Toplam yorum: 2.688.007
Bu ayki yorum: 600

E-Dergi

bir_okuyucu Tarafından Yapılan Yorumlar

03.01.2018

Başkarakter Etienne makinistken şefle tartışmasından ötürü işsiz kalır ve kömür madeninde iş bulur.Madende çalışanların yiyecek ekmeğe ve iyi bir barınağa sahip olamadığını anlatır yazar.Romanın bam teli, Etienne’nin sol fikirlere olan eğilimi sonucunda madenin düşük ücret politikasına karşı işçileri örgütlemeye çalışmasıdır ve uzun süren bir grev başlar.Bu da romanın dramatikliğini artırır.Çalışırken göçükler ve su baskınında ölen işçiler şimdi de açlıktan ölmek üzeredir.Çevirisi akıcı olan romanın gelirinin Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden işçilerin çocuklarına bağışlanması da anlamlıdır.İşçilerin zenginlerin hayatına olan hayranlığı, romanda işçi hareketlerinin önündeki engel olarak vurgulanır.“İnsanların kıyamete kadar, kurtlar gibi birbirlerini yediklerini görmek idiyse istenen, kolları kavuşturup beklemek, gerçekten iyi bir yoldu.Hayır!Buna karışmak lazımdı, yoksa adaletsizlik dünyanın sonuna kadar sürecek, zenginler her zaman fakirlerin kanını emecekti.”İyi okumalar
19.12.2017

Sorunlu bir Rus ailenin hayatını, kendini gözlemci yerine koyarak anlatıyor yazar. Baba Fyodr Pavloviç Karamazov ve oğulları Aleksey, Dmitri, Ivan ve gayri meşru oğul Smerdyakov. Gruşenka ve Katya isimli iki kadın da romandaki başkarakterler arasında. Kitabın 1025 sayfa oluşu okuyucuyu korkutmasın, Suç ve Ceza kadar akıcı olmasa da kolay okunabilen bir eser. Kötü babalık, çocuk yetiştirmenin önemi, Rusya’da ateist fikirlerin, sosyalizm ve anarşizmin gençler arasında yayılması gibi konular eserde vurgulananlar arasında. İyi okumalar...
14.11.2017

Geçmiş yıllara ait sıcak, samimi öykülerden oluşuyor kitap. 1940’lar ve 50’ler söz konusu yıllar. Yazarın eskiden tek başına yayınlanmış olan “Değişen İstanbul” öykü kitabı da bu eserin içinde. Kitaptan: “Eyüp sırtlarına bakarak annemi düşünür ve bir yandan vazifemi yapar, Köprü’nün İstanbul’un bu en işlek caddesinin kaldırımlarını en titiz bir itinayla temizler, o kaldırımları kirletenler, o taşlara tükürenler olursa yanlarına yavaşça yaklaşır, kendime deli dedirtmeyi göze alarak, ‘Nerede olduğunuzu unutuyor musunuz?’ derdim. ‘Şu göğe, şu kubbelere baksanıza, İstanbul’dasınız, çoluğunuzun çocuğunuzun yanında, hiç kimseniz bile yoksa, ölmüşlerinizin yakınındasınız. Bu basabilmek saadetine erdiğiniz kaldırımlara hiç tükürülür mü?” İyi okumalar…
14.11.2017

“Evrensel-Güncel Çatışması, Cihat Kültürü ve İnsan Hakları Mücadelesi, İdeolojik İslâm’da Marksizm Esintileri” gibi başlıklar altında önemli konulara değiniyor yazar. Yalnız örneklemelerin azlığı ve üslubun soğukluğu okumayı biraz zorlaştırabiliyor. Kitaptan: “Bir numaralı çelişki olarak ‘Biricik Hak dine mensup olma inancı ile geri kalmışlık arasındaki uzlaşmazlık kuruntusu’ Müslüman insanın önünü tıkayan en önemli engellerden biridir.” İyi okumalar…
14.11.2017

Osmanlı’nın son dönemi, Cumhuriyet’in ilk yılları, 1940-1950 arası ve en çok da 1970’lerdeki anılarını roman havasında anlatmaya çalışan yazar 1980’li yılların başına kadar konuyu getiriyor. Okunaklı, öğretici ve anlamlı birçok konu işleniyor kitapta; gittikçe zorlaşan geçim derdi, siyasi bölünmeler, ayrılıkçı hareketler ve karamsarlık aşılayan idareciler gibi. Yalnız, romandaki “Savaşçı” karakterinin dünyadaki zulmün tek sorumlusu olarak “Yukarıdaki” diye tanımladığı Tanrı’yı görmesi ve yazarın da bunu normal karşılaması inançlı bir okuyucu tarafından eleştirilebilecektir. Çünkü dünyadaki bu zulmün ve adaletsizliğin nedeni dengeyi bozan insandır! İyi okumalar…