YaÅŸam, bazen umutsuzluÄŸun karanlık tünellerinde kaybolmuÅŸ gibi hissettirir insana. Acı, yıllar boyunca yüreÄŸi paramparça eder; umutlar sönmeye, gözlerdeki ışık zamanla solmaya baÅŸlar. Ancak bazen, umutsuzluÄŸun gölgesinde bir mucize doÄŸar ve hayatın en karanlık anlarında bile umut yeÅŸerir. Bu, yirmi iki yılın ardından kızını bulan bir annenin hikâyesi. GeçmiÅŸ toplumumuzda, aile içi ÅŸiddetin vahÅŸetine tanık olmuÅŸ pek çok kadının hikâyesi bulunuyor. Bu hikâyelerden biri de kocası ve kocasının ailesi tarafından ÅŸiddet gören, kendi ailesinden yıllarca ayrı kalan ve sonunda çocuÄŸunu kaybeden bir kadına ait. Onun acı dolu yaÅŸam öyküsü hem yaÅŸadığı derin travmayı hem de içinde taşıdığı güçlü direnci anlatıyor. genç yaÅŸta evlendiÄŸi kocasıyla baÅŸlayan hayatı, kısa sürede umut dolu bir baÅŸlangıç olmaktan çıkarak çileli bir hayata dönüştü. Kocasının ÅŸiddeti ve ailesinin baskıları altında ezilen bu kadın, gergin fiziksel ve duygusal ÅŸiddete maruz kaldı. ancak içindeki umut hiçbir zaman tamamen tükenmedi. Yıllar geçtikçe, kendi ailesini görmemenin acısı kalbinde derin yaralar açtı. Sevgiye ve desteÄŸe duyduÄŸu özlem, ruhunu yıprattı. Fakat tüm zorluklara raÄŸmen, içindeki güçlü annelik duygusu asla sönmedi. ÇocuÄŸuna duyduÄŸu sevgi ve koruma içgüdüsü, yaÅŸadığı tüm acılara raÄŸmen onu ayakta tutan en büyük güç oldu. Ancak, kadının acı dolu hikâyesi burada sona ermedi. bir gün, en kıymetlisi olan çocuÄŸunu kaybetti. bu, onun için dayanılmaz bir yıkım oldu.Â