Aynadaki yansımasına yabancılaşmış, kim olduğunu dahi hatırlamayan bir genç, 'Hatırla!' fısıltısının peşine düşerek kendini esrarengiz bir evin kapısında bulur. Bu kapı, yalnızca bir girişi değil, uzun zamandır mühürlü kalmış kadim bir kaderi aralar. Genç adam, "Balkır" ismiyle yüzleşirken, unuttuğu anılarla ve bilmediği bir mirasla kuşatıldığını fark eder.
Modern şehrin boğucu atmosferinden kaçıp, kendi ailesi ve kadim mirasıyla yüzleşmeye başlayan Balkır için artık dönüş yoktur. Bir zamanlar doğayla uyum içinde yaşayan, yedi farklı soyun yedi mirasçısı olan Redon halkının hikayesi onunla birlikte yeniden canlanır. Ancak bu uyum bozulmuş, toprak susmuş, sular donmuş, rüyalar kaybolmuştur. Balkır, Redon'u bu felaketten kurtarmak için geçmişin gölgeleriyle yüzleşmek, kendi karanlığını kabul etmek ve dağılmış mirasçılarını bir araya getirmek zorundadır. Her biri, doğanın farklı bir elementinin ve unutulmuş bir gücün temsilcisidir.
Bu zorlu yolculukta Balkır, sadece kayıp bir dünyayı değil, kendi özünü de keşfetme sınavıyla karşı karşıyadır. Kim olduğunu hatırladıkça, içindeki Anka ruhu parlamaya başlar. Redon'un geleceği, umudun son karahindibasıyla birlikte, bu yedi mirasçının yeniden bir araya gelmesine bağlıdır. Zamanı yeniden akıtıp, mührü tamamlayarak Redon'u küllerinden doğurabilecek mi? Yoksa unutulmuşluğun derinliklerinde kaybolmaya mahkum mu kalacaklar?