Şu dünyadaki dağlardan, denizlerden, mehtap, gökyüzü ve yıldızlardan, nadide çiçeklerden, bütün duygulardan esinlenerek sevgilinin güzelliğini ve gönlümdeki aşkı anlatmaya çalıştığım bu şiir kitabımda yazdıklarım; kafiyeli sözler, beyitler değil, her biri diğerinden eşsiz duygulardır. Duygudan duyguya, hâlden hâle geçiştir, aşktır, sevidir, sevgidir, bazen hüzün bazen de gözlerimden yanaklarıma usulca süzülen gözyaşımdır. Aslında her damla gözyaşım, kalemime mürekkep olarak bir beyit, bir şiir olmuştur. Nereye baksam onu görüyor, ne yana dönsem onu yaşıyordum ve onu sevmekten yaşamaya fırsatım olmuyordu. Uyumadan önce en son onu düşünüyor, uyanınca da ilk aklıma gelen o oluyordu. Geceleri rüyamda görüyor, gündüzleri hayaliyle yaşıyordum. İçimde duyduğum bu derin aşkı göstermek ve bilinmek istediğim için bu kitabı yazmadım, sanki ben onu sevmekten çok onu yazmak için vardım. Bu aşk denen eşsiz duyguyu onda tadıp onda yaşayarak aşkı yazmak için vardım. Ne zaman övmeye başlasam seni, güzel bir şiir dökülür kalemimden. Ne zaman seni ansam, andığım yerde oturup seni yazdım ben. Seni şiirleştirmek ve aşkı tarif etmek için benliğimi yalnız sana, aşka verdim ben. Aşk gibi eski ve güzel duyguyu sende tadıp sende yaşamak başlı başına bir şiirdi zaten. Yazmaya cesaret edemedim ama bu kitabın adı senin adın, burada yazılmış bütün şiirler, senin eşsiz güzelliğinden ve varlığından ilham alınarak kalemimden döküldü. Adını da kalbime, aşkını da gönlüme yazıyorum. Şiirlerimi kitapla beraber ruhuma da yazıyorum. Bir gün benim adım silinip gidecek, senin adın ebediyete kadar bu şiirlerle yaşayacak, sevgililer birbirine senin için yazılan şiirleri okuyacak, bu sayede sevgimiz dilden dile söylenecek; sevenler, sevilenler, âşıklar tattıkları güzel duyguların tanımını ve söze dökülerek şiirleştirilmiş hâlini bu kitapta bulacaklar. Bu duygularla, bu kitaptaki bütün aşk şiirlerim; özleyenlere, bekleyenlere, hasret çekenlere, sevenlere, âşıklara, sevdiğine hoş bir sözü olanlara armağanımdır.