Sırtımızda bir yük var. Adını koyamadığımız ama her gün biraz daha ağırlaşan bir yük. Hayat kolaylaştıkça neden bu kadar yoruluyoruz?
Selen Baranoğlu bu sorunun cevabını fazlalıkta buluyor. Gezegeni insan eliyle dönüştürdüğümüz çağa bilim Antroposen diyor; Baranoğlu ise aynı mantığın iç dünyamızı nasıl istila ettiğini gösteriyor: biriktirdiğimiz eşyalar, bırakamadığımız alışkanlıklar, taşımaya devam ettiğimiz beklentiler, sürdüremediğimiz roller.
Bırak Artık. bir eksiltme rehberi değil, bir görme kılavuzu. Baranoğlu, “fazlalık ikilemi” kavramıyla tutunma ile tüketme hali arasında nasıl sıkıştığımızı gösteriyor. Kırmadan, dökmeden vedalaşmayı öğreten “sessiz veda” ile ilişkilerde sadeleşmenin, her alanda fazlalıkları bırakmanın, fiziksel, zihinsel ve ilişkisel alanlarda biriken fazlalığı fark etmenin, dikkat ekonomisinin ve karar yorgunluğunun pençesinden çıkmanın, “hayır” diyebilmenin ve sınır koymanın somut bir haritasını çiziyor. Kendi hayatından dönüm noktalarını, kişisel gelişim literatüründen süzdüğü içgörüleri ve Byung-Chul Han’dan, Zygmunt Bauman ve Kohei Saito’ya uzanan geniş bir okumayı tek bir cümleye bağlıyor: Heykel zaten taşın içinde, yapman gereken sadece fazlalıkları almak.
Bu kitap sana ne eklemen gerektiğini değil, artık neyi taşımaman gerektiğini gösteriyor.
Çünkü bazen özgürlük, bir şey kazanmak değil, bir şeyi bırakabilmektir.