Elinizde tuttuğunuz telefondan ödediğiniz enerji faturasına kadar her şey, Pekin ile Washington arasında süren küresel güç rekabetinin bir parçasıdır. Farkında olsanız da olmasanız da bu oyunun içindesiniz.
21. yüzyılın en büyük jeopolitik kırılması sahneye çıkarken, bir tarafta dolar hegemonyası, teknoloji ekosistemi ve küresel ittifak ağıyla seksen yıldır dünya düzeninin kurallarını belirleyen ABD; diğer tarafta ise üretim gücü, altyapı yatırımları ve dijital dönüşümüyle kırk yıl gibi kısa bir sürede dev bir ekonomiye dönüşen Çin yer alıyor. Bu iki güç birbirini durdurmaya çalışırken, birbirinden kopmayı da başaramıyor.
Çip savaşlarından dolar hegemonyasına, yapay zekâ yarışından enerji jeopolitiğine uzanan bu rekabet, Türkiye'yi de doğrudan etkiliyor. NATO'nun güneydoğu kanadı, Orta Koridor'un merkezi ve üç kıtanın kesişim noktası olan Türkiye, benzersiz bir stratejik konuma sahip; ancak bu coğrafi avantaj tek başına yeterli değil. Stratejik netlik, finansal istikrar ve teknoloji dönüşümü sağlanamadığı takdirde bu avantajların kalıcı bir güce dönüşmesi mümkün görünmüyor.
Bu kitap bir analiz, bir uyarı ve bir yol haritası.
1999'dan bu yana Çin başta olmak üzere birçok Asya ülkesinde otomotiv sektöründe dış ticaret ve iş geliştirme alanlarında çalışan Dr. Nurullah Kahvecioğlu, bu kitapta 25 yıllık saha deneyimini küresel veri analizleriyle harmanlıyor.