İnsan yıllarca ilim tahsil edebilir, kitaplar okuyabilir, nice mesele öğrenebilir. Peki bütün bu birikim onun hayatında nasıl karşılık bulacaktır? Hangi bilgi kendisine yol gösterecek, hangisi kalbine tesir edecek ve hangisi ahiret yolculuğunda ona yoldaş olacaktır? İmam Gazzâlî’nin talebelerinden biri, uzun yıllar süren ilim yolculuğunun ardından bu sorularla yüzleşir ve hocasından ömrü boyunca yanında taşıyabileceği nasihatler ister. Gazzâlî’nin bu talebe için kaleme aldığı Ey Oğul!, asırları aşarak her çağın insanına ulaşan samimi bir irşad metnine dönüşür. Gazzâlî bu küçük hacimli eserinde ilmin amelle değer kazanmasını, niyetin arındırılmasını, nefsin hesaba çekilmesini, ölüme hazırlığı, ibadeti, kulluk bilincini, ihlâsı, tevekkülü ve güzel ahlâkı ele alır. İnsanı öğrendikleriyle yüzleşmeye, bilgisinin hayatındaki izlerini aramaya ve kalbinin yönelişini sorgulamaya çağırır. Her “Ey Oğul!” hitabı, okuyucuyu kendi içine yönelten yeni bir muhasebenin kapısını aralar. Gazzâlî’nin açık, güçlü ve sarsıcı nasihatleri; ilim ile amel, dünya ile ahiret, nefis ile ruh arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesine vesile olur. Ey Oğul!, yüzyıllar önce bir talebenin sorularına verilen cevaptan doğan; bugün de ilmine istikamet, ameline ihlâs ve hayatına anlam arayanlara seslenen zamansız bir nasihat kitabı…