…Dağların tepesinden düzlüklere doğru radyo dalgaları halinde yayılarak ilerleyen tüfek ve
bomba sesleri kolaylıkla her yerden hissedilebiliyordu. Azalmak bir yana sağır edecek denli
şiddetlenen gürültüsüyle sesler sanki, kendindeki kader tayin edici kudreti herkese
göstermeye gelmişti. Dünyanın tüm kötümserliğini terkisinde getiren, hükmü altındaki
kötülüğe her taraftan uzanabilen kollarıyla böylesi bir güce ise anca bozguncu denilebilir.
Hava olaylarına göre bir suret kazanan yerle gök arasındaki alışılmış dengeyi o gün alt üst
eden bu bozguncu için, kaderleriyle fare gibi oynadıklarının başında gelen insanlar aynı alt
üst oluşa uğramalıydı. Bu alt üst oluşun en yürek yaralayıcı fotoğrafı ise iki çocuğa ait
parçalanmış cesetler. Çocukların kaderini namlunun pespaye ağzında tutan bu
bozguncunun eseri cesetlerden parçalar, bazı noktalara savrulmuş haldeler. Mahallelerine
gelen seyyar bir oyuncakçının sesine doğru koşan çocuklar gibi, bilmeden kaderlerine
koşmuş olan ikisinin tüm cansız halleri ise dağların gölgesinin altında saklı. Aralarına hat
çekmiş dargın komşu iki kardeş görüntüsü uyandıran, görünmez bir eyerle ayrılmış gibi
duran Büyük ve Küçük Ağrı Dağlarının gölgelerinin yansıdığı bu yer, ovalık bir alan. Ovadaki
cesetlerin hemen yakınından duran, yere çakılarak infilak olan bir savaş uçağı tüm durumun
aslını özetliyor. Dağ tepelerindeki zorlu patikalarda zıplayan yavru geyiklerden pek de
farksız köy çocukları için üzerlerinde koşturdukları yumurta sarısı alp çayırlar çoktandır
güvensiz yerlerdi. Silah seslerinin eksik olmadığı ovalık yerdeki çocuklar için de, hayatın
kendisi bir oyun alanıydı lakin hayatla oyun oynanamayacağı onlara ölümle öğretiliyordu.
Çayıra kurulu Hallaç köyüyle patlama yeri arasında elli metrelik bir mesafe var ya da yok ve
bu mesafeden, düşen uçağın peşinden geldikleri resmedilebilen iki çocuk hayatla oyun
oynamanın ve demirlenmeyen meraklarının kurbanı olmuşlardı. Kendileri için
gökyüzündeki ulaşılmazlık abidelerinden biri sayılan ve sadece uzaktan izlemekle
yetindikleri uçağa ilk defa yakından temas edeceklerini bilmeleri heyecanlarını doruğa
çıkarmıştı besbelli. Tehlikeleri önceden hesaplayacak kadar bulanıklaşmamış duru
zihinleriyle büyülendikleri aygıttaki bombaların o an aniden patlamasıyla ikisinin oracıkta
can vermeleri bir olmuştu.Sahibini Uyandırmayan Mektuplar.