Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kadir Çapkın Tarafından Yapılan Yorumlar

14.03.2012

Mutlaka okumalısınız.Ben okuyalı 2 yıl oluyor.Ama tazeliği hep yüreğimde.Daha ötesi gözlerimde…Ardından elime aldığım Aşkın Gözyaşlarında nedense aynı tadı bulamadım…Belki de ikinci kez karşılaşmak ilkinin tazeliğini veremediğindendir.W.Shakespeare’in Venedik Taciri kitabında Salerio der ki : Eğer kurulu ilişkileri korumaya değil,yeni aşk sözleşmeleri mühürlemeye gidiyorlarsa,on kat hızlı uçar Venüs’ün kumruları…Ve karşılık verir Gratıano : Hep böyledir bu iş.Ziyafete otururken sahip olduğun iştah ziyafet sonunda kimde kalır ? Hangi at,o zorla öğrendiği adımları,daha sonra ilk günlerin tükenmez şevkiyle atar ? Bilmem…Bu -verebildiysem eğer- örneklerde anlatmaya çalıştığım gibi.Elime aldığım ikinci kitap ilkinin,ilk karşılaşmanın tadını vermedi…
14.03.2012

Öykülerde sıkça kullanılan metinler-arasılık, nitelikli okur için çok katmanlı bir anlam dünyasına kapı aralıyor. Okur yalnızca tahkiyede usta bir yazarla değil, Modern Türk Öyküsü’nün sorunsallarıyla da yüzleşen ve yeni kapılar açmaya çalışan gerçek bir yazarla karşılaşıyor.

Aykut Ertuğrul’un tüm bu vasıflarıyla Modern Türk Öyküsü’nü bir adım öteye taşımaya şimdiden aday olduğunu söyleyebiliriz.

Okur Kitaplığı’ndan çıkan Keyfekader Kahvesi 134 sayfa. Öykü severler Aykut Ertuğrul’u zaten dergilerden tanıyor. Ertuğrul’u bu kitapla tanıyacak olanlarsa başarılı, cesur, özgün bir yazarla karşılaşacaklar.

İsminde “kahve” kelimesinin geçmesi benim bir kitabı alabilmem için kesinlikle yeterli. Keyfekader Kahvesi de ismiyle önce alışveriş listemde sonra da okuma listemde yer buldu ve bittiğinde hemen kaldırmadığım, bir süre elimin altında olsun istediğim kitaplarımdan biri oldu.
14.03.2012

Cüneyd Suavi ile ilk olarak ablamın aldığı “Hayatın İçinden Sevgi Hikayeleri” kitabı ile tanıştım. En sevdiğim kitaplar arasında yeri vardır. Daha sonra uzunca bir süre Cüneyd Suavi’nin kitaplarını okuma fırsatım olmadı.

2010 yazında 29. Tüyap Kitap Fuarı’nda Cüneyd Suavi’nin kendisiyle tanışma fırsatım oldu ve “Kesilen Gitar” adlı gençlik yıllarını anlattığı kitabını aldım.

Cüneyd Suavi bu kitabında hepimizin kendimizden bir parça bir şeyler bulabileceğimiz anılarını anlatmış. Artık gelişen şehirleşme ile belki de ilerde göremeyeceğimiz gençlik günlerini geçirdiği o güzel köyleri, dereleri, dağları ve tepeleri anlatmış.

Ben kitabı okurken henüz 17 yaşında olmama rağmen “hey gidi günler” demeden edemedim. Cüneyd Suavi’nin çocukluğuna imrendim biraz da. Eskiden insanlar küçük şeylerden bile mutlu olurlarmış. Gelişen teknoloji ve şehirlerin yapılanması ile aslında o mutluluğun uçup gittiğini düşündüm.

Bence insanlığımızın bir parçası da günden güne yok olmakta. Eskiden gidilen akşam ziyaretleri, birlikte yapılan piknikler, oynanan oyunlar… Eskiden diyorum çünkü artık böyle şeyler yok. Sinema bile o zamanda güzelmiş. Artık bütün güzellikler her geçen gün elimizden alınıyor.

Siz de eski günlerinizi özlediyseniz ve biraz da geçmişinize tutunmak istiyorsanız “Kesilen Gitar” ile küçük bir zaman yolculuğuna çıkabilirsiniz.

Keşke bilgisayarım, mp3 üm, cep telefonum olmasaydı da ben de Cüneyd Suavi gibi aile bireylerinin hep birlikte olduğu, her şeyin daha güzel olduğu o günlerde yaşasaydım
14.03.2012

Anna…Anna Kat Moore…Hayat dolu,annesinin bitanesi.Babasının gözdesi…Katlanılması zor acılar yaşatacak ailesine istemeden.Peki ya onun ölmesini isteyen kim ? Babasının her şeyden korumaya çalıştığı kızının hayatı kim tarafından son buldu ?




Klonlama karşıtı binlerce kişi.Klonlama taraftarı binlerce kişi.Acı çeken iki insan.Ölümüyle acı çektiren hayat dolu bir insan.Ardından gelen başka ölümler.Ardından gelen yeni kurulacak yaşamlar.Her son mutlulukla bitmez.Ya da mutlu sanılan sonlar bir yalandan ibarettir…


Bu kitabı merak edin.Mutlaka okuyun.Okumayı sevin
14.03.2012

Kara Melek okuduğum ilk Linda Howard romanı. 29. Tüyap Kitap Fuarı’ndan almıştım. İlk başlarda biraz sıkıcı gelmişti ama her kitabın başı zaten biraz sıkıcıdır. Tabi başında sıkıldım diye de kitapları yarım bırakmam, bırakırsam içim rahat etmez aklım orda kalır. Öyle olunca da okumaya devam ettim ve hiç beklemediğim bir şekilde olaylar gelişti ve kendimi romanın içinde buldum.

Kitabın büyüsü bir anda etrafımı sardı sanki. Artık sayfaları merakla çevirmeye başlamıştım. Suç dünyasının o tehlikeli ve gizemli ortamına doğru yol alıyordum.

Bir mafya babası ve bir kadın… Sevildiğini zanneden ancak bir mal gibi başka bir erkeğin önüne atıldığında gözleri açılan yalnız bir kadın…

Linda Howard bu romanında bir kadının yalnızlığını ve bu yalnızlığın ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini anlatmış.