9. yüzyılın büyük düşünürü ve nesir ustası Câhiz, İslâm ilim ve edebiyat tarihinde aklın, gözlemin ve eleştirel bakışın en parlak temsilcilerinden biridir. Onun kaleminden çıkan Risâle fî ʿAlî b. Ebî Ṭâlib ve Âlih min Benî Hâşim, yalnızca Hz. Ali’nin ve Ehl-i Beyt’in faziletlerini dile getiren bir metin değil; aynı zamanda siyasî çekişmelerin gölgesinde entelektüel bir cesaretin, hakikate sadakatin ve edebî inceliğin de belgesidir.
Abbâsî sarayına yakın bir isim olmasına rağmen Câhiz, bu risâlede Hz. Ali’nin ilmî ve ahlâkî büyüklüğünü, cesaretini ve Ehl-i Beyt’in İslâm toplumundaki özel konumunu açık bir dille ortaya koyar. Böylelikle eser, yalnızca bir methiye olmaktan çıkar, dönemin siyasî ve fikrî atmosferini yansıtan tarihî bir şahitlik kazanır.
Bugünün okuyucusu için bu risâle, iki yönüyle önemlidir: Bir yandan İslâm düşünce tarihinin en tartışmalı figürlerinden biri olan Hz. Ali’nin şahsiyetini Câhiz’in keskin kaleminden tanıtır; diğer yandan da bir müellifin, iktidarın baskısına rağmen kendi kanaatini dile getirme iradesine nasıl sahip olabileceğini gösterir.
Açık, nükteli ve güçlü bir üslupla kaleme alınan bu risâle; Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisinin mezhep sınırlarını aşan bir ortak payda olduğunu ortaya koyarken, Câhiz’in entelektüel bağımsızlığını ve edebî kudretini de gözler önüne seriyor.