Osman Şahin’in yeni bir bakış, yepyeni bir duyumsayışla getirdiği tanıklık, öykü çizgisinin tematik zenginliğini ortaya koyar. Toroslar ve Güneydoğu gerçeği insanı, doğasıyla, yaşanan sorunlarıyla büyülü bir anlatıcıyı karşımıza çıkarır. Öykülerinde yarattığı her bir dünya doğa-insan çatışmasının, insanı insana taşıyan her bir meselenin tözünü yansıttığı gibi; anlatıcı olarak kurduğu dil evreniyle de Türk edebiyatına yeni açılımlar taşır. Ağız İçinde Dil Gibi ve Acı Duman bir anlatı ustasının birikimiyle okuru buluşturur.
“Ağız İçinde Dil Gibi’yi, Osman Şahin öykücülüğünde onun anlatıcılığının nirengi noktası olarak gördüğümü söylemeliyim. Burada kurup yakaladığı söyleyiş biçimi ve Türkçeyi zenginleştiren dil duygusu, öykücülüğünün sonraki birikiminin önünü açmıştır.
Ağız İçinde Dil Gibi’ye Osman Şahin öykücülüğünün manifestosu demek abartılı sayılmamalı. İleride, Sonuncu İz’le erişeceği çizginin de ilk ‘nefes’idir.”
Feridun Andaç
“1983 tarihli öykü kitabı Acı Duman’ı incelediğim ve 1984 yılında World Literature Today’de yayınlanan bir yazımda şunları belirtmiştim: ‘Şahin’in öykülerindeki yoğunluk ve ritmik yapı baş döndürücüdür. Türk yazınındaki pek az yazar birkaç sayfalık bir betimlemeye böylesine yoğun duyguları sığdırabilir.’ O zaman yaptığım bu gözlem Şahin’in yazın sanatının ilerleyen yıllardaki gelişimi karşısında geçerliliğini sürdürmüştür. Bu kitaptaki on üç öykü bunun kanıtıdır. Öykülerin her biri, otantik bir Türkiye gerçekliğini ortaya koymakla birlikte okuyucuya güçlü bir evrensel gerçekliği de sunmaktadır.”
Talât Sait Halman