Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

aslanhatun Tarafından Yapılan Yorumlar

08.01.2010

Diğer Türkî ülkelerdeki kardaşlarımızın nasıl ve hangi şartlar altında Türkiye hasretliği çektiği muhteşem bir üslupla resmedilmeltedir.Hatta bir Diyarbakırlı kardaşımızın sayın Bâkiler'in ayakkabısını Türkiye topraklarının tozunu barındırdığı münasebetiyle öpmeye çalışması bu hasretlik, özlem ve çilenin hangi boyutlara ulaştığının ispatıdır. Bizler o ülkelerdeki kardaşlarımız hakkında yorum yapmadan evvel bu eseri yedire yedire okuyup; Rusların akıl almaz baskı, propaganda ve gizli zulümlerini öğrenip, belleklerini ve gönüllerini tazelemeleri gerekir. Duruşu, Türkçesi, kopuzun teline vuruşu, misafirperverliği, cömertliği, dürüstlüğü, hüznü... TÜRK olanları tanıyın ey Türk milleti!
22.07.2009

yahudilerin nasıl bir sistematik ile tüm dünyanın para kaynaklarının ele geçirdiklerini ve istenilen ülkelerde bu trafiği nasıl yönlendirdiklerini; protokolleri okuduğunuzda ise bunların hala nasıl günümüz için bile geçerli olduğunu hayretle göreceksiniz. henry ford'un bile o dönemler baskılar neticesinde bu çalışmaları inkar etmesi ve baskısından sorumlu olmadığını dile getirmesi bahsi geçen sistemin ne kadar aktif, hataya mahal vermeyen ve hiçbir deşifreyi kabul etmeyen bir yönü olduğu hakkında sanırım yeterli bir fikir vermektedir.
21.07.2009

yazar Mustafa İslamoğlu ise o eseri okumak herhalde bahsi geçen konunun ilgilileri için bir zevk olsa gerek. "Üç Muhammed" aslında ikisi Kur'an-ı Kerim'debildirilen aslına uygun olmayan ve "uydurulmuş" olan peygamber anlayışıdır. Özetle Yahudi ve Hıristiyan peygamber temayülü vurgulanmakla kalmayıp örnekler verilmiştir. Peygamberleri hayatın her türlü kulvarından atmak için ortaya sürülen ifrat ve tefrit boyutları gözler önüne serilmekte. Evet hıristiyanlar için peygamber örnek alınamayacak kadar yücedir, melektir hatta tanrı'nın oğludur(!). Yahudileri için sıradan bir insan dahi değildir ve örnek alınmaya layık görülemez ki; ne kadar peygamber gönderilmişse çoğunu öldürmekle bile azgınlıklarını frenleyememişlerdir. Peki İslam anlayışında peygamber neyi ifade eder? Bunun da cevabını okuduğunuzda çok çarpıcı sünnet ve hadis örnekleriyle bu kitapta bulabilirsiniz. Eserden isterseniz çarpıcı bir alıntı da yapmak isterim: "Bir insanı öldürmek iki yolla mümkündür. Birincisi fiziki olarak hayatına son vermek. Diğeri ise misyonunu bitirmektir. İlkini o insanın düşmanları gerçekleştirir. İkincisini ise onu çok sevdiğini zannedenler gerçekleştirir". Başka söze ne hacet!
16.05.2008

kitabı okumadım ama okumaya da gerek yok gibi (önyargılı olabilirim). Lakin ne demek kitap-sünnet-risale- nur... İslamın tartışmasız iki yegane kaynağı var: "Kur'an ve Sünnet". bunun yanına adeta otantik özellik kazandırarak ekleyeceğiniz her türlü görüş, fikir, kaynak ve ekol tamamen bizleri esas olan o 2 kaynaktan saptırır. Aslında şunu belirtmek istiyorum. Salt risale penceresinden bu olaya bakılsa verebileceğiniz en katı tepki, saygı göstermek olur. Ama Kur'an ve Sünnet esasları ile yanyana telaffuzu bizleri felakete götürür...
19.04.2008

"bizim tariçilerimiz nerede" diye feryat edenler! bizim çok değerli tarihçilerimiz -ve bazıları hala hayatta- mevcut. fakat bizler bu tarihçilerimize karşı bile nankörüz. Şahsı eleştirmek adına belirtmiyorum, 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Eski Senato Salonu'nda ''Ermeni Sorununun Gerçeği'' konulu bir konferans veren Tarihçi Prf. Dr. Justin McCarthy rahatça ve kendinden emin tavırlarla araştırma ve tezlerini gayet bilimsel ve tecrübesine dayanan bir üslupla ifade etti. Peki misal İlber Ortaylı meclse davet edildi mi hiç? Turgut Özakman? Yusuf Hallaçoğlu? Hem de çok önemli bir resmi kuruluşumuzun başkanı (Türk Tarih Kurumu). Daha sayamacağımız belkşi adını dahi duyurmadıkları(!) nice vatansever ve bir o kadar da bilim canlısı tarihçilerimiz... Soruyorum: "Şuçlu onlar mı? Onları karalamak ve unutturmak suretiyle gizleyenler mi?"