Yüzyılları ve bedenleri aşan, ilahi yasalara meydan okuyan ölümsüz bir aşkın hikâyesi...
Bir şifacı ve bir koruyucu, varoluşun kurallarına karşı gelip birbirlerine bağlandıklarında, Taş Meclis tarafından eşine rastlanmamış bir cezaya çarptırılırlar: Kaçınılmaz bir ölüm ve yeniden doğuş döngüsü. İnsanoğlunun çağlar boyu süren hırslarına, bitmeyen savaşlarına, acımasız inançlarına ve cadı avlarına tanıklık eden bu iki ruh, her yeni bedende birbirlerini bulmaya ancak her defasında trajik bir şekilde yarım kalmaya mahkûm edilmiştir. Kavuşmak, onlar için hep bir adım ötede kalan bir seraptır.
Binlerce yıl ve sayısız hayattan sonra, geçmişin tüm hüsranlarını ve anılarını zihninde taşıyan bir anne, şimdiye kadarki en büyük direnişini gösteriyor. Henüz doğmamış kızı için kaleme aldığı bu mektuplarda, asırlık bir lanetin kırılma ihtimalini ve bu yolda ödenen bedellerin mantığını sorguluyor. Zamana, mesafelere ve sonsuz yalnızlığa rağmen sevmekten asla pişman olmayan, ruhunu bir aşka siper eden bir kadının çırpınışlarına tanık olacaksınız.
Aşk bir isyan mıdır, yoksa yaratıcının en büyük lütfu mu?
Gaya: Taş Meclis'in Laneti, yalnızca iki kalbin değil; karanlığa karşı verilen amansız bir mücadelenin, bitmeyen bir bekleyişin ve her şeye rağmen yeniden filizlenen umudun destanı.
"Ben yaşadığım onlarca hayatta anladım ki yeniden, defalarca yaşamak bir ceza değildi. Gerçek bir aşk sınavıydı."