Rüzgarlı Sokak, Ankara basın tarihi denildiğinde akla gelen ilk adreslerden biriydi: Bir zamanlar yerel gazetelerin, matbaaların, büroların ve dağıtım ağlarının aynı hatta buluştuğu; kentin haberle, kâğıtla ve mürekkeple nefes aldığı yer…
Yavuz İşçen bu kitapta, Rüzgarlı Sokak’ı “bir sokağın ötesinde” bir kent hafızası olarak ele alıyor; adından gündelik ritmine, mekânın değişen kimliğinden basın dünyasının görünmez emekçilerine kadar uzanan canlı bir mikro-tarih anlatısı kuruyor. Hakimiyet-i Milliye’nin 1926’da sokağa taşınmasıyla başlayan hareketliliğin 1940’lar ve 50’lerde Ankara basınının merkezine dönüşmesini; 1970’lere (hatta 1980’lerin başına) kadar süren “Bab-ı Ali” günlerini izliyoruz. Eş zamanlı olmasa da 60’tan fazla gazete ve derginin izini süren çalışma, Ankara’da yayımlanan yerel gazeteleri, Ankara baskısı yapan İstanbul gazetelerini, matbaaları ve dağıtım şirketlerini tek tek kayda geçirerek meraklı okura güvenilir bir başvuru kaynağı sunuyor.
Bugün seramikçilerin, fayansçıların ve hırdavatçıların kuşattığı bu sokakta, bir zamanlar Ankara’nın haber nabzı atıyordu. Matbaalardan çıkan gazete balyalarının kamyonlara yüklendiği saatlerde sokağın nasıl canlandığını; hamalları, muhabirleri ve seyyar satıcıları; otelleri, tütüncüleri, meyhaneleri ve gece yarısına uzanan hareketliliği de anlatının parçası kılıyor.
Ankara’yı şehir tarihinden, basını kent mekânından okumak isteyenler; araştırmacılar, gazetecilik meraklıları ve Ankara sevdalıları için…