Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
gül dalı Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın bir önceki kitabı olan Koloni'yi çok beğenmemiştim. Grange beni hep çok çok iyi bir kitap okuma beklentisine sokuyor -Kızıl Nehirler, Siyah Kan, Leyleklerin Uçuşu gibi romanların yazarı ne de olsa- Ancak Koloni'den sonra Ölü Ruhlar Ormanı'nda özlediğim heyecan ve gerilimi yeniden bulmak hoşuma gitti. Lezzetli, gerilim türünü sevenlerin keyif alacağı bir roman olmuş. Grange'ın eski formuna dönmüş olmasına sevindim...
Gerilim/polisiye türü kitapları çok seviyorum. Takip etiğim ve çıkan her kitabını istisnasız alıp okuduğum belli başlı yazarlar olmakla birlikte bazen de farklı yazarları okuyorum, üslup ve tarzlarda farklılık yakalamak için. Tana French de bu amaçla okuduğum yazarlardan biriydi. Çok çok iyi bulmamakla birlikte yine de beğendiğimi söylemeliyim. Benim gibi aynı yazarların dışına çıkıp farklı bir soluk yakalamak isteyenlere tavsiye ederim.
Harlen Coben'in bu romanı okuduğum ilk kitabı olan Asla Vazgeçme'den de iyiydi bana göre. Yeni yeni okumaya başladığım bir yazar, ancak öyle tahmin ediyorum ki yeni çıkan kitaplarını takip etmeye başlayacağım artık. Bir de yayınevi biraz daha dikkat etse baskı kalitesine. Yazımda pek çok hatalar oluyor Martı yayıevinin kitaplarında. Bu da okumanın keyfini sekteye uğratıyor malesef.
Sâmiha Ayverdi’nin bu eserinde kitabın adında geçen konularda o güne kadar yayınlanmış makale, konferans, açılış konuşması, mektup, röportaj ve anket türünden elli beş yazısı bulunmaktadır. Önce “insan” üzerinde duran yazara göre unutulan, ihmal edilen, mühimsenmeyen, işlenmeyen, işletilmeyen ve neticede boşuna harcanan sermaye insandır. Türk milletinin, insana değer verdiği müddetçe büyük millet şuurunu kaybetmediğini gören çeşitli düşmanlar, Müslüman-Türk’ü dünya haritası üstünden kaldırmanın onu insanlığından etmekle, insanlığını elinden alacak yeni bir hücum planı hazırlamakla mümkün olacağını anlamışlardır. Bu yüzden de onu dili, dini, tarihi, gelenek ve adetleri gibi esas savunma silahlarından ayırmak suretiyle, ona insanlığını ve insanlığının icaplarını unutturmuşlardır. İşte bugün Türkiye, tarihi iman ve ananesine aykırı olarak insanı başıboş bırakmış bulunmaktadır. Yazara göre zararın neresinden dönülse kârdır. Bu durumun düzelmesi için yapılması gerekenler ise kültür dünyamızı milli bir eğitim felsefesinin kolu kanadı altında restore etmek, böylece de kudret ve emeğimizi tekrar insan üstüne çevirip, onu milli ve tarihi cevherleriyle yüz yüze getirmek ve ana sermayemiz üstüne oynadığımız kumara bir son vermektir. Kıymetli Ayverdi’nin bu tespitlerine katılmamak elde değil. Sunduğu çözüm önerilerinin hayata konulması ve gerçekleşmesi temennisiyle...
Ahmet Ümit'i bizdeki diğer polisiye gerilim tarzı yazarlardan ayıran -sayıları çok olmamakla birlikte Osman Aysu mesela- en önemli özellik romanlarının zengin bir arka plana sahip olması, romanını belli bir konu hakkındaki ya da çerçevesindeki bilgilerin üzerine inşa etmesidir. Bu son romanında ise yazar İstanbul'un, Bizans döneminden 21. yüzyıla uzanan tarihini fon olarak kullanmış ve bu fonun üstüne yine her zamanki gibi müthiş bir polisiye öykü inşa etmiş, şaşırtıcı sonuyla da kitaba bitirici bir vuruş yapmış. Ben diğer romanları gibi İstanbul Hatırası'nı da çok ama çok beğendim.