Küskün Kahvenin Türküsü (Karton Kapak) Hakkındaki Yorumlar

Onaylı Yorumcu

Küskün Kahvenin Türküsü
McCullers sözcükler arasından bir mekanı yaratıp tekrar sözcüklere döndürmeyi iyi bilmiş, karakterlerini afişe etmeden kurmuş, konuşturmuş ve dertlerini incelikli bir biçimde ortaya çıkarmış.
1917 doğumlu McCullers, 1940'lardan itibaren adını duyuruyor. Güneyli, adı Faulkner'la anılıyor ki anlaşılabilir; güneyin kasabalarının sıkıntısı ikisinde de benzerdir. Alkolden öldüğü söyleniyor, bir öyküsünde alkolik bir anneyi anlatırken yolu kendine düşürdüğünü sanıyorum ama bunun öyküyle ne kadar ilgili olduğunu bilemiyorum. New York civarında çatılan bir öykü bu, kendisi de oralarda yaşamış. Eh, belki diyelim. Arka kapakta "grotesk olanı öne çıkarma uğruna gerçek hüzün ve duyarlığı ihmal etmekle" eleştirildiği söyleniyor. Gerçek hüzün ve duyarlılık, öykülerinde hayli hayli mevcuttur ve groteskin şaşırtıcılığı içinde kaybolup gitmez, yarattığı basit dünyalarda ne kadar garabet varsa o kadar da incelik mevcuttur, hatta bu yabancılaştırıcılığın kalbindedir incelik. Bir yabancının yanında yabancılayan da var, onun hüznü bir yana, yabancı da kapalı bir kutu değildir, McCullers bu yabancıyı da bilinmeyen haliyle bırakmaz, basit anlatımıyla birden fazla boyut kazanmasını sağlar. Yöntemleri çeşitlidir; bir jestin veya bakışın bile anlamı vardır. Elenmiş sözcükler bir maksatla oradadır, McCullers titizdir.
Küskün Kahvenin Türküsü: Mekan yaratma konusunda ders olarak okutulabilir. Kasabanın iç sıkıcı olduğu söylenir, pamuklu dokuma fabrikası, iki odalı evler ve Forks Falls Yolu'ndan bahsedilir. Okur olarak oradan geçen ve kasaba hakkında bilgi sahibi olmak isteyen birine dönüşürüz, kasabanın anlatılacak bir hikâyesi vardır. Anlatıcı en iyisi Forks Falls Yolu'ndan uzamamızı, kasabanın çok sıkıcı bir yer olduğunu söyler. Bunu öykünün sonunda da söyleyecektir ama ikisinin aralığında müthiş bir hikâye var.
Başka yola gönderilmeden önce, pencereleri tahtalarla kapatılmış bir ev hakkında bilgi sahibi oluruz. Ev uzun süredir bu haldedir, ara sıra tahtaların arasından görünüp kaybolan bir yüzü görürüz, cinsiyetsizdir, beyazdır ve acılı bir hikâyenin dinlenmek üzere olduğunu anlatır. Miss Amelia Evans, beyaz yüzün sahibi, normalde büyük şehirlerde pek çok örneğine rastlayıp şaşırmayacağımız ama seksen yıl öncesinin kasabaları için olağanüstü nitelikler taşıyan bir kadındır. Babasından kalan ev ve dükkânda civardaki en iyi içkiyi yapıp satar, boza satar, yiyecek satar, tahıl satar, oraların en zengin insanıdır ve ruhunun katılığı onu kasabanın önderi haline getirir. Kaslı ve uzun bir kadındır, istediğini oracıkta hacamat edebilir. İnsanlar üzerinden para kazanmaktan başka bir şey düşünmemesinin yanında hatırlanan evliliği de kasabalılarca konuşulur; on gün sürmüştür sadece. Bu noktaya ileride geri dönülür, anlatıcı birbirlerinin ağzından laf alıp hikâyedeki zamanı karman çorman eden kasabalıların kimliğindedir.
Kambur gelir bir gün, Lymon Willis. Amelia'nın uzaktan akrabası olduğunu söyler, ağlamaya başlar. Herkese kendini iyi göstermek için taktikleri vardır, karşısındaki iri kıyım kadın için kullandığı taktiğin başarılı olduğu söylenebilir; kadının ilk kez yelkenleri suya indirdiği görülür. Kambur eve kabul edilir hatta herkesin önünde kendisine bedava içki sunulur. Devrim gibi bir olay. Dedikodular hemen yayılır, kadının kamburu öldürdüğü söylenir ve kasabalılar kadının evine gelir. Kamburun yaşadığı görülür görülmez Willis'in herkesi bir araya getirme ve her şey arasında "yakın ve yaşamsal bir ilişki" kurma yeteneği sayesinde ev bir kahveye dönüşür, o an. Amelia'nın büyük değişimi, kasabadaki değişime önayak olmuştur.
Sevmekle ilgili bir bölüm var, sevenin sevilenden hep daha fazlasını istemesi ve bunun yaratacağı acıya dair. On günlük evliliği buraya bağlıyor anlatıcı, Marvin Macy bahsi açılıyor böylece. Bu adam bir zamanlar bir dünya suç işlemiş ve Amelia'yı görür görmez tutulunca sevginin olağanüstü değiştiriciliği sayesinde suç işlemeyi bırakmış, kiliseye gider olmuş ve kadınla evlenmeyi başarmış. Çok yakışıklı bir herifmiş ama Amelia için bunun bir önemi yokmuş, ilk gece sonlanmadan adamı sokağa atmış. Marvin üzüntüsünden deliye dönmüş, evin etrafında günler boyunca dolanmış ama bir sonuç alamamış, utancından ne yapacağını bilemez hale gelmiş. "Bir damat sevgili geliniyle aynı yatakta yatamadığı, kasabadaki herkes de bunu bildiği zaman çok acıklı bir duruma düşer." (s. 37) Üzücü bir durum, adama yazık olacak demektir bu. Olmuştur da, en sonunda kasabadan gider ve tekrar suç işlemeye başlar. Hapse girdiği haberinden sonra yıllarca kendisinden haber alınmaz, Lymon'la geçen dört yıldan sonra ortaya çıkana kadar.
Kambur dedim de cüce aslında, Lymon güç neredeyse oraya meylettiğinden Marvin ortaya çıkar çıkmaz onun yanından ayrılmamaya başlar. Amelia, eski kocasını eve alır, kovamaz. Birbirlerine nefret dolu bakışlarla süzerler ve büyük kavga gününe kadar gergin günler geçip gider. Kavga uzun sürer, birbirlerini yumruklayıp dururlar ve Amelia kazanacağı sırada Lymon, Amelia'nın sırtına atlayıp kadını bayıltır, sonrasında kadının sahip olduğu her şeyi Marvin'le harap edip ortadan kaybolur. Amelia için, kasabalılar için ve kasabanın ta kendisi için yıkımdır bu, kasabanın ruhu kaybolur, her şey eski ve silik haline döner. Yüz, tahtaların arasından geri çekilip kaybolur, okur da başka bir yola sapıp yolculuğuna devam eder.
Küçük yerler hikâyelerle ayakta durur, bu hikâyeler yeni gelenlere ve kasabalı çocuklara bir çocuğu yaşatırmış gibi anlatılır ki bilsinler, anlatsınlar, bayrak devredilsin ve kasaba canlı kalsın. Mekanın ruhunun aktarımı.
Harika Çocuk: Müzik hocalarının ve yetenekli öğrencilerin muhteşem bir deha karşısında küçülmelerini, psikolojik olarak güçsüzleşmelerini konu alan bir öykü. Frances piyano eğitimi alırken keman çalan arkadaşının hızla yükselmesini izler, hocası Mister Bilderbach da öyle. Gerilimleri en yüksek noktadayken hocanın tahammülü sınırlanır, kızın hissettiği şu: "Kulağını tırmalayan hiçbir falso yapmadı, ama içinde duyduğu anlam parmaklarına daha ulaşamadan, tümceler biçimlenip sese dönüşüyordu." (s. 95) Bernhard'ın Glenn Gould'lu kitabındaki iki arkadaş geldi aklıma, Gould'un yeteneği karşısında dumura uğrayıp kariyerlerini sonlandıran iki yetenekli insan. Öz saygı öylesine yıkılır ki başka bir uğraş da yeterli gelmez, insan içi boş bir kabuğa dönüşür. Böyle bir öykü.
Madame Zilensky ile Finlandiya Kralı: Yaratılan personaya bir başkasının inanıp inanmama problemini anlatır. Madame Zilensky iyi bir öğretmendir, işini çok iyi yapar. Normalleştirici bir etki, ortalarda bir yerlerde anlatılır. Mr. Brook kendisinden son derece memnundur ama kadında bir terslik olduğunu sezer. Sonradan farkına varır ki kadın izlediği filmlerden öğrendikleriyle kendine bir persona yaratmıştır, onun dışına çıkmaz. Evindeki üç farklı kocadan üç çocuk, yaşamının pek de kolay geçmediğini anlattığından ve yüzleşme anında kadının bembeyaz kesilip dağılan yüzünün karmaşasından şaşkınlığa düşen Mr. Brook, kendisiyle paylaşılmayan gerçekliği unutur ve kadının her şeyi sürdürmesini sağlar. Bazen, öyle olmadığını bilsek bile bazen sadece iyi hissetmek için inanıyoruz ve yaşamayı bu şekilde sürdürebiliyoruz. Nefis bir öykü.
Bir Ağaç, Bir Taş, Bir Bulut, bunu ilk 10'a alıyorum, en son Keret'in Tamamen Yalnız Değil nam öyküsü etkilemişti beni. Anlatmıyorum, okuyun lütfen.
Diğer öyküler de nefis, tembellikten anlatamayacağım ama McCullers'ı mutlaka okumak gerek.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (2)
Bu Yorumu Yanıtla
Sümeyye GENÇ
20.09.2020
Kitap hikayelerden oluşuyor bir tanesi dışında hepsini beğendim, güzeldi.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
"Sevgi Felsefesi" üzerine yazılmış yedi güzel öykü.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
fatmacar
23.07.2020
Yalnızlığın ön planda tutulup, sevgiden yoksun, ruhsal olarak da biraz olsun boşlukta olup, öykülerde sevgisizliğin acısını yaşayan insanların da başka karakterde olduğu öykülerden oluşan bir eser.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Tuba Çiftçi
27.06.2020
Sen ne güzel hikayeydin oyle
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
sule Yamanel
06.05.2020
Güzel hikayeler var ilk hikaye için okumaya değer.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Remzıye35
27.04.2020
İlk hikaye digerlerıne nazaran daha iyiydi ama okunabilir bir kitap
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
thereix
20.03.2020
ilk hikayesi özellikle taştır. sırf onun için bile okunur. öykü severe kaçmaz
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
esraab
20.02.2020
güzel öykülerden oluşan bir kitap
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Hanzade Erva
03.01.2020
Kahve sever olarak adını görür görmez incelediğim ve hikayeleri de sevdiğimden dolayı tercihim oldu...
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (1)
Bu Yorumu Yanıtla
skxnyn
01.01.2020
Kitap çok hoşuma gitti. Yazarı diğer eserlerini de edineceğim.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Sevgi felsefesi üzerine yazılan öyküleri okumak güzeldi.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
kitapsever
23.12.2019
ben sevemedim kitabi. sonu açık hikayelerde kim neyi neden yapmis anlamiyorsunuz. bana hitap etmedi acikcasi
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
kitap,kurdu
19.12.2019
çokta sevemedim açıkçası.farklı hikayelerin bir eserde toplanması genelde derleme zayıflığı yaratıyor
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
A. Elis Avan
29.11.2019
Olumsuz yorumlardan ötürü epey düşünerek almıştım iyi ki almışım. okuma zevki de damak tadı gibi değişken bir şey bence muazzam bir kitap.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
buseyesil
11.11.2019
Güzel hikayelere sahip, okunabilecek nitelikte bir eser.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
yorgunsairim
20.10.2019
bazı olumsuz yorumlar görsem de şans vermek gerektiğini düşünüp aldım. modern klasikler serisinin her kitabı bu şansı hakediyor.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Hikayeleri okuyunca sanki o ortamdaymışsın hissi veriyor.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
ozgeoge
19.08.2019
Birkac hikayesini guzeldi, digerleri sanki yarim kalmis gibi
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
selfet_
01.08.2019
İlk hikayesi dışında diğer hikayeler kısaydı ve etkileyici değildi.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
2-3 Hikayesinin güzel olduğu bir kitap. Yine de okunmaya değer.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
aruzgarkesen
25.06.2019
Kitaba ismini veren hikaye gayet güzel ve etkileyiciydi. Diğer hikayeler ise bitmemiş izlenimi uyandırıyor.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
T U R O
15.06.2019
çok önemli bir eser. öykü ile ilgilenenlere duyururum
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
akıcı öyküler ama pek çoğu bir yere baglanmadan bitiyor, kitabın adını aldığı hikaye ise çok etkileyici
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (2)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Lost_
29.05.2019
Kitabı henüz bitirdim. Özellikle kitaba adını veren ilk öyküde sanki Amerika'da değil de Anadolu'da bir kasabada geçen olaylara benzer bir atmosfer tadı aldım. Tek başına mücadele veren, etrafındakilerce biraz çekinilen, biraz da merak edilen, ıssız bi kasabada bir başına kalmış güçlü kadının hikayesi. Tavsiye ediyorum. Ayrıca yazarın diğer kitabı olan Altın Gözde Yansımalar da benzer şekilde bir ordugahta sıkışıp kalan insanların hikayesini anlatıyor. Onu da beğenerek okumuştum. Teşekkürler.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Oblomovumsu
05.05.2019
Çok güzel bir kitap, kokayca okuyabilirsiniz
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
korkmas
31.03.2019
sıkılmadan severek okuyabileceğiniz bir kitap..
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Ayşe Cücü
23.03.2019
İsmi merak uyandırdı zaten modern klasikler dizisinde.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
ahmetmec
19.03.2019
Isminden sebep çok merak ediyorum bu kitabı
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
dalgalı_mavi
07.03.2019
Yazarın okuduğum ilk kitabı ama sanıyorum son kitabı olmayacak
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
mesud4701
15.02.2019
harika bir giriş keşke hiç küskün kahvenin hikayesi bitmesin istedim..kitap içerisndeki bir kaç hikayeyi beğenmesemde gayet güzeldi
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Bskyn
03.02.2019
içinde birkaç öykü bulunan, ismini de ilk öyküden alan bir kitap. ilk öykü dışında diğer öykülerden çok etkilenmedim ancak küskün kahvenin türküsü güzeldi. okunabilir ancak okunmaması büyük bir kayıp olmayacaktır.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (2)
Hayır (1)
Bu Yorumu Yanıtla
mrymmmmmmmmmm
30.01.2019
yavaş ilerleyen ama güzel bir kitap
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Müjdat namdar
19.01.2019
İyi bir kitap diyemem, bence vakit kaybı
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (4)
Bu Yorumu Yanıtla
nusret ulus
24.12.2018
yavaş ilerliyor fakat herkesin okumasını tavsiye ederim
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
avecesaria
07.12.2018
Yazarın okuduğum diğer kitabından sonra hayal kırıklığına uğradım maalesef..
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Medinilla
02.12.2018
Kitabı alırken okuduğumdan daha fazla beğeneceğimi düşünüyordum. Beğenmedim demeyeceğim fakat çok farklı şeyler de bulmadım beklediğim gibi.. Yine de okunabilir.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Ahmet Afşın
06.11.2018
Çok orjinal bir öyküsü yok fakat okumaya değer.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Server Bedi
01.11.2018
İçerisinde 7 hikaye barındıran bir öykü kitabı. Değişik ve farklı öyküler. Modern Klasikler serisini tamamlamak adına alıp okudum.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
pangeaa
25.10.2018
Kitabı hevesle aldım kitap ilk hikayeden alıyor adını fakat beklentiyi karşılamıyor malesef. Bunun yerine başka bir kitap almayı tercih ederdim.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (1)
Bu Yorumu Yanıtla
fuabook
06.09.2018
Müzik eğitimi görme tutkusuna sahip genç kızlar, yaşamları başarısızlıklarla dolu sosyalist fikirli adamlar, kişisel onurlarına düşkün meslek sahibi zenciler ve hemen hepsindeki kahvehane sahibi dullar. Bütün bu insanlar tek düzelikten kaçışı bir türküde ve çokça da sevgide arayanlardır.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
HakanAtakan
16.08.2018
Hikaye anlatıcılığı o dönemin Amerikan Edebiyat diline göre sıradan. Hikaye ise vasatın altında.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (3)
Bu Yorumu Yanıtla
Silence Dogood
20.07.2018
Kitabın adı Çok güzel. Küskün Kahvenin Türküsü. çok güzel bir eser.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
agkduman
16.07.2018
Sakin ve hüzünlü metinler. Öykü severlerin beğeneceğini tahmin ediyorum.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
nrwgn
01.04.2018
Ben sevdim,anlatım dili de güzel.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (1)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
karpuzkelle
20.03.2018
Kitaba adını veren öykü dışında pek etkilenmediğim yalnızlık üzerine yazılmış kısa öykülerden oluşan bir eser.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
okumahalleri
12.03.2018
Ortalama bulduğum bir kitap oldu.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
Yazarım en az sevdiğim kitabı bu oldu. Ama içinde güzel öyküler de var.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
özgee06
13.02.2018
çok beğenmediğim bir kitap oldu. okurken zorlandım.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla
baykusunkalemi
16.01.2018
içeriğinde öyküler bulunan bir kitap. Ben kendi adıma 1-2 öykü dışında pek beğenemedim.
Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (0)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla