"Cumhuriyet’in süregiden var olma çığlığı, vatandaşın yüreğinde devletini kaybetme korkusuna ek, yeni baskı ve şiddetin ayak sesleri olarak algılanmaktadır. Çünkü, imtiyazlı guruplar yaratmayı marifet haline getirmiş bir politik tavır var. Bu tavırdan beslenen sözde aydınlar var ki devleti arkalayarak onu sömürme “royalite”sini kendine hak ve daim olarak görüyor.
Bu aydınlar, Batı dünyasında esamesi yokken Batı'yı, ilmî seviyesi sıfır altında iken akademik yapıyı, demokrasi havarisi iken ihtilal tezgahının ayaklığını üstlenebilmektedirler.
Yeni yüzyılın başlarında bu demokratoslar, liboşlar ve sosyalistler ve daha bilmemneler (Amerikancılık) ortak parantezinde mezar taşlarına dönüştüler. Şeytan var oldukça bunlar da olacaktır. Zira bu Şeytanın elleri tembel, şuursuz, vurdumduymazlarca taşınan mikroplar halindedir.
Hem bu Şeytan ellerinin ortamdan çekilmesinde, hem de yeni bir uyaran olarak agoraya inen yeni aydını müjdeleyen Galip Boztoprak gibi sessiz, adsız ve mütevazi kardeşlerimizin emeklerinin eline ulaştığını görüyoruz. Bu eserden ömrünü Büyük Doğu’nun yoluna adamış yazarın sesini duyuyoruz.
Müslümanın hakkını, sesini, bilgeliğini, ilgilerini gündem yapan ve Müslüman halkın var olma hevesini, yuvasındaki neşesini bir dua gibi terennüm eden yazarımıza yol açıklığını ve ecrinin karşılığını Rabbimizden niyaz ederiz."