Toplam yorum: 1761023
Bu ayki yorum: 12065

E-Dergi

denizmavi tarafından yapılan yorumlar

07.01.2019

Bizim kültürümüz Varoluşçu felsefeye çok yatkın aslında. Kimim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum? Anadolu’nun en sofu kesimlerinde bile 7’den 70’e ağızdan düşmeyen en bilinen, tekrarlanan felsefi soru. Varoluşçu Psikolojinin en temel yapısı bu soru. Bu sorunun cevabı elbette kişinin dünya görüşüne göre farklılık gösterir. Yalom’a göre hayatla ilgili dört nihai kaygı var, bunlar; ölüm, özgürlük, varoluşsal yalıtım ve anlamsızlık. Yalom bu çalışmasını bu kaygılar etrafında kurgulamış. Ölüm korkusu psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkışında önemli bir yer edindiğini gösteriyor. Bunu zihin reddetse de bilinçaltı bunun esiri haline gelebiliyor. Bu korkuyu açığa çıkarmak tedavi için önemli hale geliyor.
07.01.2019

Okuyucuyu kendi derinliğine indiren, zihninin derinliklerine yolculuğa çıkaran muhteşem bir eser. Dünya böyle, çünkü sen böylesin. Yazar diyor ki; Dünya böyle olduğu için sen böyle değilsin. Sebebin sende olduğunu kabul et. Kimseyi suçlama. Her şeyde kendinizi suçlayın, başınıza her ne gelirse gelsin kendinizi sorumlu tutun. İnsanın en büyük yanılgısı dış koşulları ve dünyayı değiştirebileceğine,inanmaktır. Halbuki ancak kendimizi değiştirebiliriz, tepkilerimizi düzeltebiliriz. Evren olduğu haliyle mükemmeldir. Değişmesi gereken yalnızca sensin.
07.01.2019

İftiraya uğramak ne kadar ağırdır. Hele de başkalarının çıkarları, hedefleri uğruna iftiraya uğrayarak hayatın alt üst olması, en yakınlarının yüzlerine bakamaz hale gelmesi, çevresinden dışlanması, işinden olması, intiharın eşiğine gelmesi ne ağırdır. İftira ne kadar ağır olursa olsun haklı bir kişinin kendini savunması ile haksız bir kişinin kendini savunmaya çalışması elbette belirgin derecede farklıdır. Bu kitapta dik duruşun, mücadeleciliğin, iftiralara boyun eğmemenin hikayesini de soluk soluğa bir tempoda izleyeceksiniz. Tom bir lisede kızlar futbol takımını çalıştırmaktadır. Eski eşi öldürülür ve en güçlü şüpheli kendisidir. Ardından gelen ağır bir suçlama ise kaldırabileceğinin çok üzerindedir. Tom iyice kapana kısılmıştır. Ne yapacağını bilemez haldedir. İşinden atılır, çevresinden dışlanır. Korumak zorunda olduğu bir de kızı vardır.
07.01.2019

Aklımızın bedenimizden ayrıldığı zamanları düşünün, hiç de az değil günlük hayatta da. Ocağı, elektrikleri kapatıp ütüyü fişten çekerek evden çıksak da, daha birkaç yüz metre bile uzaklaşmadan başlarız düşünmeye; Elektrikleri kapatmış mıydım? Ocağı kapatmış mıydım? Ütüyü fişten çekmiş miydim? Evet evet çekmiştim. Ya çekmediysem? Aklımızdan, hafızamızdan emin olamadığımız zamanlar. Neden unuturuz yaptıklarımızı? Bu bir zaaf mı? Peki bu bir zaaf ise insanların bu zaafı kötüye kullanılabilir mi? Biri sizi yaptığınız bir şeyi yapmadığınıza inandırabilir mi? Peki ya yapmadığınız bir şeyi yaptığınıza?
07.01.2019

Aldığımız bir kararın, yaptığımız bir eylemin, attığımız bir adımın sonuçlarını ne kadar hesaplıyoruz? Yaptığımız bir eylemin geri dönüşünü hesaplayabiliyor muyuz? Sanırım çok azımız. Aksi halde dünya bu hale gelir miydi? Bencilce, sorumsuzca davrananlar, bencillikleri, sorumsuzlukları dönüp dolaşıp kendilerine de zarar verebileceğini düşünebilseler, hesaplayabilseler neler değişirdi acaba? Sonunu hesaplamadan atılan adımların geri dönüşü bazen çok orantısız da olabiliyor. Sonuçları dönüp dolaşıp bumerang gibi suratımıza çarpmayacağını düşünerek yaptığımız işlerin bedeli çok ağır olabiliyor. Yazar çok güzel işlemiş bu konuyu. 25 yıl önce bir polis evinin bahçesinde odun keserken vurularak öldürülür. 25 yıl sonra bir Asya tarihi profesörü evinde eşiyle birlikte kendi koleksiyonundaki Uzakdoğu silahları ile öldürülür. Dedektifler her iki cinayeti de ilmek ilmek işleyerek bir sonuca ulaşır.