Her yeri kasıp kavuran II. Dünya Savaşı günümüzde farklı açılardan irdelense de dipsiz kuyu misali, hâlâ geride aydınlığa kavuşmayan pek çok mesele vardır.
Dönemin tüm askeri ve ideolojik çatışmaları bir yana, hiç şüphe yok ki bazı Nazi ileri gelenlerinin doğaüstücülüğe olan yatkınlıkları ve birbirinden gizemli ‘mucize silahların’ (wunderwaffen) pıtrak gibi ortaya çıkışı, olayların anlaşılmasını daha karmaşık ve çetrefilli bir hale getirmektedir.
Ma.Zi-1945 Başlangıç kitabında, II. Dünya Savaşı tüm hızıyla devam ederken kendisini beklenmedik bir davetle, Nazi Çanı’nın (Die Glocke) geliştirildiği gizemli Riese Projesi’nin merkezinde bulan makine mühendisi Matthias Strauss’ın yaşamının, bir anda değişmesine şahit olmuştuk.
Gerçi hayatında güzel rastlantılar da yok değildi. Aynı günlerde yolu aşık olacağı kadınla, antik tarihçi Zissel Bernstein’la kesişmişti.
Savaşın sonlanması, tam da her şeyin yoluna gireceğini sandığımız bir anda Matthias ve Zissel’in ilişkisini çıkmaza sokmuş, fakat onlara bir şans daha vermek isteyen evrenin gizemli kozmik yasaları, ‘bir kelebek bir çiçeğe konar ve insanlığın kaderi değişir’ misali, onları tekrar bir araya getirmişti.
Tüm bu gelgitlere nihai noktayı koymak ve ülkesinin geleceğini kurtarmak isteyen Matthias, sonunda hiç beklenmedik bir yönteme başvurmuştu.
Kararında ne derece doğru olduğunu ve büyük aşkına kavuşup kavuşamayacağını serinin ikinci kitabı olan Ma.Zi-1945 Vuslat’ta hep birlikte göreceğiz.