Modernleşme paradoksu kavramsal analiz yöntemiyle hazırlanmış bir kitaptır. Okuyucu, kavramların yaratıcı düşünceye yol açtığını görebilecektir. Kitapta; konulara ilişkin neden sonuç ilişkisinin oksimonon, algori ve ironi olmayıp paradoks yönüyle düşünmeye sevk olduğunu bulacaktır.
Modernleşme; ekonomik, sosyal ve kültürel yönleriyle prizma gibidir. Değişme, büyüme ve gelişme gibi birbirini etkileyen kavramlar silsilesidir. Buradaki paradoks her toplumda ve her zaman aynı etkiyi göstermeyeceğidir. Değişmeye ve modernleşmeye yüklenen anlam toplumdan topluma farklılık arz etmektedir. Meşrutiyetçilerin meşhur mottosu “Her türlü maslahatın şer-i veçhisi bil muttali bulunur.” sözünde değinildiği gibi olan vakıaları meşrulaştırmaktan ziyade gelecek kuşaklara bunlar üzerinde daha normatif ve analitik düşünme sanatını kazandırabilmek önemlidir.
Bu kitapta gerçek olanla normatif olanın mukayesesini okuyucu yapabilecektir. Aslında paradoks sezgiye karşı sonuç doğurur. Bu yapıtta felsefi argümanın ötesinde siyasal, sosyal ve kültürel gerçekliğin toplumsal zaman ve zemin boyutundaki izdüşümü kavramsal bağlamda analiz edilmeye çalışılmıştır.
Osmanlıdan günümüze 1699’larda başlayan toprak kayıpları ve etkisi ,1770-1830 modernleşme hareketleri ve sonuçları,1830’dan 1876 Kanûn-ı Esâsî'ye giden süreç, 1876, 1921, 1924, 1961, 1982’lere kadar gelen Anayasalarla yaşama süreci modernleşme ve etkisinin analiz edilebileceği süreçlerdir. Burada modernleşme paradoksunun temeli ekonomik ve siyasal düşünce sistemi olmadan, rönesans ve reformu görmeden, bazı ülkelerden alınan kavramların yıkıcı etkinin yarattığı sonuçlar başlı başına bir paradokstur diyebiliriz. Bunun için kavram analiz yöntemi tercih edilmiştir.
Son olarak okuyucu bu kitapta, modernleşme, değişme, büyüme, gelişme, demokrasi ve türevleri aslında kendi içinde paradoksu içerir. Önemli olan bu kavramlar yüklenen anlam ve sosyal gerçekliğe katkısını bulabilmektir. Kavramdan yola çıkarak paradoksa düşmeden yeni bir medeniyet inşası özlemini verebilmektir.