DoÄŸu ve Batı dünyası siyasi iktidarın sınırlandırılması gerektiÄŸi konusunda hemfikirdir. Sınırlı iktidar fikri Antik Yunan’dan Orta Çağ’a ve oradan modern zamanlara dek her dönemde kendisini savunacak bir düşünür bulmuÅŸtur. Şüphesiz bu konudaki kilometre taşı Montesquieu’nun, iktidarın ancak baÅŸka bir iktidarla sınırlandırılabileceÄŸi fikridir yani kuvvetler ayrılığı. Burjuvazinin açtığı yoldan ilerleyen liberal düşünürler bu konuyu tartışarak geliÅŸtirse de özellikle Avrupa’ya büyük yıkım getiren iki dünya savaşının çıkmasını engelleyememiÅŸtir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra siyasi iktidarın sınırlandırılması için, kökenleri 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanan hukuk devleti kriterinde karar kılınmıştır. Türkiye’de de hukuk devleti kavramına ilk kez 1961 Anayasası’nda yer verilmiÅŸtir. Bu kavrama tekrar yer veren 1982 Anayasası ise, kurgulamış olduÄŸu güçlü yürütme mekanizmasıyla hukuk devleti anlayışından bir hayli uzaklaÅŸmıştır. 1982 Anayasası’nın demokratikleÅŸtirilmesi ve hukuk devletine uygun hale getirilmesi için pek çok anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi yapılmıştır. 2017 yılında yapılan anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi, hükümet sistemini de deÄŸiÅŸtirmesi hasebiyle birtakım tartışma ve endiÅŸeleri de beraberinde getirmiÅŸtir. Yeni sistemle ilgili hukuk devleti açısından bir hayli deÄŸerlendirme yapılmıştır. Bu çalışmada, 2017 anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi detaylı bir ÅŸekilde ele alınarak yapılan deÄŸiÅŸikliÄŸin hukuk devleti ve sınırlı iktidar fikri ile ilgisi ölçülmeye çalışılmıştır.   Â