Ölüm; insani duyguların en temelinde yatan ama günlük hayat içerisinde unutulmaya yüz tutma ihtimali en yüksek olan duygudur.
Hiç ölmeyecekmiş gibi bir duygu ve hırsla hareket eden kişinin, bir vefat haberiyle sarsılıp kendisine çekidüzen vermeye çalışması acınacak bir durum mu, yoksa samimi bir çaba mıdır? Ölümün yeniden bir doğuş olduğu gerçeğini kabullenmek neden bu kadar zor geliyor insana? Soyut düşünceler içerisinde yaşamayı becermek insanın altından kalkabileceği bir meziyet değil mi?
Kâinat içerisinde ibret alınacak birçok husus gözler önündeyken neden inatla gözlerimizi kapatıyoruz? Ölüm gerçeğiyle uyanınca mı açacağız gözlerimizi bu gafletten?
Kuyudayız ama Yusuf (as) değiliz. Gözümüz kör ama Yakup (as) değiliz. Ateşler içindeyiz ama İbrahim (as) değiliz. Sırtımızda bir ton yük ama Muhammed (sav) değiliz. Ama mademki eşref-i mahlûkat olan bir âdemiz, yaratılış gayemizin gereğini yerine getirmemekten nedir gayemiz?
Bu güzide eserde bu mühim soruların cevaplarını edebi bir üslup içerisinde bulabileceğinizi ümit ediyorum. Önümüze serilen bu ibret tablolarından herkes kendisine farklı pay çıkaracaktır eminim.
Pandemi sürecinin bana en büyük getirisi, babamın yıllardır binbir emekle biriktirdiği şiirlerini kitaplaştırabilme imkânı oldu. Daha önce yayınlanan “Ben Bir Öğretmenim” ve “Damlalar” isimli kitaplarında da olduğu gibi baştan sonra büyük bir özen ve özveri ile çalıştığımız bu eserinin de, başta kıymetli babam Rahim Tütüncü’nün, sonra da naçizane bendenizin bir sadaka-i cariyesi olarak kalmasını istiyoruz. Okuyucusunu bulması, okuyucusunun ibret alması temennisiyle…
Hayat, yolun hepsi ise eğer,
Ölüm yolun sonu mu, başı mı?
Yoksa sonsuz hayatın özeti,
Akan tek bir damla gözyaşı mı?
İbrahim Tütüncü
İlahiyatçı