyor.Yazar sürekli olarak kendisinin dürüst bir insan olduğunu ve bilgi almış olduğu insanların da dürüst kişiler olduğunu söyleyerek,ortaya atmış olduğu tezlerin doğruluğunu ispata çalışmaktadır.Yazar daha sonra “dönmelik” konusuna girerek kısa da olsa Sabatay sevi ve hareketi hakkında bilgiler veriyor.Fakat benim tespitlerime göre yazar kitabında bol miktarda intihal bulundurarak bir suç işlemiştir.Burada suç derken mahkemelik bir suçtan ziyade ilim ahlakı-etik- bir suçtan söz etmek daha uygun olur.Çünkü yazar kaynakçasında göstermediği ayrıca metin içerisinde de atıfta bulunmadığı bir kitaptan çokça ve birebir alıntı yapmıştır.Bu kitap John Freely adlı bir İngiliz yazarın “Kayıp Mesih” isimli çalışmasıdır.Bu tip intihal vakaları günümüzde çokça görülmektedir.Araştırıp ortaya özgün bir eser koymak yerine hazıra konmak ve ilim hırsızlığı yapmak ne kadar doğrudur ?

Yazar sabatay sevi’nin ortaya çıkışı ve hareketi hakkında kısa fakat gayet hatalı bilgiler verdikten sonra bazı ünlü Sabatayistler hakkın da bilgiler vermektedir.Bunlar;İsmail cem İpekçi,Cemil İpekçi,Halide edip Adıvar.Sıddık Sami Onar,Bezmenler.Mermerciler,Nazım Hikmet,Abdi İpekçi ve daha bir çok isim.Bu bilgiler çok kısa bilgilerdir.

Yazar “Bülbül deresi dönme mezarlığı” adıyla bir bölüm açmıştır.Bu bölümde Üsküdar da ki Dönme mezarlığını kısa bir şekilde anlatmaktadır.Fakat sayfa 115 de yazarın çok yanlış bir bilgi verdiğini görmekteyiz.Burada ki mezar taşlarının defnedilen kişinin dinini yansıtmadığını söylemektedir.Buna örnek olarak da Yahudi mezarlarında Davut yıldızı olduğunu Hıristiyan mezarlarında Haç olduğu ve Müslüman mezarların da ise ay yıldız olduğunu söylemektedir.Bu son derece yanlış bir bilgidir.Çünkü Şehitlikler hariç hiçbir Müslüman mezarlığın da zaten ay yıldız olmaz.Ülkemiz de böyle bir gelenek zaten mevcut değil.Bu mezarlığı bende gezdim ve mezar taşlarını inceledim.Mezar taşlarının %60’ın dan fazlasında “Ruhuna fatiha” ibaresini gözlerimle gördüm.Tabi ki bu onun Müslüman olduğunu göstermez ama durum bu.Ayrıca bu mezarlarda yatan ve dönme olmayan insanların varlığını da tespit ettim.

Yazarın eleştirilmesi gereken bir başka yönü daha vardır.Yazar çok genelleme yapmaktadır ve bu genelleme yazarı fahiş hatalara sürüklemektedir.Örneğin sayfa 18 de “Yahudi aleminin önemli bir geleneği olan adar kuzu bayramı” demek suretiyle bütün Yahudileri zan altında bırakmaktadır.Oysa Yahudilerde böyle bir uygulama yoktur veya varsa da bu kısmidir ve bazı sapık mezhepleri için geçerlidir.Bunu bütün Yahudilere teşmil etmek son derece yanlıştır ve hastalıklı bir zihniyetin ürünüdür.Yazarın bir fahiş hatasına daha dikkat çekmek isterim.Yazar sayfa 188 de şöyle bir tespitte bulunuyor “Çünkü Allah’ın takdirine göre yeryüzünde hiçbir insan kendi milliyetini ve dinini asla ve asla belirleyemez.Bu bir kader yazgısı olduğuna göre…” işte bu tespit akıl alır gibi değildir.Hadi milliyet derken etnik köken olarak insanın bir dahli olamaz,bu doğrudur.Fakat dini Allah’ın belirlediği apaçık bir safsatadır.Ayrıca yazar bunu üzerine basa basa “asla ve asla” diyerek komik bir duruma düşmektedir.Yazar sayfa 221 de “ Sabatay sevi’nin kendi dindaşlarına ebedi bir emanet olarak bıraktığı hayasız gelenekler,kuşaktan kuşağa sürüp gitmektedir” derken Adar veya kuzu yada dört gönül bayramına atıfta bulunmaktadır.Fakat Sabatay sevi’nin böyle bir ayin veya uygulama başlattığı tarihen sabit değildir.Bu kesinlikle iftiradır.Bu gelenek Sabatay Sevi den sonra gelişmiştir ve Karakaşlar zümresinde daha bir yaygındır.

Kitapta dikkatimi çeken bir başka husus ise sayfa 111 de Sabataycıların uyguladıkları Kuzu bayramını -mumsöndü- yazarın içerisine sindirememesidir.Bunu şöyle ifade ediyor ”…hala benim ülkemde hiç kesintisiz bir şekilde uygulanıyorsa,buna dur demeyenler utansın derim.” Bende yazara şunu söylemek istiyorum;Yani güzel kardeşim ortalığı fuhuş almış yürüyor.Devlet kendi eliyle kadın sattırıp bundan vergi tahsil ediyor.Memleketin durumu biraz muhafazakar olan herkese gayet açıkken sen üç beş sabataycının derdine düşmüşsün,pes Vallahi !
Yazar kitabın son bölümünde Cumhuriyetten bu yana gelmiş geçmiş olan bazı sabatayist bakan ve milletvekilleri hakkında bilgiler vererek bitiriyor.Bu insanların bir kısmı gayet meşhurken bir kısmı ise hiç tanımadık isimler olarak gözüküyor.Ayrıca yazar Babuna ailesine ilişkin de geniş bir bölüm ayırmıştır.

Kitap son derece hamasi duygularla kaleme alınmıştır.Ayrıca birçok tarihi hatalar içermektedir.İlmilikten çok ön yargılar daha bir ön plana çıkmaktadır.Dönmelik konusu ile alakalı iyi bir çalışma olduğunu söyleyemem.Fakat her kitaptan olduğu gibi bu kitaptan da öğrenilecek bir şeyler muhakkak vardır.Şimdi benim bu yorumumu okuyanlar acaba bu arkadaş sabataycı mı diye düşünebilirler.Fakat ben her zaman objektif ve ilmi çalışmalardan yana bir insanım onun için de yazarın,yaptığım yapıcı eleştirilerimi dikkate alacağını düşünüyorum.Tabi bu yorumu okursa.

30.01.2008

1924 de karakaş zade Rüştü'nün yapmış olduğu ifşaat ve ona cevap veren vatan gazetesi yazarı Ahmet emin yalman'ın yazdıkları ve anlattıkları keşke bir kitapta toplanmış olsaydı diye düşünürdüm her zaman. Oysa bu işi 2002 de Ahmet almaz yapmışta benim haberim yok ! Tabii Kitapyurdu.com da gezinirken bu kitabın karşıma çıkması benim için çok sevindirici oldu. Hemen sipariş verdim ve kitabım geldi. Fakat bu çalışma beni yeterince tatmin etmedi doğrusu. Ben daha doyurucu bir eser bekliyordum. Ayrıca bu konuda çalışma yapmak isteyen insanlara da iyi bir kaynaklık edeceğini düşünüyordum fakat olmadı işte...

Yazar çok kısa bir şekilde Yahudilerin tarihini anlatarak başlıyor. İspanyadan kovulan Yahudilerin Osmanlı tarafından kabul edildiğini ve Yahudilerin Osmanlı da nasıl yükselip saraya hatta siyasete kadar girdiklerini anlatıyor.Yazar bu noktada konuyu kesip hiçbir bağlantı kurmadan 1924 de vatan gazetesinde yayınlanmış olan yazıyı veriyor. Fakat bu yazıyı verirken yazının içerisine bazı yeni dönem çalışmalardan da dipnotlar koymuş. Yani sizin anlayacağınız biraz karışıklık söz konusu. Keşke o yazıyı hiç müdahale etmeden vermiş olsaydı veya yazıyı tırnak içerisinde bölüm bölüm verdikten sonra aralara yorum veya alıntılar koysaydı daha isabetli olurdu. Yazar daha sonra müellifi belli olmayan fakat bir çok yerde karşımıza çıkan bir risaleyi koymuş. Bu risale 1919 tarihinde yazılmış fakat kim tarafından yazıldığı belli değil. Bu risalenin en bariz özelliği ise Dönmeleri aşırı bir şekilde kötülemesidir. Yazar bu risaleyi de eksik olarak yayınlamıştır. Bu risaleden sonra ise Binbaşı Sadık diye birinin yazmış olduğu ” Dönmelerin hakikati ” isimli bir eseri koymuştur. Bu eser yukarıda bahsettiğimiz esere bir reddiye olarak yazılmıştır. Fakat bu eserin tarihi kaynaklarla bir çok yerde ters düştüğünü ve dönmeleri savunmak için yazarın aşırı bir taassup gösterdiğini müşahade ediyoruz. Üstat Ertuğrul Düzdağ’ın da belirttiği gibi bunu belki de dönmelerin çok ekmeğini yemiş olduğuna da bağlayabiliriz. Burada dikkati çeken bir husus var ki değinmeden geçemeyeceğim;Ahmet Almaz,Kitaba almış olduğu bütün belgeleri sadeleştirmiştir. Fakat bu binbaşı Sadığın yazmış olduğunu sadeleştirmemiştir. Ayrıca kitabın tamamı dil ve yazım hataları ile doludur.

Yazar daha sonra 1925 yılında Vakit gazetesi muhabirinin Karakaşzade Rüştü ile yaptığı bir röportajı da ilave etmiştir. Fakat bu röportaj oldukça uzun olmasına rağmen yazar bunu da gayet muhtasar bir şekle sokmuştur. Yazar daha sonra ise çeşitli dönmelerin isimlerini zikretmiştir. Yazar Mustafa kemal’in hocası olan Şemsi Efendiye-şimon zwi- de bir bölüm açmıştır. Bilindiği gibi Şemsi efendi de bir dönmedir ve dönmelerin kapancı koluna mensuptur. Yazar dönmelerin çeşitli eğitim faaliyetlerinden de bahsetmekte ve bir çok isimler sıralamaktadır. Ayrıca benim de bizzat gidip dolaştığım Üsküdar Bülbül deresi’nde ki dönme mezarlığını dolaşmış ve bir çok isimleri de kitaba kaydetmiştir. Her ne kadar bu mezarlık dönme mezarlığı olarak bilinse de ve burada çoğunlukla dönmeler yatsa da benim tespitlerime göre buraya çevreden de bir çok dönme olmayan yani Müslüman insanlarda defnediliyor.

Yazım hataları ile olsun dil hataları ile olsun bu kitap beni adeta dehşete düşürdü. Çok gelişigüzel ve sanki acele ile hazırlanmış gibi…
Ben bu kitabın içeriği ile çok değerli fakat hazırlanışı itibarı ile çok kötü olduğunu düşünüyorum. Aslında bilimsel çalışmalara bile kaynaklık edecek bir içeriğe sahipken hazırlanış şekli bunu tamamen gölgelemektedir. Bu konuda bir örnek vermek gerekirse Üstat Ertuğrul Düzdağ hocanın Derviş Vahdeti’nin Volkan gazetesi üzerine yaptığı çalışma gibi olması gerekirdi. Üstadın yapmış olduğu o çalışma bir çok bilimsel esere kaynaklık etmiştir. Sağcı,solcu,İslamcı ve laikçi demeden her kesim kitaptan faydalanmıştır.
29.01.2008

Ne yalan söyleyeyim kitabın tamamını okumadım.Sadece 50 sayfa okudum ve sıkıldım.Kitabın geri kalan bölümlerine de şöyle bir göz attım fakat ne gezer....Ben bu kitabın faydalı bir kitap olmadığına kanaat getirdim.