Bu kitap bir yazarın değil, bir insanın kalbinden çıktı. Ne edebi kaygılarla yazıldı ne de alkış beklentisiyle… Bu satırları yazarken kelimelere değil, yaşanmışlıklara güvendim. Çünkü hayatta bazı şeyler vardır ki sadece yaşayan anlar. İşte bu kitap, o anlayanlara ithaf edildi. Ben bu satırlarda bazen sustum, bazen bağırdım. Bazen saklandım kelimelerin arkasına, bazen tüm çıplaklığıyla döktüm içimi. Ama her defasında dürüst oldum. Acımı da yazdım, umudumu da… Çünkü biliyorum, yalnız olmadım. Herkesin bir düşüş hikâyesi vardır. Ve herkes bir gün yalnız kalır. O anlarda, bazen bir cümle bile insanı hayata döndürür. “Düşerken Yalnızdım”, bir iç döküşün, bir yüzleşmenin, bir ayakta kalma çabasının izlerini taşır. Kimsenin görmediği gözyaşlarını, kimsenin duymadığı iç sesleri, kimsenin bilmediği sabırları anlatır. Belki senden bir şeyler vardır bu sayfalarda. Belki senin hiç anlatamadıkların, başkalarının da başına gelmiştir. İşte bu kitap o ortak sessizliği duyurmak için yazıldı. Bu satırlara gelen her yürek, benimle aynı odada sessizce oturmuş gibidir artık. Göz göze gelmişizdir belki, kelimesiz anlaşmışızdır. Ve belki de içten içe şunu fısıldamışımdır sana:
“Yalnız değilsin.”
Eğer bu kitap sana bir nefes olduysa, bir “evet ben de” dedirttiyse, kalbime uğradığın için teşekkür ederim.
Çünkü düşerken yalnızdım.
Ama bu kitabı sen okuduğunda artık biri daha biliyor:
Ben düştüm. Ama kalkmayı da öğrendim.
— P.M. Mehmet Yılmaz