Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
King38 Tarafından Yapılan Yorumlar
Kültür Devrimi’nden önceki hayatında uçarı ve savurgan bir genç olduğunu söyleyen Fugui, yaşamının nasıl ters yüz olduğunu anlatmaya başlıyor. Babasının kendisine bıraktığı mirası kısa sürede hiç eden genç adam, ardından tüm yakınlarını sırasıyla kaybettiği sefil ve acı dolu yaşam öyküsünü aktarıyor. Ancak tüm bunlara rağmen, hayatın ona öğrettikleriyle bambaşka bir insana dönüştüğünü de ispatlıyor. Fugui’nin acılarla yoğrulan yaşamı ve şahit olduğu toplumsal değişimleri okuduğunuzda, ufkunuzdaki değişimi siz de fark edeceksiniz.
Öncelikle kitapta çok fazla betimleme var ama bunlar kızımızın akıllı ve cesur oluşunu olaylarla ilgili olan merakımızı engellemiyor. Çok çok güzel bir kitap değildi ama güzeldi. İlk sayfadan insanı saran bir kitap olmuş. Değişik bir polisiye roman okumak istiyorsanız bu kitap beklentinizi karşılayabilir.
Eylül 1980 askerî darbesi sonrasında Diyarbakır Askerî Hapishanesi’nde kurulan işkence ve zulümleri anlatan ve Türkiye’nin yakın dönem tarihinin kara lekelerinden birini oluşturan olayları etkili bir dille ve gerçek yaşayanların ağzında ortaya koyan bir kitap. Okuyun... etkilenmeyen insani duygularını gözden geçirmeli bence...
Türkiye’de 12 Eylül 1980’den bu yana, ihtilalde sol kesimin, ayrılıkçı terör taraftarlarının 12 Eylül vahşilerince hedef alındığını, işkenceden geçirildiğini ve kırıldığını, bu yüzden de 12 Eylül’ün sola karşı yapıldığını, ülkücülere ise dokunulmadığını iddia etmek hem bir moda olmuş hem de 12 Eylül öncesinin ülkücü düşmanlığı zihniyetinin devamının en güçlü silahı olmuştur. Bu kitabı okuyan bir de mesela Diyarbakır Askerî Cezaevi’nde solculara, PKK’lılara yapılanları okuduğunda, uygulamalar arasında hiçbir fark göremeyecektir. Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm’de 12 Eylül’de Türkiye sathında işkenceye maruz kalan ülkücülerin başlarından geçenleri, yaşadıkları işkenceleri anlattıkları bölümdür. İkinci Bölüm ise 12 Eylül'de idam sehpasına gönderilen ülkücüleri tanıtmaktadır.
12 Eylül darbesi sonrası, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlar üzerine yapılan konuşmalarda ortaya çıkan detaylar insanın kanını donduracak niteliğe sahip. Kitapta anlatılan olaylar bugünden geriye doğru bakıldığında bir gerilim romanının satır aralarını andırıyor. Ama hepsi gerçek, hepsi yaşanmış. Yazar, bir kısmına tanık da olduğu, dönemin olaylarını ve cezaevinde yaşananları tarafsız bir gazeteci duyarlılığıyla okura sunuyor. Sonuçta görülüyor ki burada çok kısa bir süre kalan tutuklular ve hükümlüler bile yaşadıkları travmayı halen atlatabilmiş değiller.