Acil servis, bir hastanenin yalnızca en hareketli bölümü değildir; aynı zamanda insan hayatının en acı, en savunmasız ve en gerçek hâliyle göründüğü yerdir. Orada zaman başka türlü akar. Dakikalar uzar, saniyeler ağırlaşır, bir kapının açılışı bazen bir hayatın yeniden başlaması, bazen de geri dönüşü olmayan bir acının habercisi olur. Kimi zaman bir çığlık, kimi zaman sessiz bir bakış, kimi zaman da tek bir nefes, bütün gecenin anlamını değiştirir.
Acil Servis Öyküleri, işte tam da bu yoğun, sarsıcı ve insan ruhunu derinden yoklayan dünyanın içinden doğdu. Bu sayfalarda yalnızca yaralar, ameliyatlar, sedyeler, sirenler ve telaş yok; korku, umut, öfke, pişmanlık, sevgi, vicdan ve hayata tutunma iradesi de var. Çünkü acil servis, bedenlerin olduğu kadar sırların, kırgınlıkların, hesaplaşmaların ve suskunlukların da taşındığı bir yerdir. Her gelen hasta, beraberinde yalnızca bir ağrı değil, çoğu zaman bir hikâye getirir.
Bu kitapta yer alan öyküler, hastane koridorlarında yankılanan sesleri, beyaz ışıkların altında büyüyen gerginlikleri ve insanın en zor anlarda verdiği mücadeleyi edebiyatın diliyle anlatmayı amaçlıyor. Buradaki karakterler kimi zaman bir doktorun soğukkanlı ellerinde, kimi zaman bir hemşirenin sabrında, kimi zaman da yaralı bir insanın gözlerinde hayat buluyor.