1872 yılında, Şam’da görev yapan İrlandalı bir misyoner Hama’ya geldi. Şehrin meydanında, sıradan duvarlara gömülmüş, çocukların üzerinden atladığı, kimsenin ne dediğini sökemediği taş bloklar vardı; üzerlerinde garip kabartma işaretler. William Wright bu taşların, İncil’in karanlık bir köşesinde, Mısır anıtlarının arka planında ve çiviyazılı tabletlerin kıyısında zar zor görünen kayıp bir halka — Hititlere — ait olduğunu ileri sürdü. Hitit İmparatorluğu (1884), bu iddianın kitabıdır. Önerisi, Wright’ın kendi deyişiyle, "magna cum risu" — yani büyük bir gülüşmeyle — karşılandı. Yirmi iki yıl sonra Hugo Winckler Boğazköy’ü kazmaya başladı; on bin çiviyazılı tablet çıktı; sitenin adı Hattuşa’ydı ve Wright haklıydı. Otuz bir yıl sonra Bedřich Hrozný "Şimdi ekmek yiyecek, su da içeceksiniz" cümlesini okudu ve Hititçenin bir Hint-Avrupa dili olduğunu ilan etti. Bu Türkçe baskı, Wright’ın 1884 sesini modern Hitit biliminin yüz kırk yıllık keşifleriyle yan yana getiriyor: çevirmen notları, Modern Bilime Göre kutuları ve düzeltilmiş ad okumalarıyla. Eski Yakın Doğu tarihi, Anadolu arkeolojisi ve bilim tarihi okurları için. Bu kitap, bir taşa bakıp herkesin gülmesini göze alarak gerçeği söyleyen birinin bir uygarlığı dirilttiğini öğretiyor.