Toplam yorum: 1996677
Bu ayki yorum: 27892

E-Dergi

denizmavi tarafından yapılan yorumlar

21.10.2019

Nobel ödüllü yazardan muhteşem bir kitap. Bir dolandırıcı nasıl doğar büyü gelişir. Hangi şartlar onu böyle olmaya iter. Etrafımızda Felix’lerden çok var. Felix, evet dolandırdım, ama bir dinleyin bakalım niye dolandırdım diyor. Varlıklı bir ailenin çocuğudur Felix. Tuzu kuru diye tabir edilen şanslı azınlıktandır. E bu durumda da hayat sıkıcı şeylerle uğraşılmayacak kadar değerlidir. Çocuklukta babasının yazı ve imzasını taklit ederek okuldan izin almayla başlayan masum sahtekarlıklar bir sonraki adımda hasta taklidi yaparak okuldan kaytarmalara kadar varır. Hasta taklidinde o kadar başarılıdır ki doktor dahi onun gerçekten hasta olduğuna inanmaktadır. Her ilerleyen adımda sahtekarlık da bir üst seviyeye çıkar. Bakkalı oyalayıp şeker dolabından şeker, çikolata aşırmaya seviyesine geçilmiştir artık. Bir gün baba iflas eder ve intiha eder. Artık önlerinde bambaşka bir yaşam vardır ailenin.
18.10.2019

Bu romanında, ustanın kendi kumar alışkanlığı ile mücadelesini anlattığı da söylenir eleştirmenler tarafından. Ivan, Almanya’da Roulettenburg’da yaşayan bir Rus’tur. Otelde yaşayan emekli ve muflis emekli bir generalin ailesine eğitim hizmeti vermektedir. Ivan Generalin üvey kızı Polina’ya da aşıktır, hatta onun kölesi haline gelmiştir, ne derse yapmaktadır. Ve Polina birgün ihtiyacı olan parayı elde edebilmek için Ivan’dan kumar oynamasını ister. Ivan tahmin ettiğinden de fazla para kazanır. Emekli generalin borcu hayli kabarıktır, 75 yaşındaki çok zengin ve hasta halasının ölümünü beklemektedir. Ailede herkes aynı beklentidedir aslında. Generalin sevgilisi de. Ondan kalacak miras ile refaha kavuşacaklardır. Fakat ölümü beklenen hala bir gün sapasağlam çıkar gelir. Hasta halinden eser yoktur, neşeli ve kıpır kıpırdır, hareket ve heyecan aramaktadır. Ivan onu kumarhaneye götürür! Bu gerçek hayattan esinlenilmiş hikayenin detaylarını kitapta ilerleyen sayfalarda bulacaksınız.
10.10.2019

Kitpyurdu'nun okurlara hediyesi Dergah Kasım sayısı, yazar söyleşileri, kitap tanıtımları, röportajlarla yine dolu dolu ve keyifli... Teşekkürler Kitapyurdu.
04.10.2019

Hiç farkında olmadan nelere vesile oluruz? Farkında olmadan alnımıza yazılan hangi görevleri yerine getiririz? Hayat bize ne görevler biçmiştir de farkında değilizdir? Alfred Hitchkok’un bir odanın içinde geçen gerilim yüklü filmleri gibi kayıp birkaç tablonun etrafında dönen gerilimi yüklü bir hayat hikayesi. İspanyol ressam Isaac Robles’in kayıp resimlerinin çözdüğü bir düğümün ilmeklerini adım adım takip edeceksiniz. Robles 1930 yıllarda başlayıp ikinci dünya savaşına kadar devam eden iç savaş ortamında kalmış bir sosyalisttir. Kız kardeşiyle birlikte bir İngiliz tüccarının evinde iş bulmuşlardır. Patronu sanat koleksiyoncularına, sergilere, müzelere sanat eserleri aracılığı yapmaktadır. Robles’in resim tutkusunu görünce ondan tablolar yapmasını ister ve tablolar müzayedelerde çok ilgi görür. Ancak tablolarla ilgili bir sorun vardır. Yıllar geçer ve bu sorunu bilen tek kişi kalmıştır hayatta.
04.10.2019

Kim ayırdı insanları Türk, Ermeni, Arap diye? Kim böldü ruhları Müslüman, Hırıstiyan Yahudi diye? Hiç mi yolu yok barış içinde yaşamanın, huzur bulmanın? Huzur bu kadar mı uzak insanlığa? Nedir insan beynine yerleşmiş mutsuzluk üreten ve bir türlü kurtulamadığımız bu güçlü zehir? Bu soruların cevaplarını bulmadan huzur uzak görünüyor insanlığa. Şunu görüyoruz ki insanlık mutluluğu, huzuru kendi kendine haram ediyor. Bir Türk erkek ile bir Ermeni kız evlenirler. 1915’li yıllarda Türkler ile Ermenilerin birbirlerini farklı canlılar olarak gördükleri dönemde bu Türk erkek ile Ermeni kızı gayet mutlu bir aile kurarlar. Onların oğlu ise büyüdüğünde bir Yahudi kız ile evlenir. Onların bir kızı olur, kız babadan dolayı Müslüman, anneden dolayı Yahudi kabul edilmektedir ve bu sırada dünya Müslüman – Yahudi savaşı ile çalkalanmaktadır. Roman, Abdülaziz’in kızı İffet’in, babasının ölümünü görmesi üzerine aklını kaybetmesi ile başlıyor.