“Hangi yoldan gideceğim?”
“Bu, nereye varmak istediğine bağlı.”
Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında
Azîzin Yolu, insanın hayatı boyunca yürüdüğü yolun aslında kendi içinde derinleşen bir menzil olduğunu hatırlatan denemelerden oluşuyor. Su, hayatın kaynağı olması, kuruyanı diriltmekle görevli ve varlığı ayakta tuttuğu için azizdir. Bedeni, kalbi ve ruhu da arındırmasıyla derin bir temizlik anlamı taşır. Yüksekten aşağı akışıyla tevazuyu, yolunu direnmeden buluşuyla teslimiyeti ve sabrı hatırlatır. Aynı zamanda insana ikram edilen bir nimet olduğu için emanettir. Akıp geçişiyle de fani olanı, tutulamayan zamanı ve insan ömrünün geçiciliğini sezdirir. Bu yüzden Azîzin Yolu, suyun insana öğrettiği arınarak, eksilerek, sabrederek ve kendi kaynağına yönelerek yürünmüş içsel yolculuğun adıdır. Kitapta çiçekler faniliğin, inceliğin ve görünmeden var olmanın diline dönüşür. Bir çeyiz sandığı, eşya saklayan bir kutu olmaktan çıkar. Annelerin suskunluğunu, kadınların emeğini, kuşaktan kuşağa aktarılan sabrı ve geçmişin kalpte taşınan izlerini hatırlatır. Güzellik ise çağın beğeni tiranlığına, hızına ve gösteri arzusuna karşı korunması gereken ahlaki bir duruş olarak yeniden düşünülür. Zeynep Kayseri Uzun, bu denemelerde okura hazır cevaplar sunmaz. Onu yavaşlamaya, bakmaya, susmaya ve kendi iç sesini duymaya davet eder. Zira insanın hangi yoldan gideceği, durup neyi aradığını fark etmesiyle belirginleşir. Azîzin Yolu, modern zamanın pürüzsüzlüğüne ve unutkanlığına karşı izleri, eksikleri, kırılganlıkları ve küçük şeylerin saklı manasını savunan insana yolun sonundan çok, yürüyüşün kendisini düşündüren içten bir deneme kitabıdır.