Futbolun Karhanesi Hakkındaki Yorumlar


02.05.2006
Uluslar arası bir kitap ama bizi ilgilendiren kısımları da var; mesela 1994'te ASY'de oynadığımız İsviçre maçı gibi... Kitap hakkında Ahmet Çakır'ın güzel bir yazısı var kitapyurdu.com üyelerinin ilgisini çekeceğini zannediyorum


Taraftar haykırıyor: Futbolumu geri verin!

AHMET ÇAKIR

Spor kültürü açısından ülkemiz çok yakın yıllara kadar adeta bir çöl gibiydi. Öyle ki, deneyimli spor yazarı ağabeyimiz Erdoğan Arıpınar’ın saptamasına göre, 1998 yılında Türkiye’de bir tek spor kitabı bile yayımlanmamıştı.
Sonraki yıllarda ise adeta bir patlama oldu ve birbiri ardına spor kitapları yayımlandı. Yıllardır aralıklarla da olsa Altın Kitaplar ve Can Yayınları bu tür kitaplar yayınlıyor. Son dönemde Tanıl Bora dostumuzun çabalarıyla bu alana İletişim Yayınları girdi. Ardından da İthaki Yayınları, futbol kültürü dizisi başlattı. İthaki’nin bu diziden son kitabı da İskoç spor yazarı Craig McGill’in “Futbolun Kârhanesi” adlı çalışması oldu. Yazarın çeşitli yazılarını bir araya getirdiği bu kitabın ne anlattığını altbaşlığından çıkarmak mümkün: ‘Futbol Taraftarın Elinden Nasıl Kayıyor?’ McGill’e göre, artık dünyanın her yerinde taraftarlar, en kibar deyişle, müşteri olarak görülüyor. Onlara, ‘Paranı ver, maçı seyret, sonra da çekip git!’ diyen bir işleyiş söz konusu futbol dünyasında.

Elbette ki daha bir yığın olay, durum ve olguyu aktarıyor McGill. Önce oyunun içindeki aktörler değerlendiriliyor: Taraftarlar, oyuncular, hakemler, hocalar, başkanlar irdeleniyor, önemli bilgiler veriliyor. Ancak daha bu noktada yöntem açısından bir itiraz getirilebilir. Futbolcular için ayrılan bölümün neredeyse yüzde 80’inin ‘gay’ oyuncular konusuna ayrılmış olması şaşırtıcı. Belki bazıları için o da çok önemlidir ama ona sıra gelene kadar daha bir yığın nokta var.

İsviçre, hakemi satın mı aldı?

Kitabın, güncel bir gelişmeyle birleşip olay yaratabilecek boyutu, 1994 yılı aralık ayında İstanbul’da İsviçre ile oynadığımız karşılaşmayla ilgili. 1996 Avrupa Şampiyonası eleme maçı olan bu karşılaşmanın son dakikalarında Hakan Şükür’e yapılan bir penaltıyı Rumen hakem vermemişti ve 2-1 yenilmiştik. Bu, elbette ki futbol sahalarında verilmeyen ne ilk penaltıydı ne de son olacaktı. Ancak olayın çok çarpıcı başka boyutları vardı. O gün ben de tribündeydim ve pozisyona yaklaşık 20 metre uzakta olan Rumen hakemin gerek düdük çalışı, gerekse gösterdiği yer itibariyle bir penaltının verildiği açıktı. Nitekim, MHK eski başkanlarından, hakem hocası Hilmi Ok da Hürriyet gazetesinde muhteşem bir uzman yorumuyla, durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştu. Ancak o 20 metrelik mesafeyi yürürken ne olduysa olmuş, hakem penaltı noktasına kadar geldikten sonra, aleyhimize bir faule hükmettiğini bildirmişti. Bu gerçekten akıl almaz bir durumdu.

Bu olayın içyüzünü yıllar sonra bu kitaptan öğrenmenin mümkün oluşu çok heyecan verici. Ancak ifade çok karışık olduğundan aynen alıntılamanın bir yararı yok. McGill, adı başka bazı yolsuzluklara karışın ünlü İsviçreli hakem Kurt Rothlisberger aracılığıyla, bu maçla ilgili birtakım oyunlar döndüğünü yazıyor. Karşılaşmanın Rumen hakemi İon Craciunescu’nun ayarlanması için İsviçre milli takımının sponsoru olan Credit Suisse’ten 64 000 dolar istendiğine ilişkin iddia kitapta yer alıyor. Kitapta bizimle ilgili başka bir iki konu daha var ama olmasa daha iyi denebilecek şeyler bunlar. Örneğin, 1968’deki Kayserispor-Sivasspor maçındaki olaylar nedeniyle 42 kişinin ölmesi gibi. (Bu olayın tarihiyle ilgili olarak “Ellilerin sonunda” ifadesinin kullanılması, biraz ciddiyet eksikliği gibi duruyor.)

Hagi ve Daum’a değinmiş

İki Leeds United taraftarının İstanbul’da öldürülmesiyle ilgili olayın tarihi de 1999 olarak verilmiş. Oysa doğrusu 5 Nisan 2000’dir. Kitapta boşlukta kalmış bazı ifadeler de var. Örneğin, Yolsuzluklar bölümünde Romanya ara başlığının altında şöyle deniliyor: “Romanya’da futbol efsanesi Gheorghe Hagi yolsuzluğun kökünü kazımaya yemin etti, çünkü bu, milli takımın tüm başarılarını lekeliyordu.” İyi de Hagi’nin bu işi ne zaman, nerede, nasıl ve hangi sıfatla yaptığına, ne sonuçlara ulaştığına ilişkin hiçbir şey söylenmiyor. Almanya ara başlığı altında bir başka tanıdıkla ilgili şu ifade elbette ki ilgimizi çekiyor ama bir sonuç çıkarabilmek de pek kolay değil: “2000’de Almanya’da o zamanın milli takım teknik direktörlüğünü yapmayı bekleyen ve bunun için mücadele eden Christoph Daum, vergi kaçırmaktan mahkum edilen bir suçlunun emlakçılık işinden Daum’un kendisine 1 milyon pound borçlu olduğunu iddia etmesiyle kötü bir duruma düştü.” Bir de ne olduğunu anlayabilseydik...

Barcelona forması kutsaldır!

Kitapla ilgili en şiddetli itiraz, Barcelona’nın niçin forma reklamı almadığına ilişkin bölüme yapılabilir. Bir çeviri yanlışı söz konusu değilse, yazarımız bu kadar önemli bir konuyu nasıl olup da doğru öğrenmemiş diye sormamak elde değil. Kitapta bu neden, “Estetiğe aykırı olacağı için” şeklinde ortaya konuluyor. Gerçekte bu neden, Barcelona formasının özerk Katalonya bölgesinin bayrağı gibi görülmesidir. Yani bu forma kutsal sayıldığı için üzerine asla reklam alınamayacağı söylenmiştir

Bu tür kitaplarda rastlanan çeviri sorunları “Futbolun Karhanesi”nde de var. Örneğin, “(...) Fowler’a ise oyunun itibarını lekelemekten iki maç ceza verildi.” ifadesinin doğrusu “centilmenliğe aykırı hareket” olacak. Ayrıca, itibar dedikten sonra lekelemek değil, zedelemek daha uygun olurdu. Çevirmenin dil tutarlılığı açısından da bir sorun var. Sayfa 72’deki “(...) kesinlikle oldukça yetersiz” şeklindeki ifade de insanı irkiltiyor. Kesinlikle dedikten sonra oldukça denilir mi? S.77’de aynı cümlede iki kez “kabul ediyor” ifadesi var.


Futbolun Kârhanesi

Craig McGill

Çev.: Can Cemgil

İthaki Yayınları
Sayı: 3
Bölüm: Spor Kitaplığı


Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (3) Hayır (2) Yanıtla