Bir taht veliahdı olarak dünyaya gelen İskender, babasının beklenmedik ölümü üzerine henüz çok genç yaşta Makedonya tahtına çıktı. Saray entrikaları ve iktidar mücadeleleri arasında varlığını korumakla yetinmedi; hükümranlığını cesareti, askerî dehası ve kararlılığıyla kabul ettirmeyi seçti. Önce Makedonya’daki hâkimiyetini sağlamlaştırdı, ardından önüne çıkan sınırları birer birer aşarak çağının en büyük fetih hareketlerinden birini başlattı.
Örgütleme yeteneği, bitmek bilmeyen merakı ve sınır tanımayan tutkusu onu Yunanistan’dan Anadolu’ya, Mısır’dan Pers ülkesine, oradan Hindistan’a kadar uzanan büyük bir seferin başına taşıdı. Ordular yönetti, krallıkları yıktı, şehirler kurdu; eşsiz hazinelere, uçsuz bucaksız topraklara ve milyonlarca insanın kaderine hükmetti. Ardında askerî zaferleri aşan, kültürleri birbirine yaklaştıran ve dünyanın siyasi haritasını kökten değiştiren bir miras bıraktı.
Jacob Abbott bu eserinde Büyük İskender’in hayatını, çocukluğundan tahta çıkışına, savaşlarından yönetim anlayışına, dostluklarından zaaflarına uzanan bir çizgide, canlı ve sürükleyici bir anlatımla ele alıyor. Okur, büyük bir komutanın yükselişine tanıklık ederken zaferlerinin ardındaki hırsı, yalnızlığı, öfkeyi ve insani kırılganlıkları da yakından görüyor.