Bir dava, yalnızca meydanlarda yükselen sloganlarla değil; onu taşıyan insanların zihninde, ahlâkında ve hayatında kök saldığı ölçüde güç kazanır.
Filistin meselesi, bir toprak ve siyaset meselesinin ötesinde; ümmetin imanını, şuurunu, birliğini ve sorumluluk duygusunu sınayan büyük bir imtihandır. Kudüs’ü ve Filistin’i savunmak, yalnızca işgale karşı çıkmak değil; bizi zaafa sürükleyen fikrî savrulmalarla, gafletle, dağınıklıkla ve sorumluluktan kaçışla da yüzleşmeyi gerektirir.
Dünden Bugüne Filistin Davası, yaşananları yalnızca anlatmakla yetinmiyor; okuyucuyu tarih, bugün ve kendi sorumluluğu üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Filistin’in kaybını hazırlayan sebeplerden ümmetin içine düştüğü fikrî ve ahlâkî çözülmelere, işgal karşısındaki tavırdan yeniden dirilişin imkânlarına kadar uzanan kapsamlı bir muhasebe sunuyor.
Çünkü mesele yalnızca “Filistin’e ne oldu?” sorusu değildir. Asıl soru şudur:
Biz nerede hata yaptık ve yeniden ayağa kalkmak için neyi değiştirmeliyiz?
Bu eser, Filistin’i anlamanın yanında kendimizi yeniden tanımaya, sorumluluğumuzu hatırlamaya ve üzerimize düşeni yeniden düşünmeye çağırıyor.