Orion, zaman ve gerçeklik algısını yitirdiğinden beri uyku ile uyanıklık arasında bir yaşam mücadelesi verir. Yaşadıkları, onun akıl ile delilik arasındaki çizgide kalma savaşı haline gelir. Bu arafta kalma durumunda, hem gerçeklik dünyasını hem de hayal dünyasını zihinsel olarak aynı anda yaşamaya başlar. Her iki dünyayı birlikte götürür ve gerçeklik algısını kaybettiği için her iki gerçekliği de birlikte yaşar.
Orion, yaşadığı derin acı ile gerçeklikle bağını koparıp kendi zihninde yaratmış olduğu dünyada yaşarken aynada sadece kendinin gördüğü bir çift kehribar gözle içine düştüğü girdaptan kurtulabilmenin yollarını arıyor. Unutmak ve hatırlamak istediği anıları, özlem duyduğu ve vedalaşamadığı kızı, ona yeni duygular yaşatan heyecanlandıran şifa olan aşkı Bella'sı, psikolojik çıkmazları, ters köşeleri, yüzleştiği acıları, hayalleri, kaleminden akan cümleleri ve aşkın büyülü dansı... Hepsi muhteşem bir kurguyla harmanlanmış okunmayı bekliyor.
Mutlu bir yaşam için yapbozun parçalarını bir araya getirmeye çalışmaktan başka çaresi kalmayan Orion; acı, aşk ve vedalardan oluşan bu labirentten çıkış yolunu bulabilecek mi?
Değil mi ki insan, en büyük acılarını zihninin derinliklerinde saklıyor. Yazar da bizi insan zihninin bu derin karanlık tarafına götürüyor. Müthiş ters köşelerle okuru sarsıp gerçeklik algısıyla oynuyor. Sevginin en saf haliyle tanıştırıyor. Tüm acılara karşın insanın acıya alıştığını, onunla beraber de mutlu olunabildiğini gösteriyor...