Bedava Kargo

İpek Yolu

Dünya tarihini derinden etkileyen ve günümüzde yeniden canlandırmaya çalışılan İpek
Yolu’nun tarihi, M.Ö.3000-2000 yıllarına, bronz çağına kadar uzanmaktadır. Bu dönemlerden
başlayarak 15. yüzyıla kadar Avrupa’yla Asya’yı birleştirerek insanlığın gelişmesine
önemli katkılar sağlamıştır.
Aslında “İpek Yolu” adı 19. yüzyılın son çeyreğinden sonra kullanılmaya başlanmıştır. Bu güzergâhda yüzyıllarca
sadece ipek ve baharat değil, ticarete konu olan her türlü mal ve çeşitli tarım ürünleri taşınmıştır.
Fakat ipek her devirde maddi değeri yüksek önemli bir mal olduğundan daima ön planda yer almıştır. Onun
yanında batıdan doğuya nar, kavun, karpuz, cam ürünleriyle her türlü baharat ve benzeri mallar taşınırken,
doğudan batıya kağıdın gelmeye başlaması dünya tarihinin dönüm noktalarından biri olmuştur. Bunlar bir
yana, ipek ve ondan imal edilen mallar her zaman çok para etmiş, büyük itibar görmüştür.
İpek Yolu üzerinde çeşitli güçlüklere katılarak faaliyetlerini yürüten tüccarlar arasında, bu uğurda hayatını
kaybedenler olduğu gibi, başarılı olup büyük servetler edinenlerde oldu. Bu ticareti yapanlar para kazanırken,
güzergâh üzerindeki devletler ile otonom siyasi gruplarda vergi almak suretiyle kazançlı çıktılar. Daha
da önemlisi bu coğrafyada yaşayan toplumlar, kıtalararası ticaretin sağladığı ekonomik refahtan büyük öl-
çüde yararlanabildiler.
İpek Yolu Avrasya’da sadece ekonomiyi olumlu şekilde etkilemekle kalmadı; toplumların sosyal, siyasi ve
kültürel hayatlarında da derin izler bıraktı. Bu yönüyle İpek Yolu dünyaya kültür ve medeniyet alanlarında
büyük katkılar sağlamıştır. İpek Yolu üzerinde seyahat eden, ticaret yapan tüccarlar değişik coğrafyalarda ya-
şamakta olan insan topluluklarının birbirlerinden haberdar olmalarını, farklı özelliklerini tanıyıp öğrenmelerini
temin etmiş oldular. Her türlü sosyal ve siyasal gelişmeler ağızdan ağıza dolaşarak çok uzak diyarlara
bu sayede taşınabildi. Sonuçta oluşan sosyo-ekonomik, politik ve kültürel ortamdan, sadece belirli topluluklar
değil, bütün insanlık yararlanmış oldu. Bunun yanı sıra üretilen mal ve manevi unsurlarda doğuda
ve batıda karşılıklı olarak tanındı. Sözgelimi dinler yayıldı ve fikirlerde kendilerine yayılma alanları buldu.
Budizm gibi Hint kökenli, Maniheizm, Zerdüştlük gibi İran kökenli din ve inançlar, müntesipleri tarafından
İpek Yolu üzerinden çöllere, vahalara, uzak bozkırlara ulaştırıldı, buralarda taraftar buldu. Keza bir
Hristiyan mezhebi olan Nasturilik, aynı yollardan yayılmaya çalışıldı. Fakat bunlardan hiçbiri İslamiyet kadar
etkili olmadı, geniş kitlelerce benimsenip kabul görmedi. 7. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İran üzerinden
Asya içlerine doğru yayılmaya başlayan İslamiyet, Emevi kumandanların anlamsız sertliği yüzünden
kısa bir süre duraklama dönemi yaşadıysa da, Emevi saltanatının yıkılması ile birlikte Türk kavimleri arasında
hızla yayılmaya başladı. Özellikle 10. yüzyılın ortalarında Satuk Buğra Han’ın iki yüzbin çadırlık halkı ile
birlikte bu dini kabul etmesi, Türk-İslam tarihinde yeni ve parlak bir dönemin başlamasının kapılarını açtı.
Türkler kendilerinin yaşadığı bölgelerden geçen İpek Yolu ile başından itibaren doğrudan ilgiliydiler. Aslında
bu yolun açılmasının amili olan Çinli seyyahın bu girişimi yapmasının maksadı, Hun tehdidine karşı
Çin’in iş birliği yapabileceği müttefik aramaktı. Bu çabalarının siyasi sonucunun ne olduğu tam olarak bilinmiyor;
ama bu sayede Çin’in batısından dünyaya yeni kapılar açılmış oldu, İpek Yolu doğdu. Türk devlet
ve toplulukları her dönemde İpek Yolu’na hâkim olmaya, yararlanmaya çalıştılar.
6. yüzyılın ortalarında tarihte ilk defa Türk adı kullanılarak Gök Türkler adıyla bir devlet kuruldu ve kısa
sürede Orta Asya’nın önemli bölümünde siyasi hâkimiyet kurmayı başardı. Gök Türkler İpek Yolu’na önem
verdiler; güzergâh üzerinde tüccarların güven içerisinde seyahat edebilmeleri maksadıyla 30-40 km’lik mesafelerde
konaklama yerleri hazırladılar, su kuyuları açtılar, her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştılar.
Bu yapıların kervansaray adıyla külliye haline gelmeleri, mimari bir ûslup ve muhteva kazanmaları Selçuklular
döneminde oldu. Aynı zamanda bu konaklama yerleri hem kervan sahiplerinin hem de hayvanlarının
bütün ihtiyaçlarına cevap verecek kapsamda inşaa edilmiştir. Karahanlılar ve Gaznelilerle başlayan, Selçuklular
döneminde vakıf kuruluşlar üzerinden sürdürülen bu hizmetler, değişik bölgelerde yaşayan Uygurlar,
Türgişler, Karluklar ve diğer Türk boyları tarafından da aynı özenle yerine getirildi.
Türklerin siyasi hâkimiyet alanlarının Osmanlılar döneminde batıya doğru kaymasına paralel şekilde genişleyen
İpek Yolu’nun işlevi ve etkisi 15. yüzyılın sonlarına kadar devam etti. Ancak 1487’de Ümit Burnu’nun
ve ardından Amerika’nın keşfi, dünya ticaretinin ağırlık merkezinin okyanuslara kaymasına yol açtı. Böylece
İpek Yolu’nun önemi hızla azalmaya başladı. Akdeniz’in ticari yol olma fonksiyonu giderek kayboldu. Dünya
ticari dengelerindeki bu değişimler, batı dünyasında yeni bilimsel gelişmelerin etkisiyle üretim teknolojilerinin
modernleşmeye başlaması, Amerika kıtasının zengin bir pazar haline gelmesi Avrupalıların hızla zenginleşmesine
neden olurken, yeterli üretim yapamayan Asya ve Orta Asya’nın rekabet gücü azaldı. Fakirlik
yaygınlaşarak toplumsal bir sorun halini aldı. Batılıların ileriki yüzyıllarda da hızı kesilmeyen sömürgeci ve
kolonyalist girişimleri karşısında direnilemedi.
19. yüzyılın sonlarına doğru Dünya Asya’nın ve Orta Asya’nın önemini yeniden algılamaya başlayıp İpek
Yolu’nu tekrar gündeme getirilmesi düşünülsede bunu fiiliyata yansıtmak mümkün olamadı. Diğer taraftan
21. yüzyıla girilirken, doksanların başında Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasıyla Avrasya’da yaşanan
jeopolitik deprem, Orta Asya’nın zengin doğal kaynaklarının gündeme gelmesine yol açtı. Uluslararası güç-
lerin, sanayileşmiş ülkelerin bunlardan pay almak istemeleri, uluslararası alanda yeni bir rekabet döneminin
başladığı anlamına geliyordu. Konu Birleşmiş Milletlerde ve başka uluslararası platformlarda da çeşitli
vesilelerle görüşüldü, projeler hazırlanmaya çalışıldı. Fakat bütün bu çabalar, tarihi İpek Yolu’nun insani
ve kültürel yönleriyle yeniden hayatiyet kazanmasından ziyade, meseleye ticari ve ekonomik açılardan, dar
pencereden bakıldığından, manevi ve kültürel bir açılım yapılamadı.
25 yıl önce Türk devletlerinin bağımsızlıklarına kavuşmaları Türk tarihinin makas değiştirmesi olarak
nitelendiriliyor, yeni bir dönemin başladığı şekilde yorumlanıyordu. 21. yüzyılın “Türk Asrı” olacağı söyleniyordu.
Mevcut bu potansiyel, henüz tam olarak değerlendirilmemiş olsa bile, geçen süre zarfında Türk
Dünyasının geleceğine ışık tutacak değerde önemli adımlar atılmış bulunuyor. Bunların en önemlisi 2009
yılında Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında kurulan “Türk Konseyi” dir. Türkmenistan
benimsediği tarafsızlık statüsü nedeniyle bu oluşuma “gözlemci” sıfatıyla iştirak etti.
Türk Konseyi’ni kuran devletlerin görüş birliği halinde oldukları konuların başında, İpek Yolu’nun yeniden
hayatiyet kazanması meselesi geliyor. Maksat yolu transit güzergâh olmaktan çıkararak, refahın artmasını
sağlayacak bir ortam hazırlayarak, ortak ticareti ve ekonomik faaliyetleri canlandırmaktır.
Bilindiği gibi tarihi İpek Yolu deniz taşımacılığının ortaya çıkmasıyla önemini yitirmişti. Bugün İpek
Yolu’nun kara ve demir yollarıyla deniz taşımacılığını ikinci plana itebileceği anlaşılıyor. Modern anlamdaki
İpek Yolu tarihi İpek Yolu’nun genişletilen ağları, ulaşım hatları, enerji koridorları ve doğalgaz boru
hatlarıyla örülmesi demektir. Günümüzde Çin’de üretilen bir malın deniz yoluyla Avrupa’ya ulaştırılması
için 27-28.000 km’lik bir mesafeyi kat etmesi gerekmektedir. Yani Çin malının batı Avrupa’ya deniz yoluyla
ulaşması için yaklaşık 45 günlük bir zamana ihtiyaç vardır. Oysa aynı mal, kara ve demir yoluyla 8.500
km’lik yolculuğun akabinde aynı noktaya on günde ulaşabilecektir. Maliyetlerde doğal olarak çok düşecektir.
Bütün bu yönleriyle İpek Yolu’nun derin köklerini ve insanlık tarihi üzerindeki etkilerini araştırıp bir “atlas”
formatında ortaya koyarak konuyu kamu oyumuzun, aydınlarımızın gündemine getirmenin yararlı olacağını
düşündük. Projemiz “İpek Yolu Kültür Atlası” şeklinde gelişti. Tarihi Çin’in Başkenti Hsi-an (eski adı
Ch’ang-an) dan başlayarak konuları bölgelere ve kültürel etkilerine göre (dil, din, tarih vb.) bölümlere ayırıp
işlemeye çalıştık. Geniş bir hazırlık sonucu hazırlanan bu eserin yararlı olacağını, 15. yüzyıldan sonra önemini
kaybeden İpek Yolu’nun tekrar gündeme getirilmesine ilişkin girişimlere katkı sağlayacağını ümit ediyoruz.
Böylece; tarihin yarattığı şartlar çerçevesinde, vaktiyle ortadan kalkan gerekçeyle İpek Yolu etkin bir şekilde
geri dönüşe hazırlanmaktadır.
Yazılarıyla eserin vücut bulmasına emeği geçen değerli hocalarımıza, eserin yayınlanmasında maddi ve
manevi destekleriyle katkı sağlayan T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı
Sayın Dr. Serdar Çam’a, Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) Genel Sekreteri Sayın Doç. Dr. Fahri Solak’a
ve Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Sayın Prof. Dr. Hayati Develi’ye ayrıca eserin editörlüğünü üstlenen Prof.
Dr. Ahmet Taşağıl’a, eserin planlamasında ve hazırlanmasında emeği geçen Fatma Yücel Ayık’a, Cüneyt
Özkaya’ya ve eserin sekretaryasını üstlenen Zeynep Kuşhanoğlu’na şükranlarımı sunmayı vazife addederim.
Av. Şerafettin Yılmaz

Editor: Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
Yayın Tarihi
Baskı Sayısı 1. Baskı
Dil TÜRKÇE
Sayfa Sayısı 528
Cilt Tipi Ciltli
Kağıt Cinsi Kuşe Kağıt
Boyut 23.5 x 33 cm
Bu üründen 44 adet satılmıştır.
 
Bu kitaba link vermek için alttaki html kodu web sayfanıza koyabilirsiniz;

<a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/ipek-yolu/377188.html"> <img src="https://imageserver.kitapyurdu.com/select.php?imageid=1114883&width=85&isWatermarked=true" alt="www.kitapyurdu.com'dan satın al" border=0></a>
Liste Fiyatı:
157,41
Tedarik Süresi: SATIŞ YOK (TÜKENMİŞ)
Okuyacağım (8)
Okuyorum (1)
Okudum (0)