Ece’nin halası biraz... tuhaf.
Gözleri heyecanlanınca dans eder, pijama partilerinde haiku yazılır, bambu çubuklardan “sevgi duvarları” yapılır ve en önemlisi; köyde bir yerde, sadece düşerek ulaşılabilen bir yer vardır: Tuhaflıklar Tüneli.
Ece bir gece kendini gerçekten o tünelde bulduğunda; alerjik sandalyelerle, homurdanan çaydanlıklarla, az gören köstebekle ve takma dişli bir kedi dedeyle karşılaşır. Eve dönüş yolunu ararken hem cesaretini sınar hem de korkularıyla yüzleşir.
Halamın Tuhaflıklar Tüneli; hayal gücünün sınırlarını zorlayan mizahi anlatımıyla, çocuklara korkunun dönüştürülebileceğini, empati kurmanın gücünü ve hatalarla yüzleşmenin değerini hatırlatıyor.
Bu kitap; düşmenin bazen yeni bir dünyaya açılan kapı olabileceğini fısıldayan sıcacık bir macera.
Arka Kapak Yazısı:
Ece’nin halası biraz tuhaf.
Heyecanlanınca gözleriyle halay çekiyor, pijama partilerinde ise insanın aklını başından alan hayaller kuruyor. Ama o gece anlattığı şey sıradan bir hayal değil, “düşerek” ulaşılan garip bir yer: Tuhaflıklar Tüneli.
Bir bardak suyun içine düşmesiyle başlayan macerada Ece; alerjik sandalye Pırasa’yla, takma dişli dede-kedi Orhan’la, havuç renginde pörtlek gözleri olan kraliçe kelebek Tarator’la karşılaşıyor. Kaybolan bir yapboz parçası, unutulmuş tel tokalar ve yıllar önce yitirilen o en kıymetli misket... Hepsinin izi bu tünelde kesişiyor.
Ece’nin eve dönebilmesi için önce garip cadı Horhor’un elektrikli süpürgesinden kurtulması, ardından Bulut Ekspres’in on bir durağını geçmesi gerekiyor. Korksa da, evini özlese de halasının sevgisini hep yanında hissediyor.
Hazırsan yerini al.
Bulut Ekspres kalkıyor.